Fenerbahçe kolayca yediklerini çıkarmak için çok mücadele ediyor!


Yeni oyuncular dahil oldukça Fenerbahçe’nin kazanma alışkanlığı kaybolmuş takım özelliğinden giderek daha fazla mücadele eden ve kazanan takıma doğru evirileceği sinyallerinin alındığı bir karşılaşma izledik.

Son top Josef’in değil de mesela Guiliano’nun ayağına gelse ve bu vuruş gol olsaydı muhtemelen Fenerbahçe’de çok şeyin değişeceği bir milat yaşanırdı.

Fenerbahçe ekmeğini taştan çıkaran emekçi gibi gol atan ancak bir miras yedi gibi basitçe goller yiyen takım olma özelliğini koruyor.

Kalesine gelen her topun gol olabildiği Avrupa’da böyle başka bir takım var mıdır, izlediklerimiz arasında benzerine rastlayamıyoruz.

Sekiz gün içinde kalesinde gördüğü 6 golün hiçbiri rakiplerin pozisyon ve yerleşim çalışmasıyla attıkları türden değildi.

Daha karşılaşmanın ilk dakikalarında gelen şok gol hem stadyumdaki taraftarın hem de sahadaki takımın başlangıç enerjisini aldı götürdü.

Trabzonspor tipik bir deplasman takımı gibi mücadele etti. Ersun Yanal’ın geçen sezonu bu futbolu oynatmak için mi heba ettiğini insan kendisine sormadan edemiyor.

Maç sonundaki faullere ait 28-17’lik istatistik herhalde Trabzonspor’un ne oynadığına dair önemli bir ipucu verir bizlere.

28 faule rağmen çıkan 4 adet basit sarı kart… Hakemlerin oynamaya çalışan ile oynatmayan takım arasındaki farkı çözebilmeleri gerekiyor; ancak bu, Türkiye’deki hakemlerin hiçbir zaman ulaşamayacakları bir anlayış seviyesidir.

Trabzonspor’un geliştirdiği atak organizasyonlarında; ileri atılan hızlı hücum toplarına Fenerbahçe savunma oyuncularının hatalı müdahaleleri nedeniyle kazandıkları 9 adet korner atışının en etkili yol olduğunu söyleyebiliriz.

Aykut Kocaman maça Guiliano ile başlamalı mıydı?

Orta alanda Josef-Topal tandemi şart mıydı?

Van Persie’nin bu kadar etkisiz olduğu maçta acaba ilk tercih Soldado olabilir miydi?

İlk on birler açıklandığında işte tüm bu sorular üzerinden polemik yapılmasına neden olacak bir ortam oluşmuştu.

Öyle ya da böyle sahaya çıkan oyuncu da bunu adı gibi biliyor. Başına neler geleceğinin farkında. Hele üç gün önce Vardar karşısında alınmış beklenmedik yenilgi ister istemez bu futbolcuları da baskı altına alıyor.

Böyle bir ortamda Aykut Kocaman’ın tüm dikkatleri ve riski üzerine alacak şekilde hamle yapması gereksizdi.

İki gün önce aynı şeyi Şenol Güneş yapmış, puan kaybetmiş olsa da Türkiye’nin futbola çarpık ve takımlara eşit ve adil olmayan yaklaşımı nedeniyle bunu kendi taraftarınıza bile anlatamazsınız.

Hele Trabzonspor’un sert ve futbol oynatmayan anti futbolunun tatlı sert ile anıldığı bir ortamda mücadele ediyorsanız!

Dün gece Fenerbahçe’de futbol adına iki oyuncu ön plana çıktı; Valbuena ve Alper. Her ikisi de karşılaşma boyunca hiç durmaksızın oradan oraya koşup mücadele ederlerken yenilgiye karşı direnişin de öncüsü oldular.

Alper’in iki savunma oyuncusunu eksilterek attığı gol çok değerliydi. Soldado oyuna girene kadar takımın gizli santraforu gibi oynadı. Aykut Kocaman Alper’den sürpriz bir golcü üretebilir; neden olmasın diyoruz.

Stadyumda uzun zaman sonra olağanüstü bir atmosfer ve taraftar kitlesi vardı. Bu ortam olduğu sürece Fenerbahçe’nin geçen sene yaşadığı talihsiz yenilgilerle karşılaşmayacağını söylemek zor değil.

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s