Taksim Komünü


20130615-082632.jpg

1 Haziran günü polisin Gezi ve Taksim’den çekilmesiyle 10 gün sürecek bir komün görüntüsü ortaya çıktı. Bu 1 Mayıs 1977 gününü yaşamış kişiler için tarihi önemi olan bir durumdu.

Taksim Komünü adı verilen bu süreçte sadece Taksim ve Gezi Parkı çevresi değil, Beyoğlu da devletin olmadığı geniş ve çoğulcu sivil toplum unsurlarının bir arada sürekli gösteri, yürüyüş yaptıkları kitlesel bir alana dönüştü.

Böylesine geniş bir alana yayılan Komün’e devlet nasıl izin verdi, durumu sadece izlemekle yetindi, bu sürecin en ilginç boşluğudur.

Aslında her şey 31 Mayıs’ı 1 Haziran’a bağlayan gece Bağdat Caddesi’nde toplanan kalabalığın Boğaziçi Köprüsü’nü geçerek Gezi Parkı’na doğru hareketlenmesiyle başladı. Bu kitlesel sivil inisiyatif karşısında da devlet yoktu.

Devlet bütün konsantrasyonunu Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’na yöneltmişti. Son üç günde özellikle sabaha karşı Gezi Parkı’nda çadırları içinde uyuyan göstericilere karşı gösterilen aşırı sert müdahale bütün Türkiye’de infial uyandırmıştı. Bu büyük tepki 1 Haziran akşamına doğru neredeyse İstanbul’un her noktasından insanları Gezi Parkı’na doğru harekete geçirdi.

İşte devlet bu noktada geri adım atıp gücünü bölgeden çekti. 11 Haziran’a kadar da sürecin kendi enerjisini tüketmesini bekledi.

Devletin belki de bir başka hesap edemediği, direnişçilerin elini güçlendiren, Taksim çevresindekindeki yayalaştırma projesiydi. Bu durum bölgede ister istemez kitelesel kalabalıkların toplanması için uygun ortam sağladı.

AKM üzerine asılan ve yaklaşık on gün kalan afiş ve pankartlar da bir anlamda 1 Mayıs 1977’nin rövanşı niteliğindeydi.

Devlet varlığını başbakanın verdiği sert ve keskin açıklamalarla duyurmaya çalışsa da bu on günlük sürenin göstericiler adına büyük bir kazanım, başarı olduğunu tarihe not düşmek gerekiyor.

Kuşkusuz Taksim oluşumu Gezi Parkı Direnişi’nden temelde net çizgilerle ayrılan; toplumsal bir muhalefete dönüşen, küresel sermaye ve kapitalizm karşıtı bir nitelik taşıyordu.

Mesaj sadece Türkiye’ye değil, dünyaya da verilidi; durum ilgiyle izlendi. Büyük bir ihtimalle de tedirgin oldular.

Bugün Gezi Parkı Direnişçileri ile Taksim Oluşumu bir anlamda birbirinin içine karışmış durumda. Çünkü toplumsal eylemler kitleselleştikçe hem nitelikleri değişir hem de kavramsal olarak başka şeylerle birleşir.

Toplumsal dönüşümlerin iktidarı zorladıkları noktada da burasıdır. Bu cümleyi bir başka yazının içinde kavramsal donanım çerçevesinde açmamız gerekiyor. Çünkü böylesine büyük kalabalıkların kendi içinde de bütünleşmesine engel olan kırılımları var.

Hükümet 1 Haziran Cumartesi akşamı Taksim’den ayrılmasaydı ne olurdu sorusunun cevabını bulmak kolay değil; ancak toplanan kalabalığın sayısal gücü ve kararlılığı bizlere bütün dünyayı sarsacak bir çatışma ortamının yaşanacağını göstermiştir.

Bugün hükümetin cesaretini de kıran bir türlü çok istedikleri sert yumruğu vurmasına engel olan şey de o kararlı duruş olmuştur.

İktidar geri adım atmış, ne yapacağını bilemez bir sürecin içine girmiştir. Bu sürecin hala devam ettiğini gözlemliyoruz.

İktidarın en tepesinde %50 oyun kudretine sahip başbakan bir taraftan tehdit söylemleriyle ortamın daha da gerilmesine sebebiyet verirken diğer taraftan ne söylerse söylesin uygulamaya dönüştüremiyor oluşu ile aslında yaşanan durumun ne kadar karmaşık olduğunu da ortaya koyuyor.


Uzay Gökerman
http://www.spor.milliyet.com.tr

http://twitter.com/uzaygokerman

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s