Nicolas Poussin – Pan'ın Zaferi 1638-39


“Poussin tablosu bir eğretileme olarak resmedilmişti. Özgüllüklerinden büyük duyumsal zevk alınarak yapılan insan figürleri ve manzara, bir yandan da genel bir fikre, zevkin toplumsal rahatlatıcılığı fikrine katkıda ve atıfta bulunuyorlar; herkesin çıkarının ortak olması nedeniyle her türlü kısıtlamadan kurtulmuş bir yaşama duyulan özlemi ortaya koyar bu fikir. Bu zevk, salt cinsel bir düzeyde ya da daha genel bir açıdan yorumlanabilir. Muhtemelen bu ikisi birbiriyle bağlantılıdır. Cinsel zevki ikiden fazla kişinin paylaşması arzusu, orji, çoğu zaman ideal toplum yaratma planlarıyla bağıntılı görülmüştür. Ne var ki burada önemli nokta, bu resmin, ikisini birleştiren bir eğretileme olarak düşünülmüş olmasıdır.” John Berger – Picasso’nun Başarısı ve Başarısızlığı

Picasso’s La Bacchanale – Baküs Ayini

“Picasso’nun tablosunda eğretileme de, toplumsal idealizm de bütünüyle kaybolmuştur. Sahne artık tümüyle duyumlar açısından ele alınmıştır. Çarpıtmalar öyle yapılmıştır ki, figürler neredeyse şişmiş diye betimlenebilir — çünkü buradaki kadınlar küçük başları ve genişlemiş göğüsleriyle, bir kadının cinsel arzusu kabarmış bir erkeğe verdiği duyumu çok iyi temsil etmektedir. Resim bir dizi küçük detaydan oluşmuştur. Onu tümüyle parçalanmaktan kurtaran, yalnızca Poussin’in özgün kompozisyonundaki çatıdır. Örneğin bu iki resimdeki keçiye binen kadın figürünü karşılaştıralım. Picasso’nun figürünün plastiklikten ne denli uzak olduğu şaşırtıcıdır. Poussin’deki kadın hem çevresindeki herşeyden çıkmış hem de onlara ait kalmıştır —ağacın üstünde dikkatinizi çeken ama henüz elinize almadığınız bir meyve gibi. Plastik derken söylemek istediğim budur. Oysa Picasso’daki figür, ayrı ayrı parçaların —bacak, göğüsler, kol — bir araya getirilmesinden oluşmuştur. Her bir parça hızlı, ayrı, yoğun bir dikkat gerektirir. Burada sanki, birbiri ardına el yordamıyla meyve toplamaktasınızdır; bu işi öylesine hızlı yapıyorsunuzdur ki meyvelerin ağaçla ya da birbirleriyle ilişkisine dikkat bile edemezsiniz. Picasso’daki bu gerileme (gerileme dememin nedeni onun, karmaşıklık ve eğretileme alanından temel ve tekil olana çekilmesidir) aslında ille de anlatım gücünde bir azalma anlamına gelmiyor. Tam tersine bu gerileme Picasso’nun, daha önce hiç bu kadar yoğun söylenmemiş şeyleri söyleyebilmesini sağlamıştır. Buradaki sabırsızlık, iştahın yol açtığı bir sabırsızlıktır; parçaların tutarlı olmak yerine birbirine eklenmiş olması, fiziksel arzu ya da duyumun gittikçe artan gücünü ifade eder. Hiç bir anlatım aracı ya da sanat yapıtı görmedim ki, Picasso’nun bu dönemindeki en iyi yapıtları kadar insanı bir başka erkeğin, kadının, ya da yaratığın içine böylesine dayanılmaz bir güçle soksun. Yaratılan etki büyülüdür: Sanki bu figürlere bakarken biz de, aynı duyumlara kapılırız.” John Berger – age.



Kategoriler:Alıntılar, Günlük düşünceler

Etiketler:, , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: