Operasyonel sorular


Boş bir defter üzerine aldığım süreçle ilgili bir takım soruları bugün sizlerle paylaşmak, seslice okumak istiyorum.

Bütün operasyonun “tesadüfen” bir başka soruşturma kapsamında teknik inceleme yapılırken ortaya çıkan deliller sonucu başladığı söyleniyor; Fenerbahçe Başkanı ve çevresinin takibi için 1 Aralık 2010 tarihi milat oluyor.

1 Aralık 2010 öncesiyle ilgili genel bir görünüme sahip miyiz? Bugün suç olarak delil kabul edilen ilişkilerin o tarihten önceki nitelikleri incelenmiş midir? Eskiye ait ne tür ilişkiler vardır?

Bu, Süper Ligin 15. Haftasına denk gelen bir tarihtir ve Fenerbahçe Trabzonspor’un 9 puan gerisinde, Beşiktaş’ın 3, Galatasaray’ın da 10 puan önündedir. Böylesi bir tabloda ilişkiler hangi seviyededir?

Medyaya servis edilen ya da üstün gazetecilik sezgi ve bilgisine sahip, yetenekli yeşila-turkuaz renkli gazetecilerin ulaşabildikleri şike soruşturmasına konu olan maçlar genel olarak son beş haftalık dönemi içermektedir. Öncesinde neler olup bitmiştir?

Fenerbahçe’nin Trabzonspor, Beşiktaş ve Galatasaray ile oynadığı karşılaşmalarda ne türden ilişkiler gerçekleşmiştir.

Süper Ligi büyük bir ağacın gövdesine benzetirsek; ağacın bir dalında 1 Aralık 2010 tarihinde Fenerbahçe yöneticileri üzerine yoğunlaşmış olan bu teknik takip “ağacın diğer dallarında neler olup bitiyor acaba” şeklinde soruyu sordurmuş ve o dallar da takibe alınmış mıdır?

1 Aralık 2010 tarihinden sonraki dönemde ağacın diğer dallarına ait telefon görüşmeleri, fotoğraf kayıtları var mıdır?

Örneğin bu teknik takip sırasında toplamda 400 adet sim kart değişimi olduğu şeklinde bir bilgi vardır, ağacın diğer dallarındaki kişilerin, grupların bu süre içinde kaç adet sim kart değiştirmiş olduğuyla ilgili bir bilgi, detay, istatistik var mıdır?

Bugün ortalama bir Türkiye vatandaşı üzerine kaç adet sim kart kayıtlıdır?

Son 30 yılda ülkemizde çeşitli alanlarda çeteler kurulmuş olduğunu biliyoruz. Bunların bir kısmı isim olarak ortaya çıkmıştır. Bir dönem normal kabul edilen bir takım ilişkiler bir sonraki dönem çete olarak anılmıştır. Eğer ortada çıkar amaçlı silahlı bir çete varsa birden fazla olma ihtimali olabilir mi? Araştırılmış mıdır?

Eğer ortada birden fazla çete var, bu ilişkiler birçok yönetici, futbolcu ve kulübü içine alacak bir duruma gelmişse, ucundan kıyısından bir şekilde herkes bulaşmışsa buna ne ad verilmeli, nasıl açıklanmalı ve değerlendirilmelidir?

Trabzonspor’un teşvik primi verme ya da şike yapma teşebbüsünde bulunduğu ancak başaramadığı yönünde (doğyu/yanlış) bir bilgi okuduk. Bu teknik takibin son halkasında tesadüfen ulaşılmış bir bilgi midir, yoksa Aziz Yıldırım gibi Sn. Sadri Şener ve yönetimindeki diğer kişiler de 1 Aralık 2010 tarihinden itibaren an be an izlenmiş ve bir maç dışında bir sonuç alınamamış mıdır? Hiç teknik takip yapılmamışsa buna neden gerek duyulmamıştır?

Sn. Serdar Adalı’nın kupa maçı öncesinde İbrahim Akın’a bir teklifte bulunduğu şeklinde (doğru-yanlış) bir bilgi okuyoruz. Yine bu teknik takibin son halkasında tesadüfen ulaşılmış bir bilgi midir, yoksa Beşiktaş yöneticileri de 1 Aralık 2010 tarihinden itibaren teknik takibe alınmış mıdır? Hiç teknik takip yapılmamışsa buna neden gerek duyulmamıştır?

Özel yetkilendirilmiş savcılara görevi kim vermiştir?

Sn. Mahmut Özgener neden bir kere daha başkanlığa aday olmamıştır? Onu engelleyen şey sadece ailevi nedenleri midir, yoksa öncesinde bu operasyondan haberdar olmuş mudur?

Sn. Özgener’in ismi dün akşamdan beri ifadesine başvurulacaklar kişiler arasında geçiyor. Yönetici, futbolcu, menajer, teknik adam ve son olarak da hakem çerçevesinde kurulmuş böylesine büyük bir suç örgütünün varlığından ve yaptıklarından tamamen habersiz midir? Haberi vardı da önlem almış mıydı?

Aralarında yabancı futbolcuların da bulunduğu çeşitli bilgi, kültür ve ekonomik seviyedeki 50-100 kişilik bir grubun dışarıya hiçbir bilgi sızdırmadan ilişkilerini sürdürmesi mümkün müdür? Yine o grup söz konusu gözaltılar içinde itirafta bulunmuş ya da bulunacak mıdır? Bu kadar insan içinde hiç kimsenin çözülmemesi mümkün veya normal midir?

En sıradan bir vatandaşın bile attığı her adımın google aracılığı ile bile izlenebildiği, adım başı kamera, mobese, dinleme aygıtlarının olduğu teknolojik bir çağda böylesine çok yakın mesafeden fotoğrafların bile çekilebileceği basit ilişkiler nasıl kurulmuş, bu örgütün elemanları neredeyse aldıkları paraları gidip para sayma makinelerinde herkesin gözleri önünde sayacak kadar nasıl tedbirsiz olabilmişlerdir?

Aziz Yıldırım başkanlığı sırasında 2001 ve 2006’da iki defa olmak üzere teşvik vermekle suçlanıp, kamuoyunda kendisini savunmak zorunda kalmış, saat başı adam ve maç satın almakla itham edilen biriyken herkesin gözlerinin çevrildiği, rakip takımın başkanının her hafta imalı mesajlar verdiği ortamda nasıl böylesine fütursuzca adımlar atabilme cesaretini kendisinde bulabilmiştir?

Böylesi işler yapmak için insanın akli melekelerini kaybetmiş olması gerekmez mi; gerçekten akli bir sağlık sorunu yaşamış ya da yaşıyor olabilir mi?

2006 ve 2010 yıllarında ortam çok daha uygunken bu işleri neden yapmamıştır?

Yaptı da başaramamış mıdır? Bu gerçeğin farkında ve içinde olan kişiler çıkar ilişkileri değiştiği için bu sezon farklı bir tutum içine girmiş olması mümkün müdür?

Hatta Aziz Yıldırım’ı jurnallemiş olabilirler mi?

Bu durumda söz konusu çıkar örgütünün üyelerinin ve ilişiklerinin her sezon farklı kişilerden oluştuğu gibi bir sonuç çıkarmamız mümkün müdür?

Çıkar amaçlı suç örgütünün başı olmakla itham edilen Aziz Yıldırım’ın herkese para verdiği iddia edilmektedir. Bu örgütten çıkarı nedir?

Çıkarı Fenerbahçe’nin şampiyonluğuysa normal olarak bunu zaten tek başına ve diğer yönetim kurulu üyelerinin desteği ve bilgisi olmadan yapamaması beklenir. Peki, neden sadece kendisi , kulübün en önemli hukuk adamı ve basit bir yöneticisi gözaltına alınıyor da diğerlerinin ismi geçmiyor?

Aziz Yıldırım’ın kendisinden sonra Fenerbahçe Başkanı olacağını sürekli yinelediği ve adaylığına karşı olduğunu söylediği Sn. Mehmet Ali Aydınlar nasıl bütün kulüplerin desteği ile aday olup sonra da başkan seçilmiştir?

Operasyonun neden 12 Haziran öncesinde yapılmamış olduğu bir soru işareti olsa da siyaseten bir açıklaması vardır. Ancak, 13 Haziran günü düğmeye basılmış olsaydı, muhtemelen Fenerbahçe Kulübü’nün Aziz Yıldırım’dan sonra yerine geçmesi muhtemel Mehmet Ali Aydınlar ismi etrafında bir güç birliği olacak, Federasyon Başkanlığı hiç gündeme gelmeyecekti. Bugünse Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermeyecek ya da Bank Asya’ya düşürecek kişi konumuna gelmiştir. Bu çok basit, sıradan bir tesadüften mi ibarettir?

Fenerbahçe ile ilgili böylesi tarihi bir kararı vermesi için Fenerbahçe kongre üyesi bir kişinin o makamda oturuyor olması kaderin bir cilvesi midir?

Aziz Yıldırım, operasyon öncesinde bu sonla karşılaşacağı bilgilendirilip, çekilmesi istenmiş midir?

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bu yazı 6 Temmuz 2011 tarihinde Milliyet.com.tr sitesinde yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s