Deli gibi aşığız Fenerbahçe!


Bütün bir sezonu Fenerbahçe’nin başarısına susamış tribünler “bu dünyayı yakarız senin için şampiyonluk gelince!” diye hep bir ağızdan bağırıyorlardı.

O sapsarı güzel tribünler hava topuyla başlayan görkemli desteğini hiç susmaksızın maç boyunca sürdürüp Fenerbahçe’nin gerçek 6. Numarası haline gelirken, parkede ter dökenler kadar oyunun içindeydiler.

Dün Kalinic’i görünce ciddi ciddi kendimi Obradovic’in ellerine teslim ederek 48 yaşında tekrar basketbola dönmeyi bile düşündüm.

Kalinic’in geldiği aşamayı başka türlü açıklamak gerçekten çok zor.

Euroleague Şampiyonluğu için herkesin büyük emeği var; ancak dünkü karşılaşma özelinde konuşmak gerekirse devre tamamlandığında Kalanic ile ilgili çok ilginç ve değerli bir istatistik vardı; tüm atış seviyelerinde %100 ile oynamıştı ve aynen Real Madrid savunması gibi Olympiakoslular da onu unutunca daha ilk periyotta maçı bitiren katkıyı çoktan yapmıştı.

Çalışma, üzerine koyarak büyüme, ilk beşin ve tüm maçın vazgeçilmezi olma denilen şey Kalinic’te anlam buluyor.

Evet tüm takım katkı verdi; ancak şu bir gerçek ki Fenerbahçe’ye transfer olduğunda mesela Antic, Kostas gibi Euroleague’te şampiyonluk yaşamış, Bogdanovic kadar yıldız, Udoh, Datome, Vesely gibi kariyerli bir oyuncu değildi. Hatta Takım Oyunu’nu birlikte yaptığım arkadaşım Bozkurt K. Yılmaz’la sezon başında “Barış Hersek’ten ne farkı var” diye sorduğumuz bir oyuncuydu.

İşte bu farkı var, diyebiliyoruz.

Bugün mutlaka birileri “Fenerbahçe Şampiyon oldu ama takımda hiç yerli oyuncu yoktu!” yorumunu yapacaklardır; bu Fenerbahçe’nin meselesi değil, bize ait, zaten yorumu yapanın kendisinin yaptığı gibi, daha az çalışarak, kafa yorarak kısa yoldan başarmayı amaçlamanın kolaycılığıdır.

Kimse kendini kandırmasın, gitsin aynaya baksın; bizim gerçeğimiz budur!

Kazanmak, başarmak için, en iyi olabilmek için çalışmak, çok çalışmak, daha çok çalışmak, başka yolu var mı acaba diye sorular sorabilmek gerekiyor.

Kalinic’e bakın yeter!

Obradovic bize bunu gösterdi.

Orta seviyedeki oyuncuları üst düzey şampiyon bir Euroleague takımının parçası haline getirdi ve Avrupa’nın bir numaralı koçu olarak başında bulunduğu takımı üst üste üç defa Final Four’a çıkarıp, iki final oynayıp, sonunda da şampiyonluğa ulaştırdı.


Bu aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tarihi başarısı, gerçeğidir.

Fenerbahçe son 20 senede Türkiye’deki tüm spor paradigmasını değiştirirken sahip olduğu birikimi, gücü, enerjisini, zenginliğini bu yola vakfetti.

Dün salonda Fenerbahçe’nin önde gelen Fenerbahçeli işadamları, yöneticileri, gazetecileri, medyacıları, sanatçıları bu büyük başarıyı izlemek üzere yerlerini almış, her basketten sonra yerlerinden fırlayarak tarifsiz sevince katılıyorlardı.

Onların gösterecekleri katkı hem Fenerbahçe’nin aynı zamanda da sporumuzun gelişimine güç, değer, başarı kazandıracaktır.

Olmaları gereken yerdeydiler!

Fenerbahçeli olmak da işte böyle bir şeydir zaten!

Hak ederek meseleyi daha ilk basketten başlayarak bitiren, bize bu büyük mutluluğu yaşatan tüm takıma teşekkür ediyorum.


Çok seviyoruz sizi, çok!

Deli gibi aşığız Fenerbahçe!

İtiraf edeyim; Sinan Erdem’deki sırada maçları takip ederken Fenerbahçe acaba kazanır mı diye hiç endişelenmedim.

Çünkü maçların ne şekilde sonuçlanacağını biliyor, keyifle takip ediyor, kaç sayı farkla bitecek onu bekliyordum. J

Anlayan anlamıştır!

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s