Kafa kafaya… Ama yetmedi!


Fenerbahçe çok çaba gösterdi, mücadele etti, ayakta kaldı, pozisyonlar yarattı; yani kendi potansiyelleri içinde hemen her şeyi denedi ama sonucu değiştiremedi.

Şanssızlığı bu sezon Premier Ligin belki de en istikrarlı, sağlam, dengeli, ne oynadığını bilen ve rakibine de fazla alternatif bırakmayan bir takımına karşı oynamasıydı.

Maç başlar başlamaz zaten soyunma odası tahtasına çizilmiş dizilişe uygun bir şekilde rakibine karşı pozisyon aldı Aston Villa.

Top Fenerbahçe’deydi ama İngiliz ekibinin izin verdiği veya bıraktığı boşluklarda oynayabiliyordu sadece.

Sabırla bekliyor, izliyor ve topu kaptığı anda hızla hücuma çıkıyordu Aston Villa.

Çok rahat bir şekilde ceza sahasının içine kadar sızabiliyordu.

Oyunun bu bölümlerinde çok kritik yerlerde İsmail ve Mert Müldür’ün müdahalelerini veya Aston Villa’nın ataklarını kesmelerini izledik.

Bu atakların bir bölümünün çok basit top kayıpları veya eksik yakalanmalar olduğunu da buraya not düşmemiz doğru olur.

Fenerbahçe’nin bu kadar rahat pozisyon vermesini eleştirmemiz mi yoksa bunlara karşı yerinde müdahaleleri övmemiz mi gerekiyordu karar vermek kolay değil sanırım.

Aston Villa sanki ne zaman gol atacağını biliyor gibi oynuyordu.

Talisca girene kadar da gol yemeyecekmiş özgüveni içindeydi.

Tedesco Lig maçının aksine bu sefer Semedo ve Mert Müldür’ün kanatlarını değiştirerek maça başladı.

Bu tercih Mert için bir avantaj yaratırken Semedo için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.

Fenerbahçe yine rakibe göre sağ kendi savunma yerleşimine göreyse sol kanattan gelişen ataktan golü kalesinde gördü.

Semedo’nun burada 2’ye 1 kaldığını, rakibin de hızlı bir şekilde tek paslarla oyunu açtığını gördük.

Gol zaten tam da Aston Villa’nın beklediği ve istediği muhtemelen de planladığı zamanda geldi. Öncesinde de olabilirdi ama az önce de yazdığım gibi yerinde ve zamanında müdahaleler bir bakıma buna engel oldu.

Fenerbahçe ilk yarının sonlarına doğru oyunu biraz dengeledi ve ileriye doğru çıkıp, rakip kaleye gidebileceğini fark etti.

Ancak eksikleri vardı.

Yeni transferlerin takımın hücum gücünü ne kadar değiştirdiğini fark ettik böylece.

Fred ve özellikle Nene ile Fenerbahçe istediği atak organizasyonlarını üretmede zorlanıyorlar.

Fred’te bir de tempo yapma eksikliği de var.

Aston Villa’nın eksik yakalandığı birçok atak organizasyonu başlayamadan set oyununa dönmek durumunda kaldı.

Hücumda sadece Duran ile de oynamak Fenerbahçe’ye yetmiyor.

İkinci yarı Talisca’nın girişi ile birlikte peş peşe pozisyonlar da gelmeye başladı. Talisca biraz dikkatli olabilse eşitlik sayısını da atabilirdi.

Aslında Aston Villa tam da Kerem’e uygun top oynuyordu veya yerleşiyordu; ama bir türlü oyuncuya doğru toplar gelemedi atılan toplar Kerem için çok zordu.

Tedesco haklı, Premier Lig’de hiçbir takım Aston Villa’ya karşı bu kadar pozisyon üretmemiştir.

Kaleci Bizot 8 kurtarışla bir bakıma sonucu da belirleyen oyuncu oldu.

50 yıldır bu karşılaşmaları izliyorum. Başlarda yabancı sınırlaması vardı; biz bizdeydik ve yerli oyuncularla bu kadar oluyor, diyor avunuyorduk.

Aradan zaman geçti, futbolumuzda birçok değişiklik oldu. Yabancılar geldi; ancak bir bakıma sonuç değişmiyor.

Kafa kafaya mücadele ediyormuş gibi görünüyor ama yetmiyor.

Rakip istediğini alıp evine dönerken bize yine “iyi mücadele ettik” tesellisi kalıyor.

En azından evinde kaybetmemeyi bilmek, becermek gerekiyor.

Bununla birlikte bu Fenerbahçe’nin geçen senenin çok çok üzerinde ve ilerisinde olduğunu da söylemek doğru bir çıkarım olur.

 

Yorum bırakın