Global krizin kapitalizmi değişime zorlayan tarafı


Kriz sonrasında dünyanın büyük ekonomileri çeşitli önlem paketlerini devreye sokmaya başladılar. Burada temel kaygı; krizin çok ciddi sosyal patlamalara dönüşmesini engellemek, bir adım sonrasında o çok övündükleri demokratik, özgür ve sınırsız refah yaşam standardı sunan devlet modeline bir zarar gelmemesi için var gücüyle çalışmak.

Çünkü batı tipi demokratik devlet modelinin özünde çok ciddi bir toplumsal konsensüs – uzlaşma var. Model, kendisini bu uzlaşma zemininde sigortalıyor.

Nedir bu?

Bir çeşit hâsılat paylaşımı; zenginliğin tabana yayılması suretiyle olası muhalefetin gücünü zayıflatarak, var olan o gücü de sisteme dâhil etmek. Avrupa’nın Birliği’nde de bu model var. Bu birlik yaklaşık bin yıllık bir mücadelenin ürünüdür. Nihai uzlaşma metninin hazırlanması bile kanlı savaşlarla tamamlanabilmiştir ve olası bir parçalanmadan ciddi ciddi korkmaktadırlar.

Korku da hükümetleri hemen liberalist politikaları bir kenara bırakarak sosyal devlet modeline çark ettirmiştir. Vergiler düşürülmüş, şirketlere kaynak aktarılmış, emekli maaşlarına zam yapılmış, insanların yaşam standartlarının korunması için ek fonlar devreye sokulmuştur.

Global düzeyde dünyanın geri kalanının krizle ilgili tedbirleri de IMF aracılığıyla kontrol altına alınmaya çalışılmaktadır.

IMF’nin para politikaları yani kredi verdiği ülkelerde istediği ekonomik yaptırımlar ise yukarıda anlattığımız büyük ekonomilerin hükümet aracılığıyla uygulamaya koyduğu sosyal devlet politikalarıyla temelden çelişmektedir.

IMF, örneğin Türkiye’den devlet harcamalarını kısma, yatırımlarına sınırlama getirmesini, vergileri arttırıp, çeşitlendirmesini isterken, İngiltere hükümeti bunun tam tersini uygulamaya koymaktadır.

Hangisinin doğru olduğunu kimse şu an bilmemektedir ya da pragmatizm ile oportünizm kaynakları devreye sokulmaktadır.

İngiltere’de İşçi Partisi’nin uygulamaya koyduğu paketin iki sene sonra çok daha büyük bir krizi de tetikleyebileceği konuşulmaktadır.

Ekonominin bu kadar belirsiz, bilinmeyen ve istikrasız politikalarla yönetilmesi ise insanların kafalarını karıştırmaktadır.

Ekonominin motor gücü dört yüz yıldır reel sektör dediğimiz üretim araçlarıdır. Ancak son yirmi yıldır özellikle finans sektörünün belirleyici hale gelmesi ve finansal araçların ön plana çıkmasıyla irrasyonel bir ekonomi devreye girmiştir. Zaten bugün bütün dünyayı kasıp kavuran krizin nedeni de budur.

Üretimin neyi var neyi yok hepsini emip onu ayakta duramaz hale getiren bu araçları disiplin altına almadan bu krizden kalıcı bir şekilde çıkılması mümkün değildir.

Uzmanlığı içinde bulunduğum, ayrıca bu ekonomik krizde belirleyici rol oynayan alandan çok basit bir örnek vermek istiyorum. İnşaat sektöründe geçen sene kaba inşaat dediğimiz betonarmenin metre kare maliyetleri 200 – 250 dolara kadar dayanmış Türkiye’nin dört bir yanında inşaatlar devam ederken, bu maliyetin yarı yarıya azaldığı şu günlerde yaprak kımıldamaz halde olması rasyonel değildir.

Ayrıca; toplam metre kare maliyetin 400 ile 500 dolar arasında değiştiği bitmiş yapının bunun en az dört – beş misli fiyatlara pazarlanması ve bu son kullanıcıya varana kadar üzerine bindirilmiş birçok finans araçlarıyla birim fiyatının abartılı bir şekilde arttırılması ekonomik değerin üretime tamamen yabancılaşmasına yol açmaktadır.

Üretimin ekonomiye yabancılaşması da artık maliyet unsurunun nasıl belirlendiğinin anlaşılmasını imkânsızlaştırma bu da insanların olup biteni takip etme ve kontrol altında tutmalarını olanaksız hale getirmektedir. Ve sonuç bilinen bütün doğruları, gerçekleri, tespitleri, politikaları ve hatta inançları alt üst etmektedir.

Şimdi, demokrasi dediğimiz şeyin bireyin söz söyleme, karar verme ve yetkilendirme iradesi olduğunu biliyoruz. Süreç de kişinin bütün bu gelişmeleri takip ve idrak edebilmesiyle doğru işleyebilir. Aslında ta başından beri bunun pek çalışmadığını da biliyoruz; ancak araçların çeşitli olmadığı zaman dilimlerinde en azından yüzeysel olanın bile yeterli olabildiği söyleyebiliyoruz.

İnsani gelişim sürecini durdurmanız ya da geriye döndürmeniz mümkün değildir. Ekonomik araçların gelişmesi insanda da büyük değişimler yarattı. Standartlar yükseldi. Bugün herhangi bir işyerinden bir adamı işten çıkartırken, çıkış sebebinin hem diğer çalışanların hem de o çıkartılan kişinin kabul edebileceği gerekçelere oturtulması gerekiyor. Herhangi bir ekonomik aracın doğru işletilip işletilmemesini, zararının hesabını herkes soruyor.

Uzun lafın kısası, ekonominin belirleyici aktörleri eskisi gibi kendi başlarına karar alıp, bunu da uygulamaya sokup, sonrada “yine olmadı” deme lüksleri eskisi kadar olmayabilir.

Krizlerin önce onar yıllık, sonra beşer yıllık periyotlara inmiş olması, her krizin depoda biriktirilmiş öz sermayeyi devreye sokularak atlatılmaya çalışılması, yani sorunu para ile çözme yöntemi belki de hastalığın daha da derinleşmesine, sürekli bir kriz halinde kalınmasına neden olabilir.

Bu sistemin tıkandığı bir yerdir. Daha fazla insanı sorumluluk sahibi yapmaya, bilinçlendirmeye ve sistemin içine dâhil etmeye, yani aslında varmış gibi gözüken ama hiçbir zaman tam olarak işlemeyen “demokrasinin” biraz daha fazla işlerlik kazanmasına yol vermek gerekir.

Uzay Gökerman

Global krizin kapitalizmi değişime zorlayan tarafı” üzerine bir yorum

  1. Yunanistan’i krize surukleyen etkenin avrupa birligi oldugu gibi bir teori var ne kadar dogrudur bilemiyorum ama insanin aklina acaba Turkiye de ayni duruma duser mi gibi sorular gelmiyor degil.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s