Futbol Sanatı; Asensio’nun Gecesi


Taraftar atmosferi bakımından Süper Lig’in en zor deplasmanları sıralamasında herhalde Göztepe ve Trabzonspor ile yarışacak bir ambiyansa sahip Kocaelispor tribünleri.

Bunu karşılaşmanın başlama vuruşu ile rakip üzerine hissettirmeye başlıyorlar ve sonrasında da uzun bir süre etkiyi sürdürüyorlar.

Ülkemizde futbola olan ilginin hızla azaldığı, modern stadyumlara sahip tribünlerin dolmadığı, taraftarsız futbol kulüplerinin sayısının hızla arttığı bir dönemde kuşkusuz bu gösterinin hakkını teslim etmek gerekiyor.

Eskiden benzer özelliklere sahip Sakaryaspor, Boluspor, Orduspor, Zonguldakspor, Bursaspor kuşkusuz Eskişehirspor vardı ve bu şehirler her takım için gerçek birer deplasmandı.

Galatasaray’ın da Kocaelispor’a karşı Lig’de tek yenilgisi olduğu gözönüne alındığında bu durumun önemi ve ayrıcalığı daha anlaşılır hale geliyor.

Elbette bu tribünlerin ve taraftarın çok daha iyi kadrolara ihtiyacı var.

Kocaelispor dün belli ki Fenerbahçe’yi yenmeyi veya en azından puan almayı gözüne kestirmişti.

Selçuk İnan, Fenerbahçe’nin zorlandığı, yenildiği ve puanlar bıraktığı son 3 karşılaşmadan ilham alarak bir oyun planı veya stratejisi ile yakın markaja dayalı, sert, her fırsatta faullere başvurarak rakibini durdurmayı, yıldırmayı amaçlamıştı.

Bunda başarılı da oldu diyebiliriz. Fenerbahçe uzunca bir süre pas yapmada, ileri çıkmada, oyun kurmada oldukça zorlandı.

Sert oyun bir süre sonra kör dövüşü dediğimiz bir yere de kaydı!

Selçuk İnan kenarda o kadar agresifti ki hızını alamayarak Fenerbahçeli oyunculara sataşacak kadar bir ara kendini kaybetti.

Kuşkusuz bu durum sahaya da yansıdı ve oyuncular arasında küçük çaplı gerilimler yaşandı; bu da tribünleri etkiledi ve Kocaelispor taraftarı küfürlü tezahüratlara başladı.

Elbette hakem için de bu ortamı yönetmek kolay değildi.

Daha iyisi olabilir miydi?

Kocaelispor’un elinden gelen sadece bu muydu?

Başka bir oyun oynanabilir miydi?

Tüm bu sorulara “pekâlâ evet” diyebiliriz.

Geçen hafta Göztepe de buna yakın bir oyun ile Fenerbahçe’nin tüm dengesini, akışkanlığını bozarak ona alan bırakmamamıştı; ancak sertlik, didişmeye ya da bu tarz bir gerilime dönüşmemişti.

Fenerbahçeli oyuncular başlarda biraz bocalasalar da zamanla atmosfere alıştılar ve rakibe karşılık vermeye başladılar.

Bu önemliydi çünkü Göztepe maçının bir benzeri, tekrarının yaşanma tehlikesi haliyle de puan kaybetme riski vardı.

Tıpkı geçen hafta olduğu gibi iyi bir mücadele vardı sahada ancak futbol yoktu!

İşte bu ortamda attığı golün güzelliği ile bizi tekrar maça döndüren bir oyuncu sahne aldı; Asensio!

Gerçekten futbol iyi ve kaliteli futbolcularla bambaşka seviyeye çıkıyor ve o ana kadar olan biten her türden olumsuzluğun, çirkinliğin üzeri örtülüyor; unutuluyor.

O kadar muhteşem bir gol attı ki, kale arkasındaki Kocaelisporlu taraftarlar bile böyle bir gol izledikleri için etkilenmiş olmalıdırlar.

Bu gol Fenerbahçe’yi bir anlamda ipten aldı diyebiliriz.

Çünkü devreye 0-0 ile girmek ile önde başlamak arasındaki psikolojik farkın ne kadar önemli olduğunu özellikle Fenerbahçe özelinde çok iyi biliyoruz.

İkinci yarı Fenerbahçe’nin yapması gereken tek şey bu skoru korumaktı.

Böyle yazıyorum; bu bir bakıma içinde eleştiri ifadesi de taşıyor.

Şu gerçeğin altını çizelim Fenerbahçe Süper Kupa Finali maçlarından sonra hızla bir düşüşe geçti.

Buna sebep olan etkenler sakatlıklar kadar yapılacak transferlerin ve takımdan gitmesi muhtemel oyuncuların durumu ve özellikle de yeni gelenlerin statü gereği Avrupa karşılaşmalarında oynayamamış olmasından dolayı kadro kurgusunun bozulmasıydı.

En Nesyri zaten uzun zamandır hem takımdan ayrı hem de ne olacağının belirsizliği içinde dolaşıyor. Kelimenin tam anlamıyla sahada dolaşıyor.

Buna bir de Duran eklendi. Böylece Fenerbahçe için santraforsuz kaldı diyebiliriz.

Sol bek sorunu, sağ kanat oyuncularının dönüşümlü sol kanatta görev yapmasına yol açtı.

Tedesco Musaba’yı sola çekerek bir bakıma Kerem’in formsuzluğunun yarattığı boşluğu doldurmayı amaçladı.

Talisca’nın da son maçlarda düşen form grafiği ya da skora katkısının zayıflamasını not düşmemiz doğrusu olur.

Orta alandaki oyuncu çeşitliliği de Tedesco’ya farklı oyuncularla başka kadrolar yapma seçeneği sunuyor.

Kadro bu kadar hareket halinde olunca ve değişiklik gösterince ve zorlu karşılaşmalar üst üste gelince kuşkusuz Fenerbahçe’nin oyununda da bir duraklama oldu.

Bundan sonrası daha kolay değil.

Bu ortamda Fenerbahçe en azından takıma bir santrafor dahil edemezse önümüzdeki maçlarda sıkıntı yaşayabilir.

Tedesco, takımı mental olarak da sağlıklı tutmak zorunda. İsim vermeyelim, bazı oyuncuların karşılaşma sırasında kontrolü kaybetmeleri önümüzdeki günlerde pahalıya patlayabilir. Mutlak surette uyarılması gereken futbolcular var kadroda.

Fenerbahçe adına zor bir deplasmanı nispeten bu futbola rağmen 3 puan ile kapatmak kârlı oldu diyebiliriz.

 

 

Yorum bırakın