Fenerbahçe’ye karşı uygulanan sıfır toleransın hukuk dışı sonuçları


Şu içinde bulunduğumuz durum TFF’nin ülkemizi UEFA ölçeğinde temsilinde haklarımızı koruyamamış olması gerçeğinin açık ifadesidir.

Neden?

Çünkü dik duruş sergileyememişlerdir.

İçlerinde hukuk profesörü düzeyinde yönetici bulunan TFF’nin “hukuksuz tehdidine” karşı büyük bir panik, korku ve aceleyle Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’nden men etmesi sahip oldukları yetki ve sorumlulukları koruyamamalarının açık ve net ifadesidir.

UEFA tehdit etti, “Fenerbahçe’yi 8 yıl şampiyonalara almam, milli takım düzeyinde ağır cezalar veririm,” dedi ve onların istediği yönde karar verildi.

Peki, sonra ne oldu?

Duyunu Umumi müfettişi kılıklı eski bir savcı diyelim ki bütün iyi niyet ve samimiyetine rağmen CAS’a gitti, aynı noktadan sırtından bıçakladı TFF’yi.

Eğer gerçekten doğruyu söyleyen tarafsa…

Kimin doğru söylediğini bilmiyoruz, çünkü herkes bilgi saklıyor, kaçırıyor.

Sn. Aydınlar diyor ki; “keşke Fenerbahçe medya önüne çıkıp show yapacağına bize sormuş olsaydı, biz kendilerine gereken cevabı verirdik.”

Ortada bir yalan var, yöneticileriniz ve dolaylı olarak siz UEFA müfettişi tarafından yapmadığınız bir fiil ile itham ediliyorsunuz; üstelik durumu şiddetle reddediyorsunuz ve bunu kamuoyunu aydınlatma adına herkese anlatma, açıklama görevi üzerinize yüklenmiş olduğu halde yine dönüp Fenerbahçe’den hesap sorabiliyorsunuz.

Gazeteciler “neden açıklamadınız?” diyor.

“Niye hep bana soruyorsunuz, biraz da diğer tarafa sorun” cevabını verebiliyorsunuz.

Türkiye’nin bilgi edinme kaynaklarına bakın!

Ahmet Çakar çıkıyor Pazartesi gecesi geç saatlerde televizyondan Fenerbahçe’nin CAS’dan aldığı savunma metni üzerinde çeşitlemeler yapıyor. Onun anlattığı hikâyeye göre her ne yaşanmışsa çok daha vahim bir boyutlarda detaylandırılıyor.

Bazı kişiler gizlilik kararına rağmen her türlü bilgiyi çıkıp tek taraflı ve suçlayıcı olarak 4 aydır her tarafa servis ediyor, yorumluyor; savcı etik kurulunun değerlendirmesi için dosyaları paylaşıyor, onlar okunuyor ve raporlanıyor;  UEFA müfettişi sizin ağzınızdan bu rapora atıfta bulunuyor, kendisininkini yazıyor, Fenerbahçe’nin turnuvalardan men edilmesi için baskı unsuru olarak kullanıyor, mağdur olan taraf bir yerlerde hakkını aramak için çırpınıyor, geniş bir çoğunluk hiçbir şeyden habersiz gelişmeleri bekliyor da bekliyor…

Ve TFF televizyonların karşısına geçip, sorsaydınız biz size söylerdik, diyor.

Şaka gibi diyeceğim ama kimse durum karşısında gülemediği için ortada komik bir durum da yok; çünkü rahatsız eden gerçekler var.

Sn. Aydınlar bile açıklamasında kurumu için bir savunma hakkı istiyor, masumiyet karinesine vurgu yapıyor.

Demek ki savunma hakkı herkese bir gün lazım olabilir; kendilerini hakim pozisyonunda görenlerin bile…

Samimiyet veya iyi niyet bir tarafa; TFF’nin bu işi bilmediği veya yönetemiyor oluşu şu son durumla da ortaya çıkmıştır.

Evet, ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamıyorsunuz. İşte bu nedenle aylar önce “Fenerbahçe’nin ruhu sizi çağırabilir Sn. Mehmet Ali Aydınlar” diye seslenmiştim.  

Birileri yalan söylüyor.

UEFA müfettişi yalancıysa ortada bir sıfır tolerans ihlali veya kandırma durumu vardır. Hatta CAS’ta devam eden ve milyonlarca Euro’luk tazminat nedeniyle davanın sorumlusu, mümessili ve muhatabı olmamak adına süreci etkilemeye çalışan, haliyle de oyunu kuralına göre oynamayan bir UEFA gerçeği ile karşı karşıya kalınmıştır.

Kendi menfaatleri uğruna adam satan, yalan söyleyen (TFF iddia ediyor) bu kişilerin vereceği disiplin hukukunun bağlayıcılığı ne kadar anlamlıdır?

Eğer (ihtimal bile vermek korkunç) TFF yalan söylüyorsa bunun ülkemizi nasıl küçülttüğünü düşünmek bile üzücüdür. Bunun sonuçları futbolumuzu yöneten kişilerin içinde bulundukları ilişkiler bakımından 3 Temmuz sürecini bile etkileyebilir.

İyi tarafından bakacak olursak, TFF’nin artık bir duruş sergilemesi çok önemlidir. Her ne kadar Aydınlar “Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne biz göndermedik” demiş olsa da bu durumu yaratan sorumlulardan UEFA ve FIFA nezdinde hesap sorabilmelidir.

Burada en başından bu yana sorguladığımız ve sorun ettiğimiz bir gerçek var.

Hukuk!

İşleri ve görevleri gereği hukukun içinde kalması gerekenlerin ortada eğer bir suçlu varsa bile onun haklarını göz ardı ederek hukukun dışına çıkmasıdır. Hukukun dışına çıkanlar hukuk adına nasıl karar verirler?

  • Türkiye üniter bir hukuk devletidir ve nasıl Deniz Feneri Davasında Almanya’dan gözlemci veya müdahil olmak için gelmek isteyen Alman savcılarını reddedebildiği gibi gelişi Duyunu Umumi müfettişine benzeyen UEFA savcısının bu şekilde ülkemizde inceleme yapmasına izin vermemeliydi. Raporlama yeterliydi.
  • Yok, eğer bu adamı bu şekilde ağırlamayı içimize sindirebiliyorsak, bu durumda müfettişin Fenerbahçeli yöneticilerle de görüşmesi sağlanmalıydı.
  • 3 Temmuz’dan birkaç gün sonra Masumiyet Karinesi’ne vurgu yapan UEFA’nın 40 gün sonra Fenerbahçe’yi suçlu gören duruş değişikliğine neyin sebep olduğu mutlaka kamuoyu tarafından bilinmelidir. (Gerçi, müfettiş kendi savunmasında bunun nedenlerini anlatıyor ama biz TFF’ye inanmak istiyoruz.)
  • Tehdit en büyük hukuksuzluktur ve hiçbir ceza bir yönetmeliğe veya yasaya bağlı olmadan verilemez, bu doğrultuda adı hangi kurum olursa olsun karşısında yine hukuk ölçüleri doğrultusunda dik durmak gerekir.
  • Futbol gibi tamamen taraftar ve izleyicinin dolaylı veya doğrudan ödediği paralara dayalı bir sistemde onların bilgilendirilmesi esas olmalıdır. 

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bu yazı 01 Aralık 2011 tarihinde Milliyet.com.tr‘de yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s