Operasyon ve Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin değişen anlamı


Ülkemizde son dört yıldır görmeye alıştığımız toplu gözaltına alınmalardan bir yenisi bu sefer futbol dünyasında yaşandı. Bunun birinci, peşinden ikinci üçüncü dalgaların gelip gelmeyeceğini bilmiyoruz.

Futbolu seven, yılın önemli bir bölümünü buna zaman harcayarak geçirenler bizler için böylesi operasyonların çok can sıkıcı olduğu bir gerçektir.

Çünkü iki tür futbol takipçisi var.

Bir kısım futbolun tamamen bir senaryo üzerine kurgulandığına, arada bir sürü karanlık ilişkinin olduğuna, maçlar üzerinde bir takım pazarlıklar yapıldığına inanıyor. Bu inanç sahipleri için kendi taraf oldukları takım haricinde hemen herkes şaibelidir.

Diğer bir kesim ise sonuna kadar bir futbol sevdalısı ve maçları taktiği, futbolcuların genel form durumu, teknik adamların tercihleri çerçevesinde izliyor. Örneğin bir hakemin bir pozisyonu yorumlarken kafasında herhangi bir takım lehine bir durum yaratacak kaygı içinde olmadığını, eğer yanlış bir karar verdiyse, görmemiş ya da karar verdiği doğrultuda görmüş olduğuna inanıyor.

Açıkçası böylesi bir durumun birinci kesime enerji vereceğini tahmin edebiliriz. Şimdi eski defterler açılacak, nasıl haklı çıktıklarını anlatacakları tefrikaları ve açıklamaları izleyeceğiz.

Operasyonların adli makamlar tarafından yürütülüyor olması bir anlamda çok önemli delillere sahip olunduğunu da düşündürüyor. Sürecin bizi yepyeni başlangıçlara götürmesi en büyük dileğimiz.

Burada bir “ancak” bağlacı eklemem gerekiyor.

Çağımızda adli makamların işinin çok daha zorlaşmış olduğu tespitini yapmalıyız. Sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok ülkesinde bir kişinin suçunun sabit görülmesi için deliller bulunmasına karşın nihai karar bir türlü verilemiyor. ABD gibi halkın sürece dâhil olduğu jürilerin ilginç kararlara imza attıklarını da biliyoruz. Toplu davaların yürütülmesi ise tam bir analitik zekâ gerektiriyor.

Türkiye böylesi davaların sonuçlandırılması için maalesef başarılı bir geçmişe sahip değildir. Örneklerini günümüzde yaşıyoruz. Çok popüler üç dört dava süreci neredeyse beş yıldır devam ediyor. Davayı açan savcılar değişiyor, hakimler emekli oluyor ancak zanlılar sanık olmaktan bir türlü kurtulamıyor ya da hüküm giyemiyorlar.

Bütün taraflar davaların bir an önce tamamlanmasını sabırsızlıkla bekliyor. Son operasyonun bir an önce tamamlanması suçlu ve suçsuzların ortaya çıkarılması en büyük beklentimiz, ümidimizdir.

Böylesi gözaltı operasyonların zanlıların üzerinde psikolojik bir baskı yaratacak şekilde birçok yerde eş zamanlı olarak başlatıldığını düşünüyorum; kişiler tutuklanıyor, ancak ilk enerjisini sonra görmek mümkün olmuyor.

Eski IMF Başkanı Strauss – Kahn davasındaki gibi davanın seyrinin değişmesi de mümkündür.

Bu operasyonun merkezinde Fenerbahçe’nin olması futbolumuzun geleceği bakımından yüksek öneme sahiptir.

Temelde adli makamları ilgilendirmeyen ancak futbolun pratik sürecini etkileyecek bir durum vardır ortada; Süper Lig bir ay sonra başlayacaktır ve operasyonun gölgesinin düştüğü ve geçmişin hesabının görülmediği bir ortamda oynanacak her karşılaşma insanların kafasında soru işareti taşıyacaktır.

Bir hakem hatası, basit yenmiş bir gol, kale ağzından kaçırılan gol, önemli bir maç öncesi sakatlanan bir oyuncu hafızalara numunesi olan bir şeyi getirecektir, eşleştirilecektir.

Zaman zaman bu bir tehdit olarak da kullanılabilecektir.

İkinci kısım futbolu seven ve takip edenlerin sesi daha az çıkacak, onların ne söylediklerinin önemi azalacaktır.

Özellikle Fenerbahçe’nin maçları başka bir sinir savaşına dönüşecektir. Rakip takım taraftarının açacağı gurur kırıcı bir pankart veya tezahürat, Fenerbahçe’nin bir hakem veya basit bir defansif hata sonucu kazandığı maç sonrasında sürekli mahkeme ve yargılama görüntüsü yinelenecektir.

Böylesi ortamdan taraftarların etkilenmemesi mümkün değildir. Maçlara, futbola ilgi azalabilir ya da şiddetin dozu artabilir.

Fenerbahçe’nin 18. şampiyonluğunun şaibe altına kalması ve üç-beş sene sonra olası bir mahkeme kararı ile bunun elinden alınması, bir alt lige düşürülmesi gibi senaryolar ise çok daha büyük bir kaostur.

Fenerbahçe ve adı anılan diğer takımların Süper lig’den ihraç edilmesi ise futbolumuza ekonomik anlamda katkı yapmış birçok finansörün, sponsorun bununla ilgili yatırım kararlarını etkileyebilir.

Futbolumuzun endüstriyel değerini yeniden pazarlamak için farklı yollar aramamız gerekebilir.

Yakın zamanda çocuklarını futbola yönlendiren aileler kararlarını bu süreç etkileyebilir. Birçok yetenekli genç kendisini başka alanlara yönlendirebilir.

Hatta ülkemize transfer edeceğimiz futbolcuların vereceği kararlarını bile etkileyebilir.

İtalya örneği nedense kafamızda bir arınma, temizlenme algısı yaratıyor. Bunun aynı zamanda bir sabıka kaydı olduğu hep unutuluyor. Türkiye ile İtalya’nın futbol ekonomisi ve dünyadaki yeri bir midir?

İtalya bu sürecin altında kalkabilmiştir; Türkiye’nin aynı yetenekte olduğunu kim söyleyebilir?

İtalya kendi Susurluk ve Ergenekon süreçlerini tamamlamış, tarihiyle hesaplaşabilmeyi başarmıştır. Türkiye için aynı şeyi rahatlıkla ifade edebiliyor muyuz?

Buraya kadar yazdıklarımız operasyonun neden yapıldığını sorgulamak değildir. Sürecin zorluklarına ilişkin bazı detayları ön plana çıkarmaktır. Sporun içinde önemli bir parametre olan zamanı ön palana çıkaracak hatırlatmalarda bulunmaktır.

Futbol öylesine karmaşık duygular barındıran bir şeydir ki bundan bu süreci yönetenlerin bile kendilerini kurtarması veya itham altına kalmaması mümkün olmayabilir.

Bugün Meclisimizin içinde bulunduğu durumu etkileyen şeydir şu konuşmaya çalıştığımız operasyon ve yargılama şekli ve süreci.

Neresinden bakarsanız bakın çok tatsız insanı huzursuz eden bir tarihi yaşıyor ve not ediyoruz.

Son olarak…

Geçtiğimiz Mayıs ayı içinde bir arkadaşımın hediye ettiği Yalçın Doğan’ın Fenerbahçe Cumhuriyeti kitabını yeniden okumuştum. Fenerbahçe isminin merkezde olduğu bu operasyonun yapılmış olması dahi o kitapta anlatılan anlamıyla Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin sonu demektir. Bakalım Fenerbahçeliler bu durumla nasıl yüzleşeceklerdir?

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

* Bu yazı 04 Temmuz 2011 günü Milliyet.com.tr‘de yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s