İşkembeden sallayanlara ihtiyacımız yok!


Milli takımımızın önümüzdeki hafta Hırvatistan’ı yenip finallere adını yazdıracağına kaç kişi yürekten inanıyor?

Soruyu başka tarafından soralım; kaç kişi Hırvatistan’ı yenip finallere gitmemizle ilgileniyor? Bunu önemsiyor?

Kaç kişi taraftarı olduğu takımın maçları dışında futbolu takip ediyor, ilgi duyuyor?

Kaç kişi futbol dışında herhangi bir spor dalına ilgi duyuyor?

Kaç kişi sahada oynanan futbolun kalitesni sorun etmek yerine sonuca odaklanıyor?

Futbolla yatıp kalkıyoruz, çok seviyoruz; bu kadar tutkunu olduğumuz sporu ne kadar iyi biliyoruz?

İletişim teknolojisinin olanakları arttıkça herkesin ne düşündüğünü, nasıl tepki verdiği daha net olarak takip edebilir olduk. Bu bir anlamda sosyal laboratuar ortamı sağlıyor.

Twitter tam bir turnusol kağıdı işlevi görüyor.

Hak verme veya dağıtma noktasında insanların asla objektif davranamadığını izliyoruz.

Birkaç gün öncesine kadar Arena’da Servet’in kırmızı kart ile oyundan atılması karşısında yeri göğü yıkanlar; bir hafta sonra Alex’in kırmızı kart pozisyonuna karşı büyük bir soğukkanlılıkla olayı hakemin penceresinden değerlendirebiliyorlar.

Veya bunun tam tersi…

Kenarda takımlarını yöneten teknik adamlar geliyor ekranımıza sık sık. İlginçtir, hakemin her kararına itiraz ediyorlar. Bazen kontrolü kaybediyorlar. Onlar kenarda tepinirken saha içinde futbolcusunun normal futbol oynaması beklenebilir mi?

Kendi şirketlerini bile profesyonel yöneticilere devreden kocaman sermaye sahipleri basit bir derneğin başına geçmek için büyük çaba harcayıp olmadık görevlere talip oluyorlar, üstelik bilmedikleri konularda her an üzerine ekleyerek başarısız oluyorlar.

Beceremiyorlar.

Ancak becereceklerine inanıyorlar. Her şeyi para ile çözebileceklerini sanıyorlar. Yatırdıklarının karşılığını alamadıklarında çok sinirleniyorlar, ağızlarına geleni söylüyorlar. Bu işadamlarının herhangi bir ticaret ilişkisi içinde aynı şekilde davranmalarını aklınız kesiyor mu?

Davransalar kim ciddiye alır bu kişileri?

Bugün Erman Toroğlu’nun Fenerbahçe ile ilgili yaptığı tüm yorumlar kendisinin iki sene önce Lig TV’den uzaklaştırılmasına karşı duyduğu öfke ile direkt bağlantılıdır. Her pozisyonda veya durumda düşüncesini belirleyen şey şahsi hesabıdır.

Hıncal Uluç’un durduğu konum yine farklı noktalardan Fenerbahçe karşıtlığı koordinatlarına göre belirlenir. Ona göre Fenerbahçe aleyhine penaltı verilmiyor veya lehine verilebiliyorsa bunun altında mutlak surette bir şeyler vardır; normal değildir.

Bu ortamda güvensizlik vardır.

Kimse dürüst davranmamaktadır.

Dürüstlüğün olmadığı yerde samimiyet, samimiyetin olmadığı yerde de kalıcı yapılar kurulamaz.

O önemli yapılardan biri da hakemlik müessesidir. Bu kurumun ne olduğu yukarıdan bu tarafa kadar yazdığımız, konuştuğumuz tüm unsurlarla direkt olarak bağlantılıdır.

Hakemler çok kötü ve formsuz. Bu sene maçlara konsantre olmada da zorluk çekiyorlar.

Bu yapıyı bütün bileşenleriyle, samimi olanlarla hep beraber düzelteceğiz. Bunun için yepyeni bir bakış açısı, paradigma, anlayış ve bütün bunları taşıyacak kişilere ihtiyaç olacaktır.

İşkembeden sallayanlara değil…



Kategoriler:3 Temmuz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: