Hayat da gösteri de devam ediyor…


Rakibin tüm hatlarıyla kendi ceza sahasına gömülerek oynadığı bir karşılaşmada açık bir boşluk bulmak ya da yaratmak için yüzlerce pas yapmasına karşın tek bir koridor bile oluşturamadığından attığı tek golü de koruyamamanın verdiği acizlikle Avrupa Ligi’ne veda etti Fenerbahçe.

İki aşamalı karşılaşmalarda iki tür sıkıntı olur; birincisi gol yemek, ikincisi gol atamadan yenilmek.

Vardar, Fenerbahçe’nin eleyemeyeceği ya da birden fazla gol atamayacağı bir takım mıydı?

Kesinlikle hayır ancak Fenerbahçe’de son üç yılda top koşturan oyuncular üzerinde öyle büyük bir gerilim birikti ve taraftar tarafından da o kadar sevimsiz hale geldi ki başa gelen tüm sorunların kaynağı bu futbolcular oldu.

Dışarıdan bakıldığında iki pas bile yapamayacak kadar kötü görünen bu oyuncular gerçekten kalitesiz mi?

Dünyanın en kaliteli oyuncuları bile olsalar taraftar tarafından bir kaşık suda boğulacak kadar nefret edilecek duruma geldikten sonra böylesine kritik bir karşılaşmanın iniş ve çıkışlarının arasında 90 dakika sinilerine hâkim olacak şekilde ayakta kalabilmeleri mümkün mü?

Dün akşamın en sevimsiz karakteri durumuna gelen Ozan Tufan yarın bir başka takım forması giyse eminim ki bundan çok daha fazlasını yapacaktır.

Ancak işin boyutu Ozan’ı Fenerbahçe’den kopartacak hale getirdi.

Bu gerçek değil!

Kendine güveni tam, moralli ve ne yapacağını bilen bir oyuncu için dün akşam ayağına öyle fırsatlar geldi ki şimdi başka bir maçın öyküsünü yazıyor olurduk.

Geçen seneden kızgın halde tribünlere dönmüş Fenerbahçe taraftarı yine dışarıdan bakıldığında haklı görünse de en ufak hataya tahammül göstermez duruşuyla gencecik bu futbolcuları sahada hiçbir şey yapamaz hale getiriyor.

Hiç kuşkusuz artık bu oyuncular da sorumluluktan kaçıyorlar en temel futbolculuk beceri ve melekelerini sergileyemez halde aciz bir görüntüye bürünüyorlar.

Tribünleri en ufak hataya karşı hiçbir tahammül göstermeyecek şekilde doldurduğunuzda bu rakip takım için korkulu olmaktan çıkıp, kendi takımınızı felç eden bir cehenneme dönüşüyor.

Bunun nedenlerini çok iyi anlayabiliyoruz.

Fenerbahçe’nin dün akşam sahaya çıkardığı on bir olabileceklerin en iyisiydi. Zaten elde başka da alternatif yoktu.

Transfer ettiği oyunculardan; Ejlif yaşından ötürü oynayamıyor. Mehmet Ekici sakat. Guliano da ilk turda başka takımda forma giydiği için oynayamıyor.

Öyle olunca Fenerbahçe’nin yedek oyuncuları arasına Ahmethan, Samet, Muhammet, Oğuz gibi dört adet genç oyuncu koymak zorunda kalınıyor; bu oyuncular böyle bir gerilimi taşımak bir yana bugüne kadar Valbuena gibi oyunun kaderine etki bile etmemişler.

Maalesef Fenerbahçe transfer sezonunu iyi değerlendiremedi. Hala zaman var ancak iş işten geçti.

Dünkü maçın senaryosu çerçevesinde Aykut Kocaman da oyunun tüm kaderini değiştirecek hamleler yapamadı.

Ozan Tufan moral olarak tamamen bitmişken ısrarla sonuna kadar sahada tutmak hem oyuncuyu sevimsiz hale getirdi hem de ondan beklenen etkiyi ve katkıyı tamamen yok etti.

Oyun şablonu başlangıçta Van Persie ile tek forvet, Alper ile onun yanında gizli forvet olabilir; ancak Alper çıktıktan sonra tüm mesele gol atmak olmuşken Hollandalı’yı kenara almak da gereksizdi.

Ne kadar sağlam bir savunma kurgusu olsa bile günün sonunda kalenizdeki son top Aatıf’ın müdahalesine kalkıyorsa o zaman iş bu noktaya geldiğinde dizilişin, taktik kurgunun hiçbir önemi kalmıyor.

Kalmıyor ki Fenerbahçe golü Skrtel’in indirdiği topa Roman’ın kaval kemiği ile vuruşundan bulabiliyor.

Olan oldu.

Tur gitti.

Peki bundan sonra koca bir sezon ne olacak?

Öncelikle Fenerbahçe taraftarı bir seçim yapmak durumunda; ya bu büyük sevdasını yalnız bırakacak, böylece meydan başka aktörlere kalacak ya da sıkı sıkı sarılıp zaten eldeki en önemli hedef olan lig şampiyonluğuna kenetlenerek yürümesinin desteği olacak.

Bu sezonun kadrosu budur. Eldeki şartlar da…

Aynı şey Aykut Kocaman ve oyuncular için geçerlidir.

Bu kadroyu başka şekilde oynatmak da mümkündür.

Oyuncuların daha fazla sorumluluk almaları; almayacaklarsa da bir an önce izin istemeleri kendileri için en hayırlısı olacaktır.

Ozan Tufan kaçırdığı en önemli gol pozisyonu sonrasında beceriksizliğinin etkisini sahada yaşamaya devam etmeyecek, Valbuena gibi bir sonraki pozisyonu kovalayacak.

Herkes üzerine düşeni yaparsa Fenerbahçe bugün yaşadığı bu büyük travmadan güçlü bir şekilde çıkar.

Fenerbahçe çok kolay geçmesi gereken turu kelimenin tam anlamıyla rakibine ikram etti.

Ancak hayat devam ediyor…

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Hayat da gösteri de devam ediyor…” üzerine 2 yorum

  1. Sayın Gökerman, hep oyuncu oyuncu ve antrenör hatalarından bahsediyoruz ama bence hata başka yerde aranmalı. Türkiye futbol ligi düşünüldüğü gibi güçlü bir lig değil. Malesef ama yöneticilerimiz bizi hep kandırıyorlar ve yine malesef insanlarımız buna INANIYOR. Sanırım kandırılmayı seçiyoruz. Bu yüzden başarılar hep saman alevi gibi geçici. Yönetici ve liderlerin günü kurtarmaktan ibaret tutumları yüzünden ne altyapı nede bir sistemimiz var. Tabiki hemen başarı isteyen sabırsız bizlerinde bunda payı var. Bir başarıyı yıllarca konuşurken başarısızlıklarimizi hiç hatırlamıyoruz. Islahat türü hareketler bizde hep yöneticilerden halka verilmiştir. Ben halkın istediği ve aldığı bir ıslahat bilmiyorum. İşte burada sabır edip destek verilirse Aykut Kocaman’ın Fenerbahçe’ye bir düzen ve sistem getireceğine inanıyorum. Türk futbolu içinse henüz bir umudum yok. Bu yüzdende sigma, tromse, ustersund ve varna listesine daha birçok takım yazılacaktır. Sonuçta ders almayan ama ders veren liderlerimiz var.

  2. Merhaba,Sayin Gokerman yazilarinizi ilgi ile okuyorum kitap yazdiginizi bilmiyordum.Ilk firsatta almayi dusunuyorum.Fenerbahce ye gelince problemin kaynagi bu yilki transferler degil gecen yillardan yapilan yanlis ve kulube getirisi olmayan yuksek maliyetli transferlerdir.Yuksek borc yukune sokulan fakat avrupa kupalarinda sampiyonlar ligi gelirinden mahrum kalan takim trubunlerden seyircinin de uzaklasmasi ile finansal fair play engeline takildi ve eli kolu baglandi.Bu gun olanlarda en az kabahatli kisi Aykut Kocaman dir.Yonetim kurulu demek gerekir ancak Fenerbahce de yonetim kurulu diye bir kurum yoktur,Aziz Yildirim vardir.Dolayisiyle olanlarin sorumlusu baskandir. Artik daha fazla ismini yipratmadan kenara cekilip onursal baskan olarak Fenerbahce ile iliskisini sinirlandirmalidir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s