Fenerbahçe’ye karşı, medya, TFF, UEFA; hukuk nerede?


UEFA ve TFF’nun ortak organizasyonu sonucu Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nden men edilmesiyle 3 Temmuz’da başlayan süreç farklı bir boyut kazanmıştır.

Fenerbahçe Kulübü Federasyonun 5 Ağustos ve 15 Ağustos öncesindeki açıklamaları ve aldığı kararlar doğrultusunda kendisine bir yol haritası çizmiş, sezonu normal seyrinde geçireceğini planlamıştı.

TFF’nun eline bu zaman boyunca iki defa fırsat geçmişti.

İlki 3 Temmuz’dan hemen sonra oluşan filli durum, ikincisi de savcılığın paylaştığı bilgilere Etik Kurulun verdiği rapor sonrasında Fenerbahçe önceliğinde tedbiren bir karar alabilirdi.

Ancak almadı.

Her iki durumda da savcılığın hazırlayacağı iddianameye vurgu yapıldı.

Yazılarımı yakından takip edenler sürecin hukuksal boyutu hakkında da burada detaylı tartışmış olduğumuzu hemen hatırlayacaklardır. TFF Fenerbahçe’ye UEFA’nın yapmış olduğu tavsiyedeki gibi men ve küme düşme cezaları verebilirdi. Hukuk ve ceza davaları birbirlerinin kararlarını beklemek zorunda olmadığı gibi birinin verdiği karar diğerini de bağlamıyor.

TFF, elindeki belgelere dayanarak devam yönünde işaret vermesi bir anlamda süreci çok yetersiz bilgilerle ve ancak alınan kararlarla takip eden bizler için belli bir çerçevede yorum yapma şansı verdi.

Evet, savcılığın paylaştığı bu klasörlerde yazılanları görmüş olsaydık muhtemeldir ki çok daha farklı düşünceler üretebilirdik.

Yarın iddianame ortaya çıktığında binlerce kafadan çok farklı yorumlar, sorular çıkacaktır. Sorular daha önce konuşulmamış, hatta görülmemiş veya düşünülmemiş olan şeyi ortaya çıkartan araçlardır. Zaten adalet dediğimiz şey dönemsel toplumsal mutabakattan başka bir şey değildir.

3 Temmuzdan bu yana bir takım kişiler kendilerine sunulmuş bazı bilgi ve dokümanlara göre yorum yaptılar. Bu yorumların neredeyse tamamı hukuksuz ve yargılama sonuçlanmışçasına hüküm bildiren içeriğe sahipti.

Bu kişilerin bir kısmına yönelik düşüncelerimi okuyanlar yakından biliyorlar. Öncelikle neden onlar biliyor sorusunun cevabı önemlidir. Bir gazetecilik başarısı olduğu yönündeki açıklamalar asla inandırıcı değildir.

Çağlar boyunca insanların düşüncelerini yönlendirmek, etkilemek ve bu amaç uğruna faaliyette bulunmak egemen sınıfların yaptığı eylemlerdendir.

Her eylem bir meşruiyet zeminine oturtulmalı; geniş kitleler buna inanmalı veya inandırılmalıdır.

Fenerbahçe veya futbol gibi milyonlarca insanı peşinden sürükleyen toplumsal olaylarda bu durumun ne kadar önemli olduğunu zaten biliyorduk; ancak bu son olay bize bir kere daha göstermiştir.

İşte tam bu noktada söz konusu muhabir, gazeteci ve yazarın yaptıklarının gazetecilik mi yoksa kamuoyu yaratma eylemi mi olduğunun cevabını aramalıyız. Çünkü bu kişiler bilgi vermekle kalmıyorlar; kendilerini hâkim yerine de koyup karar da alabiliyorlar.

Kusura bakmasınlar hukuk ve içtihatlar bu kişilerin sınırlı zekâlarının tam olarak idrak edemeyecekleri kadar geniş ve karmaşıktır.

Hırsızın hiç mi suçu yok diyen zaman zaman mesajlar alıyorum. Elbette mahkemece suç sabit görülmüşse suçludur. Ancak hırsızlık normalleşmişse bu durumda aynı soruyu sormamız o kadar kolay olmaz. Bu konuyu daha sonra detaylandıracağım.

Her türlü irade gösterisi belki birilerinin canını acıtır ancak kişilerin ve kurumların yeniden konumlanması için de imkân yaratır.

TFF iki defa pas geçtiği süreçte son gün kararını değiştirerek bir anlamda bu olanağı ortadan kaldırmış, zaman kaybına neden olmuştur.

Bu durumda futbolumuz niçin bir ay kaybetti sorusunu sormamız anlam kazandı.

UEFA’nın bu bahiste mazeret olarak gösterilmesi onur kırıcı bir davranıştır; tecrübesizliktir, tam teşekküllü teslimiyettir.

Son günlerde gazetelerimizden okuduğumuz Platini’nin tavır ve açıklamaları da hem hukuksuz hem de aynı şekilde samimiyet ve ciddiyetten uzaktır.

Hele Fenerbahçe’nin CAS’a yaptığı başvurunun sonuçlarına yönelik tehditler savurması kontrolsüz bir güç gösterisidir.

Her adımda karşımıza merkezinde hukuk olan sorular çıkmaktadır.

Hukuk nerede?

Hukuk kimler içindir?

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bu yazı 08 Eylül 2011 tarihinde Milliyet.com.tr‘de yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s