Erol Bulut’un şansı; Samatta ve Altay…


Karagümrük iyi takım; yani karşılaşma öncesinde tesadüfen liderlik koltuğunda oturmuyordu. Bu, Fenerbahçe 1-0 öne geçtikten hatta 2-1’den sonra, özellikle rakip kaleye giderken bilinçli top çevirmelerde daha net olarak ortaya çıktı.

Fenerbahçe’nin yeni kurulmuş, birbirine alışma devresinde olan, belli bir oyun ve pozisyon bilgisi olmayan ancak yetenekli futbolcularının spontane yaratıcılıklarıyla sonuca gitmeye çalışan; savunma kurgusunu sağlam tutan bir takım görünümünde olduğunu söyleyebiliriz.

Öyleyse ilk hedefin sonuca gitmek olması pragmatist ve doğru bir harekettir.  

Erol Bulut bunu yapıyor ve şansı da yaver gidiyor.

Şans demişken kuşkusuz Fenerbahçe’nin bu bakımdan en büyük kazancı Altay Bayındır olmuştur.

Eğer futbolcuların değeri anlık borsa gibi takip ediliyor olsaydı Altay’ın piyasa değeri sezon başından bu yana her maçta yaptıklarıyla 4 katına çıkardı.

Dün yaptığı penaltı kurtarışı birçok yönden Fenerbahçe’yi teknik direktörünü, bazı futbolcuların ağır eleştiri almasını engellemiştir.

Şans demişken şimdi ikinci kutuyu açalım; Samatta…

Attığı birinci gol öncesinde asist gelmeden durduğu yer ile topu kaleye gönderdiği yer arasında kat ettiği mesafenin boyu futbolcunun kalitesiyle doğru orantılıdır.

Fenerbahçe’nin uzun zamandır aradığı golü koklayan, arayan, bulan ve atan oyuncu karakteri işte budur.

Bunun sürdürülebilir olup olmayacağını ilerleyen haftalarda göreceğiz. Ancak bu gol 10 günlük çalışmayla atılacak kadar basit değildir. Mutlak surette Samatta’nın futbolculuğu ile ilgilidir.

Caner’in buradaki başarısı topu tam da ölü bölgeye atmasıdır. Caner bu ve benzeri ortaları sürekli yapıyordu ama hiçbir oyuncu Samatta kadar takipçi olmadığından ve pası durduğu yere beklediğinden toplar savunma havuzunun ortasına sahipsiz bir şekilde düşüyordu.

Fenerbahçe bu maça kadar ligin, 51 orta ile rakip ceza sahasına en fazla top gönderen takımı özelliğine sahipti. Ancak ceza alanının içinde bu topları kullanma sayısında 3. Sıraya düşüyordu.

Girişte yeni takım olma özelliğinden söz etmiştim, Fenerbahçe işin başında olduğu için takımına ezberlenmiş pozisyon yerleşimleri henüz kuramadı. Bu nedenle sezonun başında ileri üçlüde denediği futbolcuların ceza sahası hareketlenmeleri spontane oldu.

Samatta’nın attığı ikinci gol öncesinde Sosa’nın boş alana yaptığı koşu ve attığı pas da gol kadar değerliydi.

Bunlar Fenerbahçe’nin pozitif ve Erol Bulut’a şans getiren etkenlerdi. Bir de negatif tarafları var kuşkusuz.

Öne geçtikten sonra aslında her şey Fenerbahçe’nin istediği kıvama gelmişti. Çünkü üç haftadır gol bulma arzusu bir strese dönüşmüştü. Nispeten erken diyebileceğimiz bir bölümde atılan gol rahatlama getirmiş olmalıdır. İşte, bundan sonrası Fenerbahçeli oyuncuların iki aydır çalıştıkları derslerini uygulama fırsatıdır.

Mesela daha fazla yerleşik oyun ve pas yapılabilirdi.

Ancak ne oldu; Karagümrük giderek oyunun kontrolünü eline almaya başladı ve Fenerbahçe’yi tıkayarak etkisizleştirdi.

Maçın ikinci yarısında Gustavo ve Altay’ın yıldızlaşması ne demektir?

Fenerbahçe’nin orta alanındaki ön liberosu etkili müdahalelerde bulunuyor ve kalecisi de kurtarıyor anlamına gelir.

Hatta son 30 dakika oyun tamamen Karagümrük’e geçtikten sonra (Ozan’ın neden ilk tercih olduğunu anlamamakla birlikte) Erol Bulut’un Tolga hamlesini bu şekilde okumak gerekir diye düşünüyorum.  

İşte bu en başından bu yana konuşmaya çalıştığımız Fenerbahçe’nin kadro zenginliği ve 5 oyuncu değiştirme hakkının yarattığı durumdur.

Erol Bulut, sahada olan biteni öncelikle sahadaki oyuncularla çözümlemelidir, kadro derinliğinin yarattığı opsiyonu kullanarak değil. Çünkü bu ona çözmesi gereken sorunu ertemele kolaycılığı verir.

Fenerbahçe’nin dün ve bugün yaşadığı ve gelecekte de ihtimal dahilindeki en önemli ikilemi bu olacaktır.

Erol Hoca maç sonunda bir iki transfer daha olacağından söz etti. Samatta gerçek anlamda ihtiyaca yönelik bir transferdi. Cisse’nin de bunun yedeklenmesi olduğunu söyleyebiliriz. Bundan sonra Fenerbahçe’nin yapacağı transferler savunma hattından başka bir yerden olursa oyunu oyuncu üzerinden okuma şekline dönüştürür.

Bu da bir yoldur kuşkusuz.

Fenerbahçe’nin ilk Rizespor maçında savunması açıklar vermişti. Karagümrük maçında da bu foya tekrar kendisini gösterdi; üstelik takım 2-0 öndeyken. Buraya daha fazla çalışmak gerekiyor.

Buraları puan kayıpsız geçmek önemli ve gereklidir. Yaptığımız eleştiriler bundan sonraki oyun planına yönelik, işin kalıcı boyutuna dairdir.

Kazanmak, aynı zamanda kazanma alışkanlığı ile oluşturulan bir özgüven halidir ve kötü oynayarak da kazanmasını bilen takımların yakın oldukları bir durumdur.

Son olarak da hakemden konuşalım.

Yaşar Kemal Uğurlu karşılaşma içinde pozisyonlara verdiği tepkilerle inandırıcılığını yitirdi. Karagümrük’ün ilk penaltısında sanki pozisyonu net görmüş gibi itiraz eden oyunculara reaksiyon gösterdi. 30 saniye sonra da verdiği karardan döndü, VAR’ın da uyarısıyla penaltı düdüğü çaldı. Bu VAR’ın uyarısıyla olandı ya sahadaki VAR’sız kararları?

Hakemler yanlış karar verebilir, veriyorlar da ama en azından kuyruğu dik tutabilmelidir. Görmediysen, atladıysan zaten VAR devreye giriyor. Sen niye bu kadar kesin hamle yapma ihtiyacı duyuyorsun ki?



Kategoriler:Spor

Etiketler:, , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: