Fenerbahçe resmen sırat köprüsünden geçti!


Fenerbahçe sezonun en zor karşılaşmalarından birini oynadı. Daha üçüncü haftada sırat köprüsünden geçilir mi, şartlar buraya getirirse mecbur kalabiliyorsun.

Öyle bir bıçak üstüydü ki; Beşiktaş ve Galatasaray kazanmış, hemen zirveye yerleşmişti. İlk üç haftada 9 puan geride olsan ne yazar ama psikolojik üstünlük denilen bir gerçeklik var ve maalesef bu durum Fenerbahçe’nin her tarafına işlediğinden olası puan kaybı Bayram’ı zehir edebilirdi.

Fenerbahçe için iyi futbol oynadığını söylemek çok zor.

Sezona kötü bir başlangıç yaptı. Geçen senenin travmatik etkilerini üzerlerinde taşıyan futbolcuların tamamı hata üzerine hata yapıyor. Takımın savunması dağınık. O kadar basit hatalar yapıyor ki akıl alır gibi değil, kendi kalesine dahi gol atıyor. İleride ne kadar çoğalırsa çoğalsın rakip eksiltemiyor. Ceza sahasının çevresindeki etkisi içeride hissedilmiyor. Kaleye şut çekememiyor. Bulduğu pozisyonları sonuçlandıramıyor. Hiçbir şeyin işlemediği ortamda yeni gelen transferlerden uyum beklemek de mümkün değil. Biraz Valbuena kıpırdıyor, zorluyor, o kadar.

Evet bu kadar olumsuz bir tablo var ortada…

Vardar yenilgisi ve elenmenin Kadıköy’de yaşanması taraftarın aşırı tepkisi sonrasında takım üzerinde çok ciddi bir özgüven sorunu da yaşatıyor.

Kimse kendini kandırmasın; bu futbolcular beceriksiz ve kalitesiz değil.

Sezon başından bu yana geçen seneden beri gönderilmek için yer aranan Aatıf’ın her geçen gün biraz daha sonuca etki eden futbol oynadığı ortamda temel meselenin özgüven olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

İşte bu ortam Fenerbahçe’yi sırat köprüsünün başına kadar getirdi.

Gerçekten çok zor bir karşılaşma oynadılar; hele rakip 9 kişi kaldıktan sonra bile “ya bir şeyler ters gider de gol yersek” duygusu tüm futbolcuların en temel hareketleri yaparken bile tavırlarına yansımıştı.

Ozan’ın golünden sonra tüm takımın birbirine koşarak rahatlaması oyuncuların yaşadığı stresin göstergesiydi.

Kimse bu kadar tepkiyi ve her pozisyonda kalite, yeterlilik için test edilmeyi hak etmiyor.

Gençlerbirliği oyuncusu kendi kalesine gol attığında “golü bile biz atamıyoruz” diyerek kendi takımınla dalga geçtiğinde Fenerbahçe tamamen yalnızlığa terk edilmiş oluyor.

Evrenin en temel yasasıdır kainat boşluğu sevmez ve bir şey bir yeri terk ettiğinde orası mutlak surette başka bir güçle dolar.

Dünkü karşılaşmanın büyük bölümünde Fenerbahçe sezona başladığı gibi topu rakip alanda oynadı. Bu da ortaya %70’e 30 gibi topla oynama oranı çıkardı. Kuşkusuz burada Gençlerbirliği’nin eksik kalmasının da etkisi vardı ancak kırmızı kart anında da bu oran yaklaşık olarak aynıydı.

Ancak Fenerbahçe rakip kaleye ne bir şut çekebildi ne de isabetli tek bir orta…

İlk yarı özellikle sağ kanatta Dirar ile Isla’nın uyum sorunu vardı. İkinci yarı Dirar Aatıf değişkliği ile Isla sanki daha iyi oynamaya başladı; topu etkili kullandı. Fenerbahçe’nin golü öncesinde sağ kanatta Isla ve Aatıf güzel işler yapmaya başlamıştı. Oraya bir de Valbuena girince Gençlerbirliği için yolun sonu geldi.

Topların geriden Volkan Demirel’in şişirmesiyle başladığında ne kadar etkisiz olduğunu Aykut Kocaman’ın görmüş olduğunu tahmin ediyoruz. Karşılaşmada Fenerbahçe adına en olumsuz görüntülerden biri buydu.

“Hasan Ali mi İsmail mi” sorusunun cevabının alındığı bir karşılaşmaydı. Ancak bu sezon Fenerbahçe’nin en etkisiz tarafı sol kanat haline geldi. Bundaki en büyük problem de iki oyuncunun çok yetersiz kalışı oldu. Buraya bir an önce önlem düşünülmek zorunda. Hasan Ali’nin maç boyunca yaptığı en doğru hareket sarı kart alıp, Rantie’nin atılmasını sağladığı pozisyondu.

Fenerbahçe’nin aleyhine verilen penaltı penaltı mıdır? Bu sorunun cevabını karşılaşma boyunca ceza sahası dışındaki hava topu mücadelelerinde hakemin verdiği kararlarda buluyoruz. Ümit Öztürk neredeyse tamamına devam kararı verirken, Skrtel’in kafasının yarıldığı pozisyona penaltı düdüğü çaldı. Sezon boyunca her takıma böyle penaltılar çalınacaksa sorun yok tabii.

Oyuna genişlik kazandırıp, topu bir kanattan diğerine yönlendirebilmeyi başardığında Fenerbahçe’nin taktik kurgusu daha etkili hale gelecektir.

Valbuena bunu topla birlikte hareket ederek yapıyor; ancak sonunda da yoruluyor. Önemli olan topu kullanmaktır.

Giuliano ve Soldado ilk defa on birde kendilerine yer buldular. Her ikisi de tutuk oynadılar. Takımın uyumu arttıkça daha çok katkı sağlamaları gerekir. Özellikle Giuliano merkezde bu top aktarımında görev almalıdır.

Santrafor illa ki çok gol atan oyuncu demek değildir. Özellikle sırtı dönük oynadığı bölümde ileriye atılan toplarda ondan istasyon görevi görmesi bugüne kadar Van Persie’nin yapamadığını gerçekleştirmesi bekleniyor.

İkinci yarı Isla çok etiki oyun sergiledi.

Fenerbahçe güneş tutulmasının yaşandığı kötü geçen Ağustos ayını galibiyetle tamamlayıp, sırat köprüsünü geçmiş oldu.

Milli maç dönüşü Başakşehir ve iki hafta sonraki Beşiktaş maçları Fenerbaçhe için çok daha önemli ve belirleyeci olacaktır.

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s