Kaybetmemesi gereken bir karşılaşmayı hem rakibine büyük bir moral vererek hem de kendisini fazlasıyla güçsüz göstererek teslim etti Fenerbahçe.
Bu maçta çok önemli hataları oldu; özellikle oyun merkezinde konuşacak olursak Lyon deplasmanında bize gösterdiği derli toplu, konsantrasyon seviyesi yüksek ve dengeli futbol sergileyen takımla hiçbir bağlantısının bulunmadığı bir derbi izletti taraftarına.
Futbolun böyle sonuçları oluyor; kazanırken takım halinde gücünüz en üst seviyelere çıkıyor, kaybederken de bir anda neredeyse tüm oyuncular değersiz hale geliyor.
Fenerbahçe neden kaybetti sorusunun birden fazla cevabı var ancak bana göre ön plana çıkan en temel sebep; sakin kalamaması, rakibinin yükselttiği gerilimi taşıyamayarak özellikle ikinci yarıda dağılmasını yazabilirim.
Kuşkusuz hakem kararlarının çoğunlukla ve Fenerbahçe’nin her ileriye çıkış bölümlerinde sürekli Beşiktaş lehine olmasının da Fenerbahçeli oyuncuları etkilediğini belirtmek gerekiyor.
Sakin olma becerisini kaybedenlerin başına Skriniar’ı yazmak gerekiyor. Vlahovic ile girdiği ikili sürtüşmeden resmen mental olarak yenik çıktı ve hırslanarak zaman zaman yerini kaybetti.
Skriniar ile Ake’nin uyumu bundan sonra yerle bir oldu; bu iki oyuncu Beşiktaş’ın ataklarında hep 2’ye 1 kaldılar.
Diğer tarafta Trossard’ın oyun tarzı malum; böyle bir oyuncu karşısında Semedo’nun da etkisiz kaldığını not etmemiz gerekiyor.
Bu kanatta Beşiktaş’ın Rıdvan’ın da desteği ile etkili olmasında Semedo ile birlikte Greenwood’un dağınıklığının büyük katkısı oldu.
Geçen sezon Fenerbahçe’de en fazla eleştirdiğim ve takımın genel olarak oyun düzenini bozduğunu ifade ettiğim Talisca’nın gidişiyle o boşluğu Greenwood’un dolduracağını söyleseler inanmazdım. Özellikle bu karşılaşmada oyuncu bireyselliğin zirvesine çıktı ve takımın tüm düzeni hem bozuldu hem de ters ataklara dönüştü.
İlk yarı sağ kanattan üç oyuncuyu eksilterek getirdiği topu arka direkte bekleyen iki oyuncuya atabilse kuşkusuz Vlahovic’in attığı golün benzerini belki de Vedat yapacaktı. Ama o kendisi vurmayı tercih edince ortaya büyük bir hayal kırıklığı çıktı.
Greenwood’un yeteneği Talisca gibi her ne kadar tartışılmazsa da bireyselliğe dönüşen oyunla birlikte özelliğini bir anda yitiriveriyor.
İsmail Kartal’ın İrfan Can tercihi hatalı oldu; ama daha büyük yanlışı onun yerine Kerem’i almakla yaptı. Böylece Fenerbahçe’nin orta alanı tamamen çöktü veya boşaldı.
Kerem’in en az İrfan Can kadar top ezmesi veya kaptırması Fenerbahçe’nin ikinci yarı etkisizliğinin sebeplerinden biri oldu.
Anlaşıldı ki oraya İsmail hamlesi gerekiyormuş.
Berabere giden karşılaşmada orta alanın sıkıştırılması Fenerbahçe’yi toparlayabilirdi ama çok geç kaldı.
Hele Nene!
Böyle maçlarda asla etkili olmadığı gibi fazlasıyla sıradan bir oyuncuya dönüşüyor.
Lukaku’nun hazır olmayan görüntüsüyse bir başka dosya olarak zincire eklenmiş oldu.
Takım halinde Fenerbahçe’nin ikinci yarı belirginleşen yorgun ve güçsüz halinin taraftarlarını endişelendireceği kesin; bunun için ne yapılabilir, cevabı Samandıra’da gizli duruyor.
Şapkadan tavşan çıkar mı bekleyip göreceğiz.
Beşiktaş tarafı için söylenmesi gereken ilk şey akıllı ve pragmatik oyun tarzlarıdır.
Rakibinin tüm sinir uçlarıyla oynamayı çok iyi becerdi.
Fenerbahçe’nin etkili oyuncularından Skriniar ve Guendouzi bu gerilimi taşıyamadılar.
Kante hem yalnız kaldı hem de sindi.
Greenwood’un bireysel oyununa neredeyse Beşiktaş katkı sağladı.
Her şeyden öte Beşiktaş ayakta kalmayı başardı, maçı kazandığı bölümde tüm hatlarıyla rakibinden güçlü durumdaydı.
Sezonun henüz bu seviyelerindeki kayıpların telafi edilebileceğini söyleyebiliriz ama başta da yazdığım gibi buradaki esas psikolojik kırılım takımın dışarıya karşı verdiği yetersiz kadro görüntüsü.
Bu durum hep yapılan hem de yapılamayan transferler üzerine polemiği yükseltecektir.
Fenerbahçe’nin takım savunmasının bu kadar açık vermesi de kaygı uyandıran bir başka detay olarak göze çarptı.
Şampiyonluk için özellikle evindeki derbileri kaybetmemenin büyük önemi olduğunu geçtiğimiz sezonlarda hep tecrübe ettik.
İsmail Kartal önemli bu sınavı geçememiş oldu. Şimdi eksik kadro ile önünde çıkacağı bir Roma maçı kendisini bekliyor. Hiçbir şey aynı olmayacaktır ama kolay olmayacağı da ortada…

