Futbolu Serdar Ali Çelikler gibi yorumlamak…


Fenerbahçe’nin Audi Cup turnuvasında aldığı sonuç bazı tartışmaların erken yapılmasına neden oldu. Öncelikle hemen şunu not edeyim; bu türden turnuvalara katılmak her bakımdan risklidir. Sezon başında alınan sonuçlar tarih boyunca göstermiştir ki hiçbir anlam, değer taşımaz.

Rakibiniz gününde değildir, farklı kazanırsınız; bu takım bize yeter algısı yerleşir, ama gerçek bu değildir.

Fenerbahçe açık farkla kaybetti ilk maçını; arada 10 misli fark olan bir takımla karşılaştı. Üstelik futbol artık dünyada başka bir şeye doğru evriliyor. Maddi farklar sahadaki sonuca da etki ediyor.

Ama yine de futbolun kendi kurgusu içinde bazı şeyleri yapmak mümkün olabiliyor. Zaten yapmamız gereken, bize kalan da bu.

Real Madrid gibi dünyanın en pahalı takımına 3 gol atan nihayetinde bu takımdır. Her zaman söylüyorum, nereden bakarsanız onu görürsünüz. Ancak durduğunuz yerden tüm boyutu anlayabilmek de başka bir beceridir.

Türkiye’nin her anlamda bir ortalaması var. Bu aynı zamanda ülkenin maddi koşullarını da belirliyor. Bu ortalamayı hesap etmeden konuşmanız sizin bilgi ve entelektüel seviyenizi belirliyor.

Bu havaları çok seven yorumcular var söz ettiğimiz ortalamanın içinde; onlardan biri Serdar Ali Çelikler. Yazdığı ve söylediği hiçbir şeyin bugüne kadar bir yararı olduğunu hiç görmedim.

Söyledikleri bence önemli değil ancak Türkiye’nin genel ortalamasına hitap ettiği ve bu ortalama da futbolu ilgilendirdiği için önemsiyorum.

Üzerine biraz düşünelim, yorum yapalım:

“Kadro en önemli şey olmasa 10 yılda 8 şampiyonluk alan Terim, Falcao’ya, Seri’ye, hatta Cenk Tosun’a bu kadar ısrar eder miydi? İki stoper ve Kolarov, Luiz Gustavo ve Ben Arfa gibi kanat forveti şart oğlu şart. İkinci santrfor fırsat günlerini beklese de olur.” (*)

Bu bakış açısı neredeyse 20-30 yıl öncenin futbol anlayışının bir uzantısıdır.

Fatih Terim’in 1996-67 sezonuyla başlayan süreci bunun en güzel örneğidir.

Herkes şu sorunun cevabını kendi kendine düşünsün.

Galatasaray’ın 4 yıl üst üste şampiyonluğunda belirleyici olan futbolcu kalitesi midir, yoksa Fatih Teri’in teknik direktörlüğü müdür?

Fatih Terim o takıma ne verdi ve oynattı?

Buralarda çok kalmayacağız, çünkü herkes o yılların durumunu biliyor.

Kadro kuşkusuz çok önemli bir şeydir. O yıllarda Hagi gibi bir oyuncunun Türkiye’ye gelmesinin benzerini bugün hangi futbolcu ile kıyaslayabiliriz? Falcao, Ben Arfa, Seri yeter mi?

Ancak son on yılda Avrupa’da futbol başka bir şeye evrilmeye başladı.

Mourinho trene son vagondan bindi ama bugün kendisine iş bulamıyor. Angelotti tam da Fatih Terim jenerasyonunun bir temsilcisidir. Ama o da günümüz futbolu için bir anlam ifade etmiyor.

Guardiola, Klopp, Pochettino, Sarri, Simeone, Conti futbolu bugün başka bir anlayışa ve seviyeye taşımaya çalışıyorlar.

Pochettino elindeki sınırlı kadro ile Şampiyonlar Liginde finale kadar çıktı.

Guardiola Barcelona’da başladığı, Bayern Münih’te devam ettirdiği serüvenini Manchester City’de bambaşka bir seviyeye taşıdı.

Kuşkusuz kadrolarında çok iyi futbolcular var ama futbolu bir bilim haline getirip üzerine kafa yorduğunu sahada oynanan futboldan anlayabiliyoruz.

Çok güçlü ve yetenekli bir teknik ekip ile çalışıyor.

Serdar Ali Çelikler’e göre bizim Guardiola’mız Fatih Terim’e bakalım; teknik ekibinde kim var; Hasan Şaş.

Futbol yorumcusunun da bir ortalaması olduğu gerçeği ile karşı karşıya olduğumuzu sanırım görüyorsunuz.

Fatih Terim Falcao’ya ne diyecek, gösterecek, oynatacak?

Hagi’ye ne taktik verdi? Drogba’yı nasıl oynattı?

Gerçekten siz buna inanıyor musunuz?

Pirlo’nun onun teknik direktörlüğünü nasıl tarif ettiğinin bahsini burada açmayalım. Bence o kitabı alın okuyun. O kitabı okuduktan sonra kuşkusuz başka şekilde görmeye başlayacaksınız. Orada Fatih Terim’le ilgili anlatığının neye karşılık geldiğini de fark edeceksiniz.

Kuşkusuz günü kurtaracak, şapkadan tavşan çıkaracak Avrupa’da gününü doldurmuş emeklileri alarak Şampiyonlar Ligi’nde bir iki galibiyet peşinde koşmaktır hedeflenen amaç. Bu tam da 20-30 sene öncesinin teknik direktörlük anlayışıdır.

Lütfen Fatih Terim’in Galatasaray’ın başında teknik direktor olarak çıktığı Avrupa maçlarının sonuçlarını bulup bir inceleyin. Kaç galibiyeti var ne kadar yenilgisi bulunuyor?

“Vasatı yüceltme saçmalığı DNA’sını bozdu kulübün. Rıdvan’ı Erdi’si Aykut’u ve Orhan’ı varken ‘Yetmez, Rize’den Hasan Vezir’i de alalım’ diyen camiadan bugünlere gelindi.”

Bu efsane kadro 1988-89’da gönülleri fethetti. Tüm rekorları kırdı. Unutulmaz maçlar çıkardı ama devamlılığı yoktu.

O sezon şampiyonluk yarışındaki Beşiktaş çok daha takımdı ve sonrasında 3 sene üst üste şampiyon oldu. Fenerbahçe bir daha şampiyonluğu tam 7 sene sonra görebilecekti. Parreira’nın takım oyunu ve kurgusu sayesinde. O takıma da Ali Şen dışarıdan o kadar müdahale etti ki Brezilyalı teknik direktor daha fazla durmadı, kaçtı, gitti.

Geriye ne kaldı; “Ali Şen başkan Fenerbahçe şampiyon!”

Serdar Ali Çelikler, Obradovic’e gelene kadar Fatih Terim’in Galatasaray dışında hiçbir yerde başarılı olamamasının nedenlerini konuşacak köşesinde.

Bu bakış açısı elbette size şunu söyleyecektir.

“Fenerbahçe bu maça Livakoviç (Olsen), Isla, Kjaer, Jesus, Kolarov, Luiz Gustavo, Emre, Kruse, Ben Arfa, Moses, Vedat (Balotelli) kadrosuyla çıksa skor böyle mi olurdu?”

Ne güzel İstanbul!

Futbol yorumculuğunun ortalaması böyle bir şey işte; ben ona değil size yazıyorum.

İyi de Fenerbahçe’nin vasat ve çöp kıvamındaki takımı Real Madrid’e 3 gol attı? Nasıl açıklayacağız bu durumu?

Ayrıca bir hafta önce de Atletico Madrid de 7 gol birden attı Real Madrid’e.

“Aslında Aykut Kocaman’la beraber başlayan bir durum var Fenerbahçe’de. Vasatı iyi sanmak hastalığına tutuldu camia.”

İşte sebebi bu bakış açısıdır. Sahada olan biteni anlamadan, onu sonuç üzerinden ve Türkiye’nin genel ortalamasına uygun değerlendirmenin bizi getirdiği yerdir.

İki sene önce NTV Spor kapandı. Bugün yayıncı kuruluş futbolu pazarlayamaz hale geldi. Medyada küçülme devam ediyor. Serdar Ali Çelikler de ufaktan başka mecralarda kendisine iş bakınıyor. Bu sezon sonunda basketbola sarması da bir işaret olmalı.

Yazacak bir şey bulamıyor, olay yok, vukuat yaşanmıyor.

Tekrar ediyorum, ben bu yazıyı yorumculara değil, ülkede futbolu takip eden, siz okuyuculara yazıyorum.

Aykut Kocaman size vasatı değil ama Serdar Ali Çelikler gibiler size düşünmemeyi, kolaycılığı alıştırdı.

Siz bir gün bu kişilerin analiz yaptığını gördünüz mü?

Eline taktik diziliş alıp bütün bir sezonu bu şekilde takip ederek, istatistiklerle konuştuğuna şahit oldunuz mu?

Göremezsiniz çünkü Serdar Ali Çelikler gibiler Fatih Terim sevicidir, güce tapan, kazananın daima haklı olduğunu düşünen ve bunu da sizlere empoze etmeye çalışan modellerdir.

Buradan futbolumuza hayırlı tek bir şey çıktığını da göremedik.

Kuşkusuz karar sizindir.

Biz başka şekilde düşünmeye, futbolu farklı taraflarıyla izlemeyi sürdüreceğiz.

(*) https://www.haberturk.com/yazarlar/serdar-ali-celikler-1034/2509365-bir-musibet-bin-nasihatten-iyidir



Kategoriler:Spor

Etiketler:, , , , , , , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: