Fenerbahçe’nin görünmeyen sorunu


Yaklaşık 40 dakika önce sonuçlanan maç Fenerbahçe’ye puan sıralamasında Galatasaray’ın üzerine çıkma şansını ayağına kadar getirmişti. Aslında bu geçen hafta için de nispeten geçerliydi, sıralamayı değil en azından puan eşitliğini sağlayacak bir durumdu; sarı lacivertli arma bu fırsatı bir kere daha tepti.

Sivasspor sezonun ilk yarısını puan farkıyla lider tamamlamıştı; hatta elindekini doğru kullanabilse bugün hala şampiyonluk potasında bile kalabilirdi ama Rizespor, Gaziantep FK, Başakşehir, Trabzonspor serisinden sadece 2 puan çıkarınca momentumunu kaybettiği gibi motivasyonu da azaldı.

Her şeye karşın Fenerbahçe galibiyetiyle sezonu ilk üç sırada tamamlanma, Trabzonspor’un durumuna göre Şampiyonlar Ligi’nde ön eleme oynama şansını devam ettirdiğini söyleyebiliyoruz.

Fenerbahçe’nin rakibi kim olduğunu anlamak için bu detayı hatırlatıyorum.

Fenerbahçe bu sezon Başakşehir’ı bir kenara koyarsak, puan cetvelinde üzerinde olan takımlara karşı hiç başarılı olamadı, maç kazanamadı. Başakşehir’in şampiyon tamamlaması durumunda ligde iki maçını da kaybettiği takımın Fenerbahçe olması sezonun ilginç notları arasına yazılacak.

Fenerbahçe için tüm sezon nasıl geçmişse Sivasspor karşılaşmasında bunların tekrarı yaşandı.

Artık büyük bir lanete dönüşen stoper krizinin bu maçta da yenilgiyi hazırlayan “görünürdeki” sebep olması üzerine bir kere daha yorum yapılmasını gerektirmeyecek bir sonucuydu.

Serdar Aziz’in Göztepe maçında gördüğü (çift sarıdan) kırmızı kartın 2 haftalık cezaya dönüşmesi, 2 haftalık puan kaybının belki de görünürdeki öncül sebebiydi.

Yazılarımı düzenli takip edenler bilirler sezon boyunca bu sorunu futbolcu üzerinden okumamaya gayret gösterdim. Kuşkusuz stoper veya sol bek orijinli olmayan futbolcuların devşirilerek oynatılması zaman alacak ve hatalara neden olacak bir hamledir; ancak Fenerbahçe kalitesindeki bir takımın meselesinin maç içinde bir iki hatadan yaşayacağı kayıpların bir sürekliliğe dönüşmesi sadece bununla açıklanmamalıdır.

Dün yayıncı kuruluş tekrar tekrar üzerinden geçti, Fenerbahçe 13 haftadır düzenli olarak gol yiyor.

Ligin zirvesindeki takımlardan da aşağıdakilerden de.

Bunu sadece stoper eksiği ile konuşmaya çalışırsanız oynadığınız her takımına karşı saygı duymayı abartan bir yerde artık onlardan çok daha düşük, zayıf bir takım olduğunuzu ilan etmiş olursunuz ki Fenerbahçe’nin oyuncu kalitesi bu değil.

Fenerbahçe, Başakşehir’i iki defa, üstelik bileğinin hakkıyla yenmiş bir takımdır; bu bir kalite göstergesidir. Kimileri bozuk satin günde iki defa doğruyu göstermesi şeklinde değerlendirme yapmayı tercih edebilirler, ben öyle olduğunu düşünmüyorum.

Fenerbahçe sezona bu eksiklerle ama bunların farkında olarak başladı. Takımın başında donanımlı bir teknik direktör vardı; 5 sene önce bu takımı şampiyon yapmıştı.

Mutlak surette bir alternatif plan oluşturması gerekiyordu.

Planını da gördük; Jailson’u stopere çekti, sol bek sorunu için de Dirar hamlesini kullandı.

Bu bir takım kurgusudur; mesele bu takımla nasıl oynayacağınız, hücum seti kuracağız ve savunma yapacağınızdır.

Maalesef Fenerbahçe tam bir sene zamanını boş yere harcadı ve bunu da heba etti.

Sivaspor gibi bir takımın neredeyse iki golü de aynı şablonla atması tuhaf değil mi?

Geçen haftalarda da üzerine yorum yapmıştık; Ozan cezalı olsaydı, orada Jailson oynayacaktı ve bu iki gol ona yazılacak hatta yenilgiye kılıf olacaktı. Aynı hataları Ozan yaptı. Gustavo oynasa belki sonuç yine değişmeyecekti.

Bir kere doğru teşhis üzerinde anlaşılması gerekiyor ki yeni sezonda bunlar tekrarlamasın.

Diğer yanda takımın attığı gol ve yine benzer bir hücum girişiminin geriden Falette’nin attığı uzun topa Deniz ve Vedat’ın takibiyle oluşmasının ve Emre girene kadar başka etkili atağın üretilememesinin nedeninin yazının başından beri konuştuğumuz sorunla aynı olduğu üzerine de bir fikir birliği sağlamak yararlı olacaktır.

Çünkü yeni sezonda bütçeler kısılıyor, yabancı sayılarını sınırlanıyor, yetenekli oyuncuların alınması daha güç bir hal alıyor. Böyle bir ortamda rekabet sağlamak için kenardaki teknik aklın sahaya çok daha etkili bir şekilde müdahalesi gerekiyor.

Sivasspor’da dün Emre Kılınç çok iyi oynadı. Neredeyse tüm atak girişimlerini yönetti. Önümüzdeki sezon hangi takımın formasını giyerse ona fark yarattıracağını söyleyebiliriz.

Kuşkusuz bu sezon Fenerbahçe’nin Sivasspor’a iki defa yenilmesinin geri planında Rıza Çalımbay etkisi olduğunu da yazmak gerekiyor.

Ömer Faruk Beyaz’ın 62 dakika oyunda kalması Fenerbahçe teknik yönetiminin alkışlanacak bir hamlesiydi.



Kategoriler:Spor

Etiketler:, , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: