Fenerbahçe’den suçlu yaratan yeni dönem


2007’den bu yana Türkiye’nin “dokunulmazları” denilen her tabuya teker teker operasyonlar düzenleniyor, geçmişe dönük bir takım hesaplar soruluyor. Bunların büyük bir bölümünün “artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması” yönünde bir kamuoyu beklentisi yarattığı gerçekliktir. Çünkü bu operasyonlar öylesine geniş bir yelpazeye yayılıyordu ki Türkiye’nin bir zamanlar yaşadığı iyi saatte olsunlar günleri ile ilişkilendirildiğinde belli bir mantık çerçevesi içine yerleştirilebiliyordu.

Ancak böylesine geniş bir soruşturma önemli bir halk desteğinin yanı sıra çok analitik, çözümleyici ve sentez yapıcı bir akıl ile zekâyı da zorunlu kılıyordu. Türkiye iktidarına sahip çıkarak bu operasyonlara destek verirken ikinci koşul kendi kendisini üretemedi. Neden tıkandığını ve ilerleyemiyor hatta genişleyemiyor olduğunu bilemiyoruz, fakat bekliyorduk.

Geçtiğimiz Pazar günü Fenerbahçe odağında başlatılan şike operasyonuna Sivasspor ve Giresunspor’un dâhil edilerek genişletilmiş olduğu görüntüsü verilmiş olsa da dün Fenerbahçe Başkanı’nın tutuklanmasıyla genel çerçevesi de çizilmiş oldu.

Geniş kapsamlı böylesi bir operasyona Fenerbahçeliler de dâhil olmak üzere birçok futbolseverin destek olacağını biliyoruz.

İşin ilginç tarafı belki bu operasyon öncesinde bir kamuoyu yoklaması yapılsa Fenerbahçelilerin çok yüksek oranda soruşturmaya destek vereceğini tahmin etmek çok zor olmasa gerekir.

Neden?

Çünkü Fenerbahçe’nin son on yıllık lig ve kupa tarihçesi gözler önüne getirilse ki sanırım Fenerbahçe taraftarı için her biri ayrı ayrı travmatik sonlardır; 2006’da Denizli’de ve 2010’da Şükrü Saraçoğlu’nda son maçlarda kaybedilmiş Lig Şampiyonlukları ile 2001, 2005, 2006, 2009 ve 2010 yıllarında yitirilmiş kupa finalleri bu taraftarda hep kendisine karşı kurulmuş bir komplonun şaibe duygusunu yaratmıştır.

Bir taraftan bu dejavu’sal duygu fırtınası yaşanırken yine kendince çok zorlanarak şampiyon tamamlamış olduğu sezon sonrasında başkanının tutuklanmasına kadar varan operasyon karşısında artık duygularını kontrol edebilmesi ve doğru şekilde düşünmeye devam etmesi çok kolay olmayacaktır.

Bu Aziz Yıldırım başkanlığı süresince Fenerbahçe taraftarının yaşadığı sekizinci ancak en güçlü travmatik durumdur. Yıllarca büyük bir haksızlığa uğradığı, elinden şampiyonluklarının alındığına inanan bir taraftara “sizin başkanınız şike yapmak için örgüt kurdu” deniliyor.

Açıkçası son on yılda Fenerbahçe’nin geldiği yerden bugüne baktığımızda bunun gerekli olup olmadığına inanmak da kolay değildir. Çünkü Fenerbahçe önceki hafta sonunda Avrupa’nın ekonomik anlamda 10. sırasında bir kulübüydü ve mücadele ettiği bütün spor branşlarında şampiyonluklar kazanması bir yana Avrupa’da da ülkemizi en üst düzeyde temsil ediyordu.

Ayrıca Fenerbahçe’nin gelişme çizgisi bir model haline de gelmiş, sahip olduğu stadyumu, Fenerium’u, gelirleri ve ekonomisiyle takip edilen bir örnek olmuştu.

Yetmemiş yarattığı bu model herkesin yararlandığı kümülatif ölçekte büyük bir ekonomik değere dönüşmüştür. İki sene önce yayın ihalesi sonuçlandığında Kulüpler Başkanlığı da emanet edilen Aziz Yıldırım’ın emeklerine teşekkür edenlerin sayısı hiç de az değildi.

Şimdi o ekonomiyi büyüten kulüp tek başına sanık sandalyesine oturtulmuştur. Fenerbahçe’den, Fenerbahçeli’den suçlu yaratılmak istenmektedir.

Geçen hafta henüz ortada tutuklamalar yokken Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin değişen anlamından söz etmiştim. Burada Cumhuriyet kavramının içeriğini Yalçın Doğan’ın tarif ettiği şekliyle kullanmıştım. Bu kitabı okumamışsanız tam olarak neye karşılık geldiğini denkleştirmede zorluk çekebilirsiniz. Çünkü kamuoyunda yerleşmiş popüler tanımından farklı bir anlam ifade eder.

Belki girişte konuştuğumuz “dokunulmazlar” çerçevesinde değerlendirilebilir; çünkü Fenerbahçe, Cumhuriyetimizin bu dokunulmazlarıyla zaman zaman onlarla birlikte kiminde de onlara karşı durarak ancak her zaman Türkiye’nin nabzını tutarak var olmayı sürdürmüştür.

Türkiye’de devlet aygıtı gündemi değiştirmek için hep Fenerbahçe’nin gücünden yararlanmıştır.

Fenerbahçe’nin başarılarının ve büyük başarısızlıklarının bu ülkenin hep kırılma zaman dilimlerine karşılık gelmesi tesadüf olabilir mi?

Ne olmuştur da bu sefer Fenerbahçe adını bu kadar lekeleyecek derecede bir gündem tercih edilmiş, bunu ilerleyen günlerde anlayabileceğiz.

Belki anlayamayacağız ancak Fenerbahçe’nin bugünkü durumunun yaratacağı yeni şekli göreceğiz.

Yıllarca Fenerbahçe sevgisi ve nefreti ile gündem yaratanların bunu değiştirmeye hazırlandıkları şu günlerde onlardan gelecek farklı tepkilere karşı da hazırlıklı olmaları gerekir.

Fenerbahçe’nin olmadığı futbolun yaratacağı her türlü boşluğu dolduracak yeni bir potansiyelin ne olacağı merak konusudur.

Özellikle 1980 ile 2000 yılları arasında büyük güç kaybı yaşayan, ancak son on yılda bugün tutuklu olarak cezaevine yerleştirilmiş başkanı sayesinde büyük bir değişim geçirerek tekrardan ve çok daha büyük bir momentumla çekim merkezi haline gelmiş Fenerbahçe’nin karşı karşıya kaldığı yeni duruma ve şekillendirilme sürecine nasıl tepki vereceği de izleyeceğiz.

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bu yazı 11 Temmuz 2011 tarihinde Milliyet.com.tr‘de yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s