Kadıköy’den yükselen hesap edilememiş muhalif güç


Fenerbahçe taraftarını yıllardır hiç bu kadar tutkulu, bilinçli ve ne istediğini bilen bir şekilde görmemiştim. 3 Temmuz süreci Fenerbahçe’ye ve taraftarına benzer davalardan çok daha farklı bir direnç kazandırıyor.

Üstelik her geçen gün biraz daha siyasileşiyor ve toplumsal muhalefetin iktidarın hiç de hesap edemeyeceği bir tabanı haline geliyor. Merkezinde Fenerbahçe’nin olduğu bu mahkeme süreci eğer diğerleri gibi zamana yayılırsa, 2-3 yıl gibi, önümüzdeki dönemde iktidarın temsilcileri mevcut rakiplerine karşı sağladıkları baskın gücün etkisini burada hissettiremeyebilirler.

Şimdi burada biraz duralım.

Büyük güçler, devletler kendisinden çok daha küçük oluşumları yok etmek için süreci zamana yayarlar. Kendi kütlesinin dayanımından yararlanırlar.

Örneğin, ABD 1991 ile 2003 yılları arasında Irak’ı dört bir yandan kuşattı, ablukaya aldı, zamanı geldiğinde hem bölge çevresinde, hem ülke içinde artık müdahale ve yeniden yapılanma için her şey hazır hale gelmişti.

Benzer şeyin sene başından bu yana Arap Baharı için de yaşanmış olduğunu söyleyebiliriz.

Zaman her şekilde güçlü olan tarafın lehine çalışır, geliştirir.

Güç iradeyi kırdığı veya teslim aldığı andan itibaren kazanmaya başlar.

Bunun karşısında her türlü zayıflığa ve güçsüzlüğe karşı tek bir gerçekle durabilirsiniz. Haklıysanız mutlaka kazanırsınız.

Emperyalizm ve ırk ayrımcılığının bütün baskı, yok etme politikaları, uygulamalarına karşın Nelson Mandela tam 27 yıl hapiste kaldıktan sonra çıktı, devlet başkanı oldu. Mücadelesinde haklı olduğu için zaman onun lehine doğru çalıştı.

Doğa düzeni, güzeli ve iyiyi sever, düzenden, güzelden ve iyiden yana tavır alır.

 

Şili’nin 23 yaşındaki güzeller güzeli gençlik lideri Camila Vallejo haklılığının, doğru mücadele şeklinin ve elbette güzelliğinin karşılığını iktidarın uygulamalarını yenerek aldı.

İnsanlığın binlerce yıl önce ürettiği düşünceler, fikirler, arzular, ütopyalar bugün teker teker gerçeğe dönüşüyor.

Çünkü hepsi insanın kendisine yabancı olamayan doğasının güzel, doğru ürünleridir.

Felsefe dediğimiz şeyse bütün bunları gerçekleştirmenin, doğru düşünme pratiği yapmanın aracıdır.

Fenerbahçe çok uzun yıllardır büyük bir karmaşanın, istikrarsızlığın, bilinçsizliğin ve günübirlik yaşamanın ürünü olarak kendisinin devlet aygıtına dayayarak yeni milenyuma kadar gelebildi.

Ancak bu vizyon Fenerbahçelilerin kendilerinde görmek istediklerinin çok gerisindeydi.

Fenerbahçe taraftarı 1998 kışında Maraton tribüne yarım metre suyun içinden geçerek maç izlemeye girerdi. Hiç kuşkusuz bu durum maç saatinde yaptığı “büyüklük” tezahüratlarıyla oldukça çelişen bir durumdu.

Spor kulübü olarak sahip olduğu branşların hiçbirinde doğru dürüst bir altyapı yoktu, üstyapıda başarı namına bir şey üretilemiyordu.

Fenerbahçe futbol takımı 1978’de şampiyon olduktan ancak 5 yıl sonra şampiyonluğa ulaşabilirken, gelecekte yaşayacağı o kâbus dolu günlerin de sinyalini veriyordu. 1990 ile 2000 yılları arasında sadece 1 şampiyonluk kazanacaktır.

Tesis anlamında Dereağzı’nın dışında bir yer yoktu.

Formasının rengi ve biçimi bile dönemin kumaşçılarının ve modacılarının keyfi seçimine kalıyordu.

Geniş bir Fenerbahçeli kesim bu durumu kendi içinde ve arasında çok sık tartıştı. Bir süre sonra da ortaya çok önemli bir Proje çıktı.

Bu Proje 12 yılda dünyada eşine az rastlanır bir gerçeklikle hayat buldu.  

Fenerbahçeli’nin her türlü hayali realitede bir yapı olarak karşılığını aldı. Üstelik bu hayali kendi kurdu, planladı, projelendirdi; bütün şartlarını zorlayarak kendisi yaptı.

Hiç kuşkusuz devletten yardım almıştır; ancak bu maddi bir şey değil daha çok yasal kolaylıklarla sınırlıdır.

3 Temmuz’dan bu yana Fenerbahçe taraftarı işte bu hayaline, planlarına, Projesi’ne sahip çıkıyor.

Ortada herkesin kendisine model aldığı bir Proje var. Üstelik bu Proje hem doğru, hem de çok güzel, çünkü insanları mutlu ediyor.

Fenerbahçe hayalinin, aklının, maddiyatının ve bileğinin gücüyle bütün bunları gerçekleştirdiğini hem biliyor hem de yürekten inanıyor.

Bu ona daha güçlü bir bilinç kazandırıyor.

Haklı ve hakkı olduğunu düşünüyor.

Ayrıca yine biliyor ki bu güzellik ve değer başkalarının da iştahını kabartıyor. O’nun üzerinde planlar yapıldığının da farkında.

Bugün kendilerini çok güçlü ve haklı hissedenlerin hesap edemediği şey budur.

Dünya tarihi bize çok ilginç toplumsal olayların önemli dönüşümlerin tetikleyicisi olduğunu göstermiştir, anlatmıştır.

Egemen güçler hiç hesap edemedikleri bir takım muhalif unsurların siyasallaşarak farklı tabanlarda bambaşka tepkiler vermelerine neden olmuşlardır.

Kadıköy’den böyle bir güç yükseliyor.  

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bu yazı 04 Ekim 2011 tarihinde Milliyet.com.tr‘de yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s