Fenerbahçe sırat köprüsünde…


Karşılaşmanın 59. dakikasında golü yediğinde Fenerbahçe’nin sürekli azalan bir mücadele gücü vardı. Golden sonra bozulan morallerle birlikte reaksiyon vermek için ekstra enerjiye ihtiyaç duyuluyordu ancak bu Fenerbahçe’de yoktu. Son yirmi dakikada takım oyunundan eser kalmadığı gibi yapılan her değişiklik sonrasında da uyumsuz bir tablo çıktı ortaya.

Fenerbahçe’nin iyi oynadığı Feyenord karşılaşmasını ölçü alacaksak, maalesef elimizde başka bir veri de bulunmuyor, burada güçlü bir orta saha ve hızlı kanat oyuncularından oluşan bir kurgu vardı.

Ozan Tufan’ın yokluğunda Advocaat bu bölgeye Van Persie yerleştirerek başladı. Hollandalı belki de geldiği günden bu yana ilk defa bu kadar etkili olduğu bir 45 dakika çıkardı. Pas dağıtımında zaman zaman gerçek bir 10 numara gibiydi.

Yine özellikle ilk yirmi dakika Emenike’nin rakip alanda etkili koşularını ve mücadelesini izledik.

Volkan Şen ve Alper Potuk da ilk devre rakip savunmanın dengesini bozacak kadar adam eksilten karakterde oynadılar.

Ancak gol bu kurgunun çok daha ötesinde bambaşka bir oyunun sonucunda Mehmet Topal’ın kişisel çabası sonucu geldi.

Golün nasıl atıldığı aslında sahada mücadele eden futbolcudan tribündeki taraftara fazlasıyla etkiliyor, hatta kenardaki teknik adamın bile bakış açısını değiştiriyor olmalıdır.

Teknik direktörler, koçlar modern takım oyunlarında sahanın gerçek patronudurlar ve her geçen gün etkisi daha hissedilir hale geldi. Onların çizdiği taktiğin başarılı olması saha içindeki oyuncunun takım oyununa katkısını artırıyor.

Fenerbahçe’de şu an görünmüyor ancak bireysel yeteneği üst seviyede oyuncular var ve bunların egoları da devreye girdiğinde baş edilmesi güç bir tablo ortaya çıkıyor.

Pas vermeleri gereken yerde takımı kendilerinin kurtarma derdi yanındaki arkadaşıyla kuracağı taktiksel oyunu da etkiler hale getiriyor.

Bu nedenle bireysel yeteneğin ön plana çıkarak atılmış bir golden çok takımın yardımlaşarak kazandığı skor çok daha değerli hale geliyor.

Fenerbahçe’nin geçen seneden bu yana yaşadığı futbol kaosunun merkezinde olan şeylerden biri budur; Alanyaspor karşısında bile sonucu değiştirecek hareketi yapamayan futbolcuları vasatmış gibi gösteren de!

Advocaat ikinci yarı fazlasıyla formsuz değişiklikler yaptı.

Kuşkusuz antrenmanları izlemiyoruz ancak ilk değişiklik olarak Aatıf’ın tercih edilmesi; Emenike’nin çıkarılması yanlıştı.

Gole ihtiyaç duyulan bir ortamda mesele gol bölgesinde fazladan bir adam bulundurmakken Emenike’nin kenara alınması başka bir polemiğin de fitilini ateşleyen bir şeye dönüştü.

Oysa Alper – Stoch değişikliği özellikle oyuna girdikten sonra yaptıklarıyla maça hareket kazandıran Stoch’un ilk hamle olması gerektiğini bize gösterdi.

Alanyaspor’un attığı golde Fenerbahçe’nin iki kenar savunmacısının ağır kalışının etkisi büyüktü.

Fenerbahçe her hücuma kalktığında acımasızca rakipleri tarafından düşürülüyorken Van der Wiel’in rakibine topla birlikte hareket ederken sadece izlemesi gole adeta davetiye çıkardı asist yaptı.

Sanki bizim ev ödevimizmiş gibi defalarca yazacağız; Fenerbahçe atamadığı gibi böyle gol yememelidir.

Maalesef Fenerbahçe çok zor bir süreçten geçiyor ve öyle ya da böyle bir desteğe ihtiyacı var.

Fenerbahçe dün maçı ilk 45 dakika içinde kopartabilecek oyun, pozisyon ve mücadeleyi ortaya koymuşken yine devreye çıkan hakem etkisini mutlak surette konuşmamız gerekiyor.

Alper Ulusoy’un kafasında çok başka hesaplar içinde olduğunu net olarak hissedebileceğimiz bir yönetim izledik. Bu değişmeyecek; ancak biz konuşmayı sürdüreceğiz.


Ba’nın yardımcı hakemin gözleri önünde çift dalarak Emenike’yi durdurduğu pozisyonda kart görmemesi, peşinden hızlı bir hücum sonucu ceza sahası içinde oluşan pozisyona penaltı düdüğünü çalmaması karşılaşmanın kader anlarıydı.

Zaten taraftarı tarafından terk edilmiş bir durumdayken her maç hakemi de yenmek zorunda kaldığı bir handikapla mücadele edecekse çok zor şartlarda başladığı sezonun daha da güç bir hal alacağını kestirmek için falcı olmaya gerek yoktur sanırım?

Bu kuşkusuz mücadele gücünü etkileyen eşit olmayan rekabet ortamıdır.

Girişte de belirttiğimiz gibi Fenerbahçe 90 dakikayı aynı tempo ve mücadele gücüyle çıkaracak bir kadrosu bulunmuyor.

Peş peşe gelen sakatlıklar da her seferinde yeniden başlanılan bir taktiksel kurguyu zorunlu hale getiriyor.

Ve futbol sonuç oyunudur ve karşılığını alamadığınız her girişim sizi moral olarak da etkiler hale getirir.

Taraftarı tarafından desteklenmeyen, rakiplerin acımasız faullerine rağmen hakemlerin göz yumduğu bir futbol ortamında etten kemikten varlıklar olarak sahada ayakta durma mücadelesi veren futbolcular için özellikle kendi sahasındaki her maç sırat köprüsüne dönüşüyor.

Görsel: Milliyet

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s