Top, oyun ve derbiden vazgeçen Fenerbahçe!


Milli araya formda ve farklı bir skorla giden Fenerbahçe dönüşte özellikle kendisine denk takımlara karşı sahaya koyamadığı doğru oyun planı ve sonuçlarla bir anda kendisini yoğun eleştirilerin ve tartışmaların içine çekti.

Derbi karşılaşması bize şunu net olarak gösterdi; Fenerbahçe bu maça hiç hazırlanmamış.

Hazırlanmayan başta İsmail Kartal olmak üzere neredeyse takımın tamamıydı diyebiliriz.

Galatasaray’da Osimhen zaten elde var 1 durumdayken, üzerine bir de Batrakov gibi oyuncunun katkısı eklenince bu iki futbolcu neredeyse ilk yarı fişi çekmeye yetti.

Uzun zamandır Fenerbahçe’nin futbol aklı ne Osimhen ne de Batrakov gibi oyuncu transfer etmeyi başarabildi.

Net ve belli bir hazırlık aşaması olmayan sürdürülebilen katkıdan söz ediyorum.

Yani, Lukaku’nun hala takıma alışma devresini tamamlamayı bekliyor Fenerbahçe.

Öte yanda Greenwood, Milli aradan sonra belirgin bir düşüşe girdi.

Guendouzi zaten dağınık oynuyor; Kante bu maçta ona ayak uydurdu.

Semedo belirli bir ortalamanın üzerini hiç zorlamıyor.

Skriniar’ın oyunu hakemlere adeta davetiye çıkarıyor.

Brown tek maçlık bir katkı sergiledi; hala onun ekmeğini yemeye çalışıyor.

Oğuz maçlara iyi başlıyor ama devamı gelmiyor.

Bütün bunları bir de takım olamama olgusu ile bir araya getirdiğimizde ortaya ilk yarıdaki Fenerbahçe çıkıyor ki takımını çok seven taraftar için katlanılması neredeyse imkansız bir hal alıyor.

Tek tek değerlendirildiğinde önemli yeteneklere sahip olan bu oyuncuların bir araya geldiklerinde neden aynı ölçüde güçlü bir takım oluşturamadıkları, Fenerbahçe’nin asıl cevaplaması gereken soru.

 

İsmail Kartal formsuz mu yoksa çaresiz mi gerçekten karar vermede zorlanıyorum.

 

Prag maçında belki de Ake sakatlandığında oyun içinde yapması gereken değişikliği derbide denemesi bir cesaret örneğiydi ama o da tutmadı.

Oysa Oppong’un aynı karşılaşmada hiç de fena bir oyun sergilemediğini de izlemişken orijini stoper olan bu oyuncunun yerine Brown’ı tercih etmesi yenilen ilk golün de bir anlamda sebebi oldu.

Brown sol kanat beki olarak oynamaya alışkın olduğundan sol stoper mevkisini boş bırakınca veya bir anlık müdahalede gecikince pozisyon Osimhen için fırsata dönüştü.

Zaten derbide bir gol yemeniz işi yeterince zora sokuyor.

Hadi bu oyuncunun pozisyon hatasıydı peki ilk yarının genelindeki silik ve çaresiz oyuna ne demek gerekiyor?

Top tutamamayı “biz oyunu rakibe bıraktık” şeklinde belki geçiştirebilirsiniz ancak bıraktığınız bu durumu hiçbir faydalı işe dönüştürememiş olmak ne anlaşılabilir ne de kabul edilebilir bir futboldur.

Topu bırakmak başka, oyunu teslim etmek bambaşka!

 

Fenerbahçe ilk yarı neredeyse rakibinden hiçbir bölgede topu almayı başaramadı.

Oyun kuramadığınız bir ortamda bir de geçiş oyunu taktiğini de beceremediğinizde ortaya bir anda skor olarak farka gidecek bir durum çıktı.

Neyse ki Galatasaraylı oyuncular son pas tercihlerinde başarısız şutlarda da isabetsiz kaldılar da fark büyümedi.

Ancak ikinci yarıya için hiç de iç açıcı bir görüntü vadetmiyordu.

Yine Fenerbahçe şanslıydı Galatasaray tüm gücünü ilk yarıda harcayınca ikinci yarı idare eden bir takım formatına büründü de biraz top yapmaya, pas sayılarını yükseltmeye başladı.

Son birkaç maçtan beri Fenerbahçe’nin Galatasaray deplasmanlarındaki çare üretemeyen durumu bu derbi karşılaşmalarının sonucunu da tahmin edilebilir tek seçeneğe indirgiyor.

İrfan Can harika bir gol attı, biraz umutlandırdı ama gerisi hiç gelmedi.

Doldur boşalt veya gereksiz ve beceri seviyesi düşük ortaya dayalı oyun kalan 30 dakika için yanlış tercih oldu.

Kazanılan duran topların kullanımından da gereken özen gösterilemediğinden gol pozisyonu üretmek pek mümkün olmadı.

Fenerbahçe bu derbi maçını kazanması gerekiyordu hadi beceremedi en azından kaybetmemeliydi.

Milli ara öncesinde kazandığı tüm puanları bu hafta rakiplerine bırakmış oldu.

Galatasaray hem istediğini aldı hem de psikolojik üstünlüğünü sürdürmeyi başardı ki bu 6 puandan çok daha fazlasına karşılık geldiği çok açık!

Fenerbahçe iyi durumdayken bile saçma sapan tartışmaların içinde Camia olarak enerjini harcarken böylesine derbi yenilgisi sonrasında olacakları tahmin etmek zor olmasa gerek.

Aziz Yıldırım ısrarla “biz şampiyon olacağız” diyor. Bakalım şapkadan nasıl bir tavşan çıkaracak, merakla bekliyor olacağız.

 

Bir Cevap Yazın