Protest Müziğin yeni sesi; Bandista – özgürlük sen nerdeysen orada


Guernica’yı gören Nazi subayı, Picasso’ya kızgınlıkla;

“Bunu siz mi yaptınız?” deyince, Picasso;

“Hayır, siz yaptınız!” demiş.

Doğruluğundan emin değilim, ancak yaşanmış olması muhtemel, değilse bile fıkra kıvamında aktaracağım bir benzer diyalog da şöyle gelişmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’ndan yıllar sonra Türkiye’de bir resim galerisini gezen General Kenan Evren Guernica’yı görüp;

“Bunu ben de yaparım” deyince,

“Kesinlikle yaparsınız.” diye cevap vermiş ona eşlik eden bir sergi sahiplerinden biri; “Siz bu resmi zaten çoktan yaptınız bile.” diyemeden.

1 Mayıs 2009 günü Taksim Mis sokak’ta direniş ve devrim marşları söylerek etraftakileri coşturan Bandista‘nın İspanyol İç Savaşı yıllarında çokça söylemiş Ay Carmela isimli parçasının üzerine yazdıkları sözlerle birlikte yaptıkları şarkıyı dinlerken aklıma gelen iki küçük hatırlamayla başlamak istedim.

Guernica

Bandista’yı 1 Mayıs (yazı 2009’da yazılmıştı) günü televizyonda gördüm. İsim olarak bilmiyordum kuşkusuz. Ancak ilginç bir grup şarkılar söylüyordu.

Sonra hafta başında kardeşim bana bir link gönderdi.

http://tayfabandista.org/

Sonra da ekledi.

“Albümü indirip dinleyebiliyorsun, sonra üzerine konuşalım.”

Şarkı-marşları dinlemeye başladığınızda kendinizi ister istemez bir anda Latin Sosyalizminin içinde buluyorsunuz. Bugün sosyalizmi hâlâ Latin Amerika yaşatıyor.

Oradan Nikaragua Devrimini anlatan Under Fire – Ateş Altında filmini hatırladım ister istemez. Somoza’yı deviren Sandinist devriminin arifesinde, devrimin olmasına katkıda bulunan bir televizyoncu, bir gazeteci ve fotoğraf sanatçısının macerasını anlatıyordu.

Bizim şarkılarımız biraz daha ağır, daha çok ağıt havasında söyleniyor. Bandista bu anlamda protest müziğimizin içinde evrime uğramış, enternasyonal ile buluşmuş ancak yine de bizden olanı terk etmeyen bir sesi olmaya aday gibi.

Bantista’nın müziğini dinlerken ister istemez 20 – 25 sene öncesinde neler dinliyor olduğumu da hatırladım. Aklıma nedense ilk gelen şarkı, Çağdaş Türkü‘nün ilk albümü Bekle Beni‘den Kenar Mahalle’de bir Pazar günü oldu. O ne güzel bir şiir ve besteydi.

bir çocuk çitleri usulca aşar
geçer uyuklayan bekçinin önünden
bir damla kalır gömleğinin içinde
uzayıp giden portakal denizinden.

tulumbada yüzünü yıkar bir işçi
daha uyanmayan karısına seslenerek
kalkar kadın, elinde bir havlu
geceki yorgunluğunu anlatır ezilerek.

bir kumru tüner dallarına o zaman
avludaki yaşlı dut ağacının
ona sevgiyle gülümser işçi
sonra sarar belini kadınının.

Bandista daha başka bir şey ama. Bir kere yaptıkları albümün ismi “De te fabula narratur – Anlatılan senin hikayendir” Almanca ve alıntısı çok ilginç… Okuyalım mı?

“…ama eğer Alman okur, İngiliz sanayi ve tarım işçilerinin durumuna omuz silker, ya da iyimser bir biçimde Almanya’da işlerin bu kadar kötü olmadığı düşüncesiyle kendini avutursa, ona açıkça şunu söylemeliyim:

“De te fabula narratur!’

Karl Marx, Das Kapital, Vorwort / Önsöz, 1867


“De te fabula narratur, senin hikâyeni anlatıyorlar… bize söyleyeceği bir şey daha vardır: Warensprache’nin [meta dolaşımının dili], metaların dilinden telaffuz edilmiş anlatısını (biteviye kapitalizmin konuşması) tercümesi yeterli değildir: onun yerine başka bir anlatının, yepyeni bir anlamın konulması, kısacası “başka bir hikâyenin anlatılması” gerekir. Bu “yeni hikâyeyi dinlemek” için birçok kulağın dikilmiş olduğunu biliyoruz. Ama diller kendi kendilerine konuşamazlar. Farklı hikâyelerin –neredeyse sayısızca– nasıl olanaklı olduklarını anlamış olmak pek şaşırtıcı gelebilir.”

Ulus Baker, Marx’ın Bir Çift Sözü Var, 1996

Albümde dokuz eser bulunuyor.

1. haydi barikata
2. özgürlüğe manuş
3. ille de rumba
4. her şeyin şarkısı
5. maya
6. aim
7. kara çocuk raksı intro
8. kara çocuk raksı
9. hiçbir şeyin şarkısı

Bir şenlik havasında sanki devrim olmuş da kutlama yapılıyormuşcasına söyleniyor bütün şarkılar. Müziklerin önemli bölümü geçen yüzyılın çeşitli ülkelerde söylenen direniş marşları. Polonya’dan, Yunanistan’dan, İspanya’dan, Rusya’dan, Romanya’dan aranjman yapılmış.

İnsan ister istemez kızlı erkekli ayağa kalkıp kol kola dans edesi geliyor.

Timur Selçuk’un bestelediği ve bir zamanlar çokça okuduğumuz Nazım’ın Güneşin sofrasındayız isimli şiirinden alıntılar yapılan girişte sözünü ettiğim Ay Carmela’nın aranje edildiği “ille de rumba” insanın içini ısıtıyor.

Özgürlüğe manus’ta çok çarpıcı bir vurgu var;

ne seattle ne cenova ne latin amerika’da,
ne hindistan’da bir arayışta,
özgürlük içinde özgürlük kafanda özgürlük,
özgürlük sen nerdeysen orada,
ne sokakta ne meydanda
ne kampüste ne yolda,
ne mahpusta ne torna tezgâhında,
özgürlük içinde özgürlük kafanda özgürlük,
özgürlük sen nerdeysen orada

Bandista, herkesin hikayesini anlatmıyor ancak bu “senin hikayendir” diyor. O “sen” kimdir, herkes kendini üzerine ne kadar alınıyorsa artık. Yıllar önce kenar mahallede bir Pazar günü tulumbada yüzünü yıkayan işçi o hikaye sana ait olabilir mi? O hikaye seninse sen neredesin o zaman?

Uzay Gökerman

Kaynaklar:

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=de+te+fabula+narratur
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bandista&kw=&a=&all=&v=&p=1

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s