Foucault Sarkacı okumak-04 Haçlı Seferleri


Tapınak Şövalyeleri, Haçlı Seferleri’nin sonuçlarından bir tanesidir.

Haçlı Seferleri bu coğrafya ve tarih üzerinde çok önemli kalıcı değişiklikler yapmış, belki de yönünü, vektörünü değiştirmiştir.

Bir konuda bütün tarihçiler ortak fikir sahibidirler. 1000’li yıllara gelindiğinde dünyanın ağırlık merkezi her anlamda Ortadoğu’ydu. Zaten ekonomik bakımdan değil, bilim, düşünce, felsefe konularının her birinde Avrupa’nın kat be kat önünde gidiyordu.

Zaten Haçlı Seferlerinin görünen nedenlerinin başında da her bakımdan fakir olan Avrupa’nın içinde bulunduğu durumdan kurtulmak için doğuya seferler düzenlemesi fikri vardır.

1071’de Selçuklu ordularının Bizans karşısındaki kesin zaferi Anadolu’nun Müslümanların eline geçmesini kolaylaştırmış, Konstantinopolis’e kadar tüm engelleri ortadan kaldırmıştı. Bu Hıristiyan dünyasının 1000 yıllık güvenlik duygusunu zedeleyen bir travma etkisi yaratmış olmalıdır. Başta Bizans olmak üzere Ortodokslar ve Katolikler bu ilerlemenin durdurulması için bir şeyler yapılması gerekliliği üzerine kafa patlatmaya başladılar.

Papa II. Urbanus 1095’te tarihe Clermont Konsili olarak not düşülecek Fransa’da bir toplantı düzenledi.

Bu toplantı notlarını okumuş değilim. Ancak burada konuşlan konunun sadece Müslümanların Avrupa’ya doğru ilerlemesini durdurmak olmadığına inanıyorum.

Dünyanın bilinen en örgütlü, planlı, programlı ve bir felsefesi olan, birleşik bir devlet olma geleneği yaratmış ilk imparatorluğu Roma’dır. Roma’nın derinliği bugünkü Avrupa’nın kültürünü de şekillendirmiştir.

Avrupa 1000’li yılların başında Doğu’ya göre geri kalmış olabilir ancak çok güçlü Roma kültürü ve gelenekleri olan bir coğrafyadır.

Roma’nın emperyal kimliği her şekilde Avrupa’nın köklerine nüfuz etmiştir.

Burada konumuzla çok ilgili olmasa da Osmanlı’nın da bu coğrafyada benzer etkiler yaratmış olduğunu geçerken not edelim.

Haçlı Seferleri’nin ilanından kısa bir süre sonra toplanan ordunun kalabalığına baktığımızdaysa Avrupa’nın içinde bulunduğu işsizliği, başıboşluğunu anlamak mümkündür. Demek ki kıtada nereye istihdam edileceği bir türlü bilinemeyen bir adam fazlalığı da vardı.

Papalık ve dönemin egemen güçleri Avrupa’nın içinde bulunduğu krizden kurtuluş için bütün bu konjonktürü bir araya getirip, değerlendirmiş olmalıdır. Haçlı Seferleri sonunda dünyanın ağırlık merkezinin Ortadoğu’dan Avrupa eksenine kaymış olması önceki plan ve programın ne kadar başarılı olduğunun açık bir göstergesi ve sonucudur.

Reform ve Rönesans hareketleri ile yenilenen “seküler” Avrupa 1492’den sonra yeni sömürge alanları aramak üzere açık denizlere açılacaktır.

Tapınak Şövalyeleri bu seferlerin merkezinde çok bileşenli ve ilişkili aktif bir rol üstlenmiştir.

Yoksul Şövalyeler olarak hiçbir yere bağlı olmayan bir tarikat olarak kurulup, örgütlenip 1307’de yok edilmelerine kadar geçen sürede inanılmaz derecede zenginleşmiş, güç elde etmiş, ayrıca “aydınlanmıştı.”

Tapınak Şövalyeleri’nin ilk örgütlenmesindeki nitelikleri ile gelmiş oldukları durum arasındaki farkı incelediğimizde onların Ortadoğu’da neler yapmış, kimlerle ilişki kurmuş, etkilenmiş olduklarını ayırt edebiliyoruz.

Tapınak Şövalyeleri’nin 1307’de ortadan kaldırılmasından sonra Avrupa’da onların geleneğine sahip çıkan, mirasını devralan çeşitli akımların Avrupa’nın hayatına direkt etkide bulunması, değiştirmesi ve bunun bugünkü dünyanın genel şekline yön vermesi bakımından belirleyici olması nedeniyle “bu tarihten biz ne?” diyemeyiz.

İşte Eco bize bu tarihin ne olduğunu roman kurgusu içinde vermeye çalışıyor.

Uzay Gökerman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s