Fenerbahçe Kongresi


Kongre sonuçlanmadan çok kısa görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

Özellikle son bir haftadır adayların televizyon ekranlarındaki hemen tüm programlarını izledim.

Şu bir gerçek ki “Fenerbahçe Kongresi” Türkiye’nin en önemli olaylarından biridir.

Geçtiğimiz günlerde sessiz sedasız bir Galatasaray seçimi yaşandı. Sadece aradaki farkı anlatmak için söylüyorum; biri Seçim, diğeri Kongredir.

Hakan Safi’yi tanımıyorum. Benden yaşça küçük bir Başkan adayını ilk defa izleyeceğiz. Bu onun bir eksikliği değil, benim yaşımı ortaya çıkarıyor sadece. Kendisinin önümüzdeki dönemlerde Fenerbahçe’ye çok önemli hizmetlerde bulunacağına inanıyorum.

Aziz Yıldırım, bildiğimiz Aziz Yıldırım. Bence çok büyük değişim yok.

Seçim sürecinde ifade ettiği bir manşet var.

Fenerbahçe’nin şampiyonluğa, Türkiye’nin de Fenerbahçe’ye (şampiyonluğuna) ihtiyacı var.

Bu bir gerçek ve ben de hem yazılarımda hem videolarımda hem de yakın arkadaş toplantılarında benzer çerçevede konuştuğum cümleler kuruyorum.

Şu seçim dönemi bile bunu açık bir şekilde gösteriyor.

Türkiye zor bir sürece giriyor. İçsel ve dışsal tüm göstergeler buna işaret ediyor.

Evet, Fenerbahçe artık Türkiye’nin çoğunluğuna karşılık gelmiyor ama onun şampiyonluğunun etkisini ancak olunca yaşarsınız ve yüzünüz güler. Her anlamda.

2018’deki seçim sürecinde Ali Koç için erken olduğunu söylemiştim.

Zaman beni haklı çıkardı.

Aziz Yıldırım bir dönem daha başkanlık yapıp, 2021’de Ali Koç’a teslim etmeliydi ve bu geçiş gerilimsiz olmalıydı.

Her zaman “Fenerbahçe Demokrasisine” vurgu yaptım, onu çok önemsedim ama bu çokseslilik, ayrışma Fenerbahçe’ye iyi gelmedi. Bugün geldiğimiz sürece etkisi fazla oldu.

Ya da şöyle ifade edeyim; başarısızlıklar Fenerbahçe Çoksesliliğini daha güçlü ayrışma, fay hattı haline getirdi.

Fay hatları da sürekli depremler üretti.

Bu nedenle bu seçimin tek adaylı olmasının doğru olacağına inanmıştım.

Aziz Yıldırım kırgın, küskün ve yapmak istedikleri yarım kalmış bir şekilde ayrıldı bu makamdan ve her fırsatta da hissettirdi.

Bu süreçte Aziz Yıldırım’a yönelen eleştirileri özellikle takip etmeye çalıştım. Önemli bir kısmına ben de katılıyorum. Başkan geçtiğimiz süreçte çok fazla hata ve yanlış yaptı.

Ancak Ali Koç ve Sadettin Saran yaptıkları Başkanlık süreleri ile oranlanırsa daha azını yapmadılar.

Hatta şöyle bir durum oldu bu süreçte; her iki Başkan da göreve geldiklerinde sudan çıkmış balık gibiydiler.

Her ikisi de Başkanlıklarını tecrübesizlik ve öğrenme süreci şeklinde sürdürdüler ve tamamladılar.

Ali Koç öğrenmeye başladığında artık onun için çok geçti.

Sadettin Saran adına maalesef bunu bile yazamıyorum.

Bence aynı süreç Hakan Safi için de geçerli olacaktır.

Bu durum kişilerden bağımsız bir Türkiye gerçeği olarak önümüze çıkıyor. İster istemez bir anda bu ortamın toksik etkisiyle çalışamaz hale geliyorlar.

Aziz Yıldırım’ı da bir dolu yanlışa, hataya sürükleyen de…

Uzatmayacağım; Aziz Yıldırım’ın bir dönem daha Başkanlık yapması gerektiğine inanıyorum.

Sebep sonuç ilişkilerini daha sonra detaylı olarak konuşuruz, tartışırız.

Aziz Yıldırım güncel konjonktürü yönetebilecek ilişkileri barındırdığını düşünüyorum.

Bu sürecin sonunda Fenerbahçe şampiyon olursa zaten Fenerbahçe kazanır.

Kaybederse Aziz Yıldırım için sayfa açılmamak üzere kapanır.

Fenerbahçe’nin Hakan Safi gibi Başkanlık potansiyeli olan kişilere ihtiyacı var ve bunu 1 sene gibi kısa süre içine sıkıştırmak bence ona en büyük haksızlık olur.

Çünkü Türkiye’de bugün en zor işlerden biri Fenerbahçe futbol takımının şampiyonluğudur.

Herkes söz veriyor ama bunu gerçekleştirmek için çok şeyi bir araya getirmek gerekiyor.

En küçük hata mesela bir sol bek eksikliği bile başarısızlıkta sebep olabilir. Geçmişte tekrar tekrar yaşanmışlığı vardır.

Benim görüşüm bu.

Son sözü de şöyle bağlayayım.

“Aziz Yıldırım geleceğin başkanı olduğu için değil, bugünün şartlarını en iyi yönetebilecek kişi olduğu için desteklenmeli.”

Fenerbahçe Kongresine başarılar diliyorum, hayırlı olsun.

Yorum bırakın