Artık o kumral kız yok…


Söyler misin? Yalnızlığı bilmezsin. En azından benim yaşadığım yalnızlığı; umudun günbegün azaldığı, hayalinin bile kaybolduğu, sevginin çaresiz kaldığı kadarını diyorum. Hiç bilmedin, yine bir kere daha diyorum ki hiç beklemedin. Öyle bir yolcuydun ki, nereye gittiğini bile anlamama izin vermeden yok oldun. Kayboluşunla başladı, her şey belki de. Kâğıt ve kalemin bu denli ısındığı günlerde …

İktidarda iktidarlaşan parti; AKP…


Sadece Türkiye siyaset tarihi değil içinde bulunduğumuz batı demokrasi sürecinde görülmemiş bir tekrarla iktidar partisi girdiği her genel seçimde oylarını sayısal ve yüzdesel olarak arttırarak büyük bir zafer kazanıyor. AKP’nin neden çok oy aldığı ve Türkiye seçmeninin alternatifsiz olarak arkasında durduğu sorusunun cevabı için demokratik bir tercihten çok ekonomik olduğunu düşünmeye devam ediyorum. Çünkü son …

Marşlarla sorun yaşayanlar… (1)


Taraf Gazetesi yazarı Ayşe Hür'ün 26 Nisan 2008 tarihli "Devşirme" Marşlarla Milliyetçilik adlı yazısını okuyunca ister istemez bir araştırma yapma ihtiyacı duydum. Sn. Ayşe Hür İstiklal Marşı'ndan, Gençlik Marşı ve Onuncu Yıl Marşına varıncaya kadar üç marşın tarihçesini, gelişimini ortaya koyuyor. Son zamanlarda yakın tarih arkeologluğu, mal bulmuş Mağribi tutumu çok prim yapıyor. Özellikle de …

AKP nasıl bu kadar çok oy alabiliyor?


Seçim yaklaşıyor. Bugüne kadar bu sayfalarda seçim konuşmadım, yorumlamadım. Ancak gündem ısınıyor. 2007 yılı seçim sonuçlarını değerlendirdiğim bir yazıda % 47’lik oy oranının “mutlak iktidar” olduğunu ifade etmiştim. Ancak bu nispi bir mutlaklık tespitiydi. İktidar partisi oy oranını % 35- 36’lardan 50’lere doğru yükseltmişti. Yine o gün bu başarının arkasında yatan şeyin toplumun ileri gelen …

Foucault Sarkacı okumak–02


Foucault Sarkacı, on ana bölümden oluşuyordu. Bunların, girişin hemen solundaki şekilde yeralan ve elle çizildiği anlaşılan Sefirot Ağacı’ndaki sefiraların adı olduğunu hemen fark etmiştim. Ama bu Sefira neyin nesiydi? Kether ile başlayan kitabın ilk bölümü okunması ve anlaması neredeyse imkansızdı; bir o kadar da sıkıcı gözüküyordu. Üzerinde çok durmadım. Kitabı tavsiye ettiğim kişilerin feryatlarını da …

Foucault Sarkacı okumak-01


Yıl 1992 idi, Beyoğlu'ndaki Cumhuriyet Kitap Kulübü'nde geziniyordum. Mühendisler Odasına proje bırakmıştım, işe dönmek için oldukça geç bir zamandı. Kulübe üye olmuştum. O yılların Beyoğlu şimdiki görüntüsünden biraz farklıydı. En azından bu kadar çok kitapçı yoktu. İnternet diye bir kavram oluşmamıştı. Amerikan filmlerinde rastlıyorduk; fakat bir gün hayatımıza gireceğini hiç tahmin bile etmiyorduk.  O büyülü …

Murat Belge’nin “very” liberalizmi


Murat Belge'ye 1989 yılında çıkardığı Sosyalizm, Türkiye ve Gelecek isimli kitabıyla yakınlaşmıştım. O kitap yanılmıyorsam dönemin sosyalizm anlayışını sorgulayan içeriğiyle, Stalinist sosyalizmin Gorbaçov tarafından yerle bir edildiği glastnost ve perestroyka hareketinin son döneminde yazılmıştı. Stalinist sola hiç yakın olamadım. Bununla birlikte bu anlayış sola o yıllarda tamamen egemendi. Murat Belge'nin düşünceleri, anlayışı, yaklaşımı, felsefesi ile …

Demokrasinin entropisini arttıran bilgi çokluğu…


Entropi  biraz da uzmanlık alanıma girdiği için üzerinde fazlasıyla düşündüğüm, önemsediğim bir konu ve yeri geldiği için ilişki alanını genişletiyorum. Entropi termodinamiksel bir terim olarak kullanılsa da yazımda (Entropi) da belirttiğim gibi “felsefeden tutun da, tarihe, ekonomiye, sosyolojiye, hatta seksolojiye, kozmolojiye, spiritüalizme, nükleer füzyondan hemen her şeye katkı ve etki yaratacak, düşünmenin şeklini değiştirecek” bir fenomen olduğunun …

Ağrıdağı Efsanesi – Yaşar Kemal


Edebiyat tarihimizin en güzel metinlerinden bir tanesidir. Ağrıdağı'nın yamacında, dört bin iki yüz metrede bir göl vardır, adına Küp gölü derler. Göl bir harman yeri büyüklüğündedir. Çok derinlerdedir. Göl değil bir kuyu. Gölün dört bir yanı, yani kuyunun ağzı, fırdolayı kırmızı, keskin, bıçak ağzı gibi ışıltılı kayalarla çevrilidir. Kayalardan göle kadar daralarak inen yumuşak bakır …

Türkiye’deki Yeni “Nihilizm”


Batı aydınlanmasının temeli bilgiye ve bilime olan yönelimdir. Feodalizmin karanlık atmosferinin içinde tamamen boş inanca, hurafeye, dinin yozlaştırılmasına tutsak yaşayan batı toplumları hemen karşıtların birliğindeki ilkeden hareketle bilimi, pozitif aklı, deneyi, soru sormayı, araştırmayı geliştirmiştir. “Biricik” gerçeklik bilim olmuştur. Karşıtların birliği ya da çelişkisi Avrupa coğrafyasında öylesine keskindi ki, ortam tartışmayı, bir başka alternatif var …