37 gün önce neydi ne oldu?


Bundan tam 37 gün önce Fenerbahçe ligde 4. yenilgisini deplasmanda Gaziantap FK’ya karşı almış, bir hafta önce de sahasında Yeni Malatya’ya kaybetmiş olmanın verdiği moral bozukluğu ile başta teknik direktörü olmak üzere, yeni transfer edilmiş futbol grubunun yeterliliği, bunları transfer eden sportif direktör ve elbette yönetim sorgulanmaya başlanmış hatta bir kısmının kelleleri talep edilir olmuştu.

İşte o Fenerbahçe 7 maçtan 6 galibiyet 1 beraberlik 19 puan alarak yarışa geri dönme başarısı gösterdi.

Nasıl yaptı bunu?

Kuşkusuz her maç bir özelliğinden söz ederek bunu tartışmaya çalıştık.

Potansiyeli vardı ki gerçekleştirdi.

Geçen hafta Beşiktaş Karagümrük karşısında sezonun en yüksek isabetli pas sayısına ulaştı; 645.

Dün kenarda bu istatistiği tutan Fenerbahçeli teknik ekip personeli sahaya bir mesaj göndermeyi akıl etse belki Beşiktaş’ın bu rekorunu kırmak mümkün olabilecekti. 629 isabetli pasla bitirdi karşılaşmayı Fenerbahçe.

Kendisinin sezon ortalamasının 363 olduğunu buraya not edelim.

Kuşkusuz genel kamuoyu yorumundan “Kayserispor’un Fenerbahçe ayarında olmadığı, düşük profilde bir takım görüntüsüne sahip olduğunu” sıklıkla duyabilir, okuyabilirsiniz.

Bir yere kadar bunun doğruluk payı olduğuna şüphe yok.

Ancak ummadık taş baş yararmış atasözünde olduğu gibi Fenerbahçe’nin geride bıraktığımız sezonlarda hep böylesi takımlara karşı puan kayıpları yaşadığı realitesini yeri geldiği için burada hatırlatalım.

Çok değil geçen sezon ligi sonuncu sırada tamamlayan Ankaragücü ve bir üstündeki Kayserispor Fenerbahçe’yi yenme başarısı göstermişti. 6 puan kaybetti. Sezonu 3. sırada tamamlama ihtimalidir bu kayıplar.

Fenerbahçe’nin dramatik sezonlarından 2009-10’da Fenerbahçe küme düşen Diyarbakırspor ile sahasında berabere kalmıştı. O sezonda birçok kırılım yaşanmış olabilir ancak küme düştüğü için normal şartlarda kazanması muhtemel sonuçlarından biri olarak Diyarbakırspor maçı hatırlanması gereken bir karşılaşmadır.

Son bir örnekle bu anlamlı faslı kapatalım. Fenerbahçe için yine dramatik olan 2005-06 sezonunda küme düşen yine Diyarbakırspor’la sezonun ikinci haftasında 2-2 berabere kaldığını hatırlatalım.

Tarihsel bakımdan ligin dibindeki takımlar Fenerbahçe’nin en çok zorlandıklarıdır. Bunu nasıl açıklarsanız açıklayın işte size kaçan 2 şampiyonluğun 2’şer puanının hesabı. Hepimiz son maçlardaki travmayı daha çok konuşuyoruz ama iş başka yerlerde bitemiyor maalesef.

Kesinlikle Kayserispor Fenerbahçe’nin rakibi olacak seviyede değildir ancak dünkü istatistiksel fark buradan değil, Fenerbahçeli oyuncuların işini profesyonelce iyi yapma ciddiyetinden kaynaklandığı da çok açıktır.

Dünkü maçta Fenerbahçe’nin yeni transferini izleme şansımız oldu, Attila Szalayi. Savunmada güven verici duruşunun yanında yüksek pas sayısı ve hücuma dönük pas opsiyonu ile neredeyse daha ilk karşılaşmada yerini garantiye aldı diyebiliriz.

Genellikle stoperlerin pas sayıları yüksek olur, bu çoğunlukla kendi aralarındaki al gülüm ver gülüm oyundan kaynaklanır. Ancak Attila’nın pas dağılımına baktığımızda %1,6 oranında Ozan Tufan, %1,9 oranında Gustavo ve %0,5 oranında Pelkas’a pas tercihinde bulunduğunu, Pelkas’a atılan bir topun asistin asisti olduğunu buraya yine özellikle not etmeliyiz. Bu verdiğimiz yüzdeler yukarıda sözü geçen pas sayısının içinde Attila’nın oranıdır.

Fenerbahçe’nin geriden oyun kurmasına çok önemli katkı verebileceğinin sinyalini gördük.

Diğer yandan Fenerbahçe’nin yüksek mücadele gücünün bu son 7 karşılaşmada verilerini ısrarla paylaşıyorum. Bunlar istikrarlı şekilde ya artıyor ya da belli bir seviyede kalıyor.

Dünkü maçın birçok bakımdan olduğu gibi mücadele gücünü yukarıya çeken oyuncusu Pelkas’tı. Yere düştüğü anlarda dahi orada topu geri kazanma azmini hiç kaybetmedi. Yaptığı asist ve asistin asisti maçın kilidini çözdü. Kaleye gönderdiği şutlarda bana göre dikkatsiz davrandı. Karşılaşmanın hemen başında çektiği ve kaleci Doğan’ın aynı güzellikle çıkardığı şut gol olsaydı büyük sükse yapacaktı.

Mesut Özil transferinin takım üzerinde etkisi olduğunu düşünüyorum ve burada ilk sıraya Pelkas’ı yazıyorum.

Fenerbahçe’nin ileri üçlüsü Ankaragücü, Sivasspor maçlarıyla birlikte oynadıkları üçüncü karşılaşmaya çıktılar. İlk maçta 3’te 3, dün de 3’te 2 yaptılar.

Üçünün de takıma katkıları her geçen gün yükseliyor. Cisse ile birlikte dönüşümlü birbirlerini yedekleyen oyuncu grubu haline gelmeleri Şubat ayındaki maç takvimi için Fenerbahçe’nin en önemli hücum gücü olacaktır.

Fenerbahçe sembolik de olsa sezonun ilk yarısını böylesi bir maçla tamamlamış olmasının takım üzerinde pozitif etki yaratacağı ortadadır.

İyi oynayabileceğini görmek takıma özgüven kazandırır, daha önce yapmaya çekindiği şeyleri deneme cesareti verir.

Fenerbahçe düm düz lineer bir doğrultuda olmasa da üzerine koyarak devam ediyor. Burada bu kalabalık ve daha henüz bir araya bgelmiş oyuncu topluluğundan zirveye oynayan takım çıkaran Erol Bulut faktörünün altını kalın çizgilerle çizmek gerekiyor.

37 gün önce Erol Bulut’la olmaz diyen yüzsüz yorum fırıldaklara da bu çok anlamlı ve güzel bir cevap oluyor.



Kategoriler:Spor

Etiketler:, , ,

1 reply

  1. Kaleminize sağlık 👏

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: