Fenerbahçe’nin futbol akışkanlığı bozuldu!


Sezon içinde bazı kırılımlar olur; bunlar takımın iniş çıkış, yükseliş düşüş eğrilerini gösterir. Zorya deplasmanının son dakikasında attığı gol Fenerbahçe’yi hem Avrupa Ligi’nde tutmuş hem de ligdeki kötü gidişi tersine çevirecek bir moral yaratmıştı.

Kuşkusuz o sırada takımın genel havası sezon başı olması nedeniyle çeşitli önyargılardan ve ezberlerden kısmen korumalı kalabiliyordu.

Takımın havası derken iç yapısındaki dengelerden, ilişkilerinden söz ediyoruz elbette.

Fenerbahçe sezona UEFA’nın FFP kriterleri nedeniyle eski futbolcularıyla başlama kararı aldı.

Orada bir isim var ki her dahil olduğunda takımın genel oyun düzenini, havasını bozmak bir yana neredeyse imha edecek varlığa dönüşüyor; Emenike.

Fenerbahçe’nin devre arasında bir türlü istediği transferleri yapamaması nedeniyle kadro dışı bırakılması ne kadar doğru kararsa geri dönüşüne izin verilmesi daha büyük yanlış ve zarar olan bu futbolcunun sezonun en kritik karşılaşmasına ilk on birde başlatılması Advocaat’ın belki de göreve geldiği günden itibaren yaptığı en temel hataydı.

Advocaat Bursaspor deplasmanına Sow başlarken, Krasnodar deplasmanına Emenike-Sow ikilisini tercih etmesini taktik anlamda olmasa da futbolcu seçimleri bakımından anlamak mümkün değildi.

Hollandalı Hocanın hem Bursa hem de Rusya deplasmanlarına Sow-Fernandao ile çıkması akla en uygun seçim olurdu.


Emenike’nin takım oyunu ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını Kadıköy’deki Beşiktaş derbisinden beri biliyoruz. Dün de futbolla bağlantısının kaybolduğunu fark ettik.

Üstelik buna göz göre göre 70 dakika sabretmek, izlemek de bir başka sıkıntılı durumdu.

Bazen takımları tek bir hakem kararı yakar bazen hiç olmaması gereken bir futbolcunun varlığı…

İzin vermemek gerekiyordu.

İşte sezonun en kritik maçına bu havada çıktılar.

Fenerbahçe, Trabzonspor deplasmanından sonra lige verilen aradan sonra kendini bir türlü toparlayamıyor.

Açık söylemek gerekirse akışkanlığını yitirdi; bunu futbolcu kalitesi üzerinden değerlendirme kolaycılığına elbette girmeyeceğim. Bu türden yorumların ülkemizin genel ezber şekli olduğunu çok iyi biliyoruz.

Fenerbahçe’nin girişte belirttiğimiz sezonun çıkış süreci olarak ifade edeceğimiz Ekim-Kasım-Aralık ayları döneminde belirli bir oyun şablonu vardı.

Takımın birbiriyle olan bağlantıları güçlü, her şeyden önemlisi yakındı.

Orta alanda oynayan Topal ve Souza top rakipteyken savunmanın önünü kapatırken şut çekecek boşluk bile oluşmasına izin vermiyordu.

Oysa dünkü maçta Krasnodar’ın tek golünün öncesinde rakip oyuncu orta alandan itibaren ceza sahasına kadar diklemesine hiçbir müdahale ile karşılaşmadan girdi ki sezon boyunca benzer bir pozisyonu daha önce izlememiştik.

Kuşkusuz bu golde hem Roman hem de son vuruşu yapan oyuncuyu izleyen Şener’in pozisyon alışlarında büyük hatalar vardı.

Fenerbahçe hücuma çıkarken genel olarak kanatları kullanıyor olsa da orta alandan destek alıyordu. Sakatlanana kadar bu bölgede Ozan, sonra Van Persie ve sonra da Alper topun sağa ve sola açılışını başarıyla gerçekleştirirlerken, Topal ve Souza’nın bu bölgede yaptıkları baskının olumlu sonuç verdiğini söyleyebiliriz.

Fenerbahçe’nin farklı kaybettiği Manchester deplasmanında dahi çok başarılı hücum denemeleri yaptığını biliyoruz.

Oysa dün kanatlara atılan Lens ve Sow tek başlarına bırakıldıkları yetmiyormuş gibi neredeyse çizginin üzerinde oynamaya çalışarak en az üç rakip oyuncu ile mücadele etmeleri Fenerbahçe’nin atak yapma ihtimalini tamamen ortadan kaldırdı.

Kuşkusuz golün çok erken bir zamanda yenmesi Fenerbahçe’nin tüm oyun düzenini bozdu.

Genişleyen takım boyuna ilave olarak akışkanlığın da ortadan kalkmasıyla Fenerbahçe’nin tüm enerji iletim hatlarında bağlantı koptu.

Maçı müthiş iyi niyetli bir hakemin yönettiğini söylememiz gerekiyor ki ben olsaydım birkaç tane fazladan kart bile çıkarırdım.

Her şeye karşın 1-0’lık sonucun kötünün iyisi olduğunu söylemek gerekiyor. Volkan Demirel’in yaptığı kurtarışlarla takımını turda tutması önemli bir gelişmeydi.

Fenerbahçe geçen sezon çok iyi bir Lokomotif serisi oynamış, yine bir 16 Şubat günü maçı 2-0 kazanmış ancak bir sonraki turdaki Braga eşleşmesinde hakeme yenilmişti.

Tur kapısının İstanbul’a kalması Fenerbahçe açısından bir avantajdır.

İki aydır maç yapmayan ve Fenerbahçe’yi önemseyen Rus takımının taraftarı önünde futbola susamışlığını izledik. Neler yapabileceğini gördük. Advocaat’ın da yakından takip ettiğini umuyorum.

İşte sezonun en kritik karşılaşmasında Fenerbahçe’nin aldığı bu 1-0’lık yenilginin hayırlı bir sonuç mu yoksa tersi mi olduğunu haftaya Çarşamba günü anlayacağız.

Sezonun bu döneminden sonra takımların rotasyon konusunda daha dikkatli olması önemlidir; artık maceraya gerek yok!

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s