Marşlarla sorun yaşayanlar… (1)


Taraf Gazetesi yazarı Ayşe Hür’ün 26 Nisan 2008 tarihli “Devşirme” Marşlarla Milliyetçilik adlı yazısını okuyunca ister istemez bir araştırma yapma ihtiyacı duydum. Sn. Ayşe Hür İstiklal Marşı’ndan, Gençlik Marşı ve Onuncu Yıl Marşına varıncaya kadar üç marşın tarihçesini, gelişimini ortaya koyuyor.

Son zamanlarda yakın tarih arkeologluğu, mal bulmuş Mağribi tutumu çok prim yapıyor.

Özellikle de gelecekle ilgili proje üretmeyi beceremeyenlerin elinde kalan şey ya ona tutunmak ya da saldırmak oluyor. Aslında her iki tutumun da birbirinden aşağı kalır tarafı olmuyor.

İstiklal Marşı’nın kabulü ile ilgili olarak verdiği küçük notlarda özel bir bilgi yok. Ama sunum dikkat çekici.

Ön elemeyi geçen yedi şiir Mustafa Kemal’in oturum başkanlığı yaptığı 12 Mart 1921 günü tartışmaya açılır. İyi bir hatip olan Hamdullah Suphi Bey, gür sesiyle Akif in şiiri okuduğunda milletvekilleri büyük bir heyacana kapılırlar. Diğer şiirlerin okunmasına gerek görülmez. Halbuki bazılarına göre o şiirler Akif in şiirinden “daha milliyetçi”dir.”

Buradan şunu anlamak da mümkün. Aslında Akif’in eserinden çok daha değerli eserler vardır ancak bir oldubittiye getirilmiştir.

Yani büyük bir eşitsizlik yaratılmıştır.

Şimdi finale kalmış şiirlerden birer parça ekleyeceğim…

Hüseyin Suat‘ın şiirinden bir bölüm:

Türk’ün evvelce büyük bir pederi
Çekti sancağa hilâl-i seheri
Kanımızla boyadık bahr ü beri
Böyle aldık bu güzel ülkeleri

İleri, arş ileri, arş ileri
Geri kalsın vatanın kahpeleri
Seni ihya için ey namı büyük
Vatanım uğruna öldük,öldük

Ne büyük kaldı bu yolda ne küçük
Siper oldu dağlar gibi sana Türk

Ayşe Hür’ün vurgusunu yaptığı milliyetçi unsuru net olarak görebiliyoruz. Ama Hamdullah Suphi gibi bir kişiliği etkileyemiyor. Bu seçilmiş olsaydı Ayşe Gür’ün vurgusu çok başka olacaktı kuşkusuz.

Bir diğer eser:

Millet aşkı, din aşkı, vatan aşkı uyansın
Yurduma göz diken, al kanlara boyansın
Ya ben ya onlar diyen silahına dayansın
Türk oğludur bu millet
Türkündür bu memleket
Türk oğludur bu millet
Türkündür bu memleket


Bana aşırı radikal geldi. Hele günümüz koşulları için kabul edilebilirliğini hayal bile edemedim.

Kemalettin Kami‘den bir parça alalım ve devam edelim.

Hangi alçak el alır,
El zinciri boynuna?
Kim Yunan’ı bırakır,
Türk kızının koynuna.
Biz ki Türk’üz, muhakkak,
Her milletten uluyuz.
Yeryüzünde bir ancak,
Yurdumuzun kulluyuz

İstiklal Marşı’nın içinde Yunan ulusuna bir sesleniş olması çok da hoş durmuyor, Yunanlılarla savaşılmış olsa da.

İskender Haki‘nin eserinin tamamını almaya değer buldum. Okuyalım.

Ey Müslüman, ey Türk oğlu
Açıldı istiklâl yolu,
Benim son günlerimdir,
Diyor bize Anadolu.

Çek sancağı Türk ordusu,
Olmaz Türk’ün can korkusu
Esarete dayanır mı,
Türk vatanı, Türk namusu?

Bu son savaş bize farzdır,
Fırsatımız gayet azdır,
Muzaffer ol da ey millet,,
Altın ile tarih yazdır.

Birleşelim özümüzden,
Dönmeyelim sözümüzden,
Hem silelim bu lekeyi,
Tarihteki yüzümüzden.  

Asla değerini sorgulamıyorum. Böyle bir yeterliliğim de yok. Ancak Akif’in o güçlü coşkusunu arıyor insan.

Bir sonrakine geçelim.

Altı bin yıl efendilik yaptın,
“Kahraman Türk” idi cihanda adın.
Bir ateşten siperden İslam’a,
Sönmeyen bir güneş gibi yaşasın.
Ey büyük ünlü milletimin ileri!
Hasmına çiğnetme koş bu şanlı yeri!

Son şiir Mehmet Muhsin‘den.

Ey mazi-i havarıkı bin destan olan;
Garbın zalam-ı zulmüne yüz yıl kılınç salan salan
( Baş eğmeyen cihanlara yüz yıl kılınç salan)
Aslan yürekli ordu; demir giy, silah kuşan!
Zira hududu kapladı ateşle kan, duman
Ey kahramanlar ordusu, ey yıldırım-şitab
(Ey kahramanlar, ey berk-ı pür-şitab)
Göster cihan-ı mağribe bir kanlı inkılab!

Mehmet Akif’in yarışmayı kazandıktan sonraki tutumunu da biliyoruz. Benim amacım şiirleri alt alta koyup “bakın diğer altı eser zaten ödüle layık değildi, Mehmet Akif’in hakkıydı” demek değil. Ama eğer insanlara bilgi vermek, tarihsel gerçekleri detaylandırmak amacındaysak, “kısaca” geçemeyiz. Çünkü küçücük bir yazının içinde öyle imalarda bulunuluyor ki, “yerim dar” deme lüksünü kullanma şansını ortadan kaldırıyorsunuz.

Ayşe Hür milliyetçilik konusundaki, hele Türk milliyetçiliği konusundaki tutumunu biliyoruz. Diğer altı eserin içeriğindeki Türk vurgusunun önplanda oluşunu vurguluyor olsa da yapılan seçimin hakkını vermek yerine kaçak güreştiğini hissediyoruz.

“Örneğin onlarda “Türk” terimi geçerken, Akif’inkinde “ümmet” anlamına gelen “ırk” terimi vardır. Şiir iki kez daha okunurken, Akif, utangaç bir tavırla başını kollarının arasına saklayarak, sıranın üzerine kapanmıştır. Hamdullah Suphi‘nin hemen oylamaya geçmek istemesine, itiraz eden Bolu Milletvekili Tunalı Hilmi Bey şiirin bazı yerlerinin tadil edilmesi gerektiğini ima eder.

Ona göre oylamanın oldubittiye getirilmesi marşın meşruiyetini zedeleyecektir. Ama sözünü dinletemez ve Hamdullah Suphi’nin el kaldırma usulüyle yaptığı oylama sonucu Akif in şiiri “çoğunlukla” İstiklal Marşı olarak benimsenir.”

Oldubittiye getirilme Tunali Hilmi’nin mi yoksa Ayşe Gür’ün düşüncesi mi? Meşruiyetini Tunali Hilmi mi yoksa araştırmacı köşe yazarımız mı sorgulamaktadır.

Empati duygusunu kaybetmek tarih yorumculuğunun en sakat tarafıdır, hele bir tarafsanız.

Ayşe Hür’ün yazısını irdelemeyi iki bölümde sürdüreceğiz.

Uzay Gökerman

Bu yazı 29.04.2008 tarihinde Milliyet Blog‘ta yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s