Fenerbahçe’ye karşı hukuksuz sıfır toleransın yenilgisi


Güçlü liderler yaşanılan her türlü olumsuzluğa, güçlüğe ve umutsuzluğa karşın liderlik ettiklerine bir yol, çare, çıkış gösterebilmeyi başaran kişilerdir.

Hayatın her alanında mücadele ediyoruz.

Bu hangi platformda olursa olsun hiç kolay değildir. Çünkü sürekli çatıştığımız, rekabet içinde olduğumuz ve hatta belki de savaştığımız birileri var. Bu mücadeleyi ilk verenler içinde bulundukları koşulları, kuraları ve kendilerine dikte edilen şeyleri uygulamaktan başka bir şey yapmasaydı muhtemelen demokrasi dediğimiz şey bugün olduğundan başka bir nitelikte olurdu; belki de hiç başlamadan olduğu yerde kalırdı.

Mehmet Ali Aydınlar “Güven ortamının bulunmadığı, bir çok kişi ve kurumun çıkarları nedeniyle etik dışı davranmayı mübah saydığı bir ortama daha fazla tahammül etme imkanım ortadan kalkmıştır” diyerek istifa etmiştir.

Oysa 4 Temmuz sabahından bu yana süreci tartıştığımız yazılarımızda zaten bu güven ortamının çoktan kaybolduğundan söz etmiştik.

Liderlik aynı zamanda böylesi bir ortamın varlığını görerek, anlayarak ve farkına vararak hareket edebilme becerisi gösterebilmektir.

Çok bilindik bir söz vardır; aptallarla tartışmayın dışarıdan bakanlar sizi ayırt edemeyebilir, denir.

Eğer ortada güvensiz bir ortam varsa en başta Sn. TFF Başkanı uyanık olmalı bu çevreden uzak durabilmeyi ve onlar gibi hareket etmemeyi becermeliydi.

Ancak o belki de gerçekten büyük bir iyi niyetle çevresindekilere inandı.

Kimdi bunlar?

Başta UEFA; sıfır tolerans yaklaşımı ile yanlı ve bir çok çifte standart uygulamasına imza atmış bu kurumla çok uyumlu çalıştıklarını ve yakın iletişim halinde olduklarını sıklıkla dile getirdi Sn. Aydınlar.

Veda mektubunda bu yakın iletişimin tüm ayrıntılarını ortaya serdi.

UEFA yetkililerinin bize karşı farklı, CAS’ta farklı tavır almaları, UEFA gibi Avrupa futbolunun çatı örgütü olan bir kuruluşun yapmış olduğu uygulamanın, içinde bulunduğumuz ortamın ne kadar güvensiz ve samimiyetsiz olduğunu gösterdi.”

Her yerde güvensizlik ve samimiyetsizlik var!

Sonra 6 Eylül ve 3 Kasım tarihlerinde UEFA’dan Federasyon’a gelen raporları kendisinden saklayan ve kim olduklarını bugün her şeyden önemli hale gelen Federasyon yetkilileri Aydınlar’a en büyük kazık atanlardı.

İşte bu nedenle Aydınlar güven zedeleyen kurum ve ekiplerle birlikte hareket ettiği için düne kadar dışarıdan bakıldığında yaptıklarıyla tutarsız ve güven vermeyen bir kişi haline gelmişti.

Aydınlar, Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiği gün kamuoyuna açıkladığı UEFA’nın tehdit mektubuna 25 Ağustos günü bizim bu köşede yazdığımız gibi;

“Tehdit hukuksuzluktur, samimiyetsizliktir, iki yüzlülüktür” (*) diyebilseydi bugün futbolumuzun zirvesinde yıkılmaz lider konumuna gelirdi.

Nasıl devam etmiştik:

“Adalet dağıtan mekanizmalar eğer inanıyorlarsa doğru bildiklerinin sonuna kadar savunucusu ve uygulayıcısı olmalıdır. Ancak adalet tehditle, orantısız güç gösterisiyle sağlanmaz.” (*)

Evrensel hukuk kapalı kapılar ardında konuşulamayacak kadar geniş bir kavramdır ve adalet eninde sonunda tecelli edecek bir ortam bulur ve onun önünde duran her şeyi ezer geçer, kısa bir süre sonra da gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya serer.

Federasyon UEFA’dan gelen tehditle Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men ettiği gün hissettiğimiz ilk şey onurumuzun kırıldığıydı.

Neden dik duramadığımızı, sormuştuk.

O tarihte tehditle adalet sağlamaya çalışan UEFA CAS’a açılan dava sonrasında düzenlediği ilk raporunda “TFF biraz dik durup Fenerbahçe’yi savunsaydı biz de süreci kabullenirdik” diyerek o tarihte duyduğumuz hissin canlanmasını sağladı.

Bu Aydınlar için bir ders olmuş olabilir ancak 105 yıllık bir spor kulübünün geleceği, ekonomisi, adı daha başlamamış bir dava ile yargılanıp suçlu konumuna getirilmesi affedilmesi çok zor bir gerçektir.

Bugün çok daha net ortaya çıkmış ve Aydınlar tarafından itiraf edilmiş güvensiz ortamın 3 Temmuz’dan bu yana ne türden ilişkiler, durumlar ve sonuçlar yarattığı merak konusudur.

Belki 3 Temmuz sabahı Fenerbahçe’nin merkezinde olan bir yasadışı durumu konuşuyorduk; ancak gördük ki tek günahkar Fenerbahçe değildir.

Bu süreç içinde 24 Ağustos tarihinden bu yana UEFA ve TFF’nin çizgisinde fikir yürüten, konuşan, yazan ve çizenlerin durumu da farklı bir yerde değildir.

Dünyanın hiçbir yerinde adalet kurumlar aracılığıyla sağlanmaz. Hukuk bir meşruiyettir. Sorgulanarak, tartışılarak, değerlendirilerek, düşünülerek ve vicdanla sağlanır.

Kafaları sömürgeleşmiş kişilerin insanlara vereceği bir bilgi yoktur. Onların göstereceği hukuk, adalet de gerçek değildir.

İnanmayın, peşinden de gitmeyin.

(*) 25 Ağustos Tarihinde yazılmış yazım. Fenerbahçe’ye karşı hukuksuz sıfır tolerans!

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

http://spor.milliyet.com.tr/fenerbahce-ye-karsi-hukuksuz-sifir-toleransin-yenilgisi/uzay-gokerman/spor/sporyazardetay/01.02.2012/1496596/default.htm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s