Samandıra’daki iktidar, sistemi belirleyen güç oldu.


72. dakikada golü bulduğunda Fenerbahçe’nin kaleye çektiği tek bir şutu yoktu. Şutu bırakalım organize bir atağı bile…

Ferdi sol, Osayi de sağ bek olarak sahaya çıkmıştı.

Eleştirmek için değil, sadece meraktan soruyorum;

“İsmail Kartal sezona teknik direktör olarak başlasa ve diyelim ki Fenerbahçe’nin tüm savunma oyuncuları sakatlanmış olsa Ferdi ve Osayi’nin ikisini birden kenar beki oynatmayı aklına getirir miydi?”

Vitor Pereira’nın 3’lü oyun düzeninde Ferdi ve Osayi iki kenar oyuncusu olarak gerektiğinde savunmayı beşlemek üzere kanatlarda görev yapıyorlardı.

Osayi değil ama Ferdi özellikle hücumda çok iyi bir performans gösterdi. Osayi’nin de takımın mücadele gücünü yukarı çektiğini söylemeliyiz.

Fenerbahçe hücum yapan bir takımdı, savunma değil. Şanssız gollerle puan kaybetmesi bu gerçeğin üzerini kapattı.

Bu düzen aslında Trabzonspor maçına kadar da fena işlemiyordu.

Ne olduysa, kaybedilen bu kritik karşılaşmanın hemen sonrasında teknik direktörün saha yerleşimi ve futbolcu seçimlerine yönelik eleştirilerin artmasıyla birlikte değişti.

Öyle ki Vitor Pereira giderayak 3’lü savunmadan da vazgeçip, kamuoyunun genel talebi doğrultusunda 4’lü dizilişe döndü ama iş işten çoktan geçmişti bile.

Ferdi de Osayi de elbette kenar beki oynar ama oynamamalı.

Bu başka bir düzen.

Neden başka olduğunu da Vitor Pereira’nın gidişinden beri sahaya çıkan 11 oyuncunun ne yaptığını bilmez, savruk, dağınık, tutuk, yavaş, üretkenlikten uzak umutsuz futbolundan görüyoruz.

İsmail Kartal ilk maç önü açıklamasında “sabır ve zaman” diliyor.

Neden?

Çünkü takım oyunlarında bir düzenin oturması için ekibin daha fazla bir arada olması ve oynaması gerekiyor.

Tek bir 11’den de söz edemeyiz tabii; olmayacak başkaları denenecek, sakat ve cezalıların alternatifleri her zaman kenarda hazır bekleyecek.

Hazır olması için teknik direktörün sahada ne yapmaya çalıştığını kenarda bekleyen oyuncu grubunun da anlaması şart.

Sadece anlamak mı?

İnanması, ikna olması da gerekiyor.

Oyuncu grubu eğer teknik direktörünün iradesine karşı duruş gösterirse saha içinde ayrışmalar, kopukluklar, kendine göre takılmalar görülür.

İşte Fenerbahçe’nin sorunu.

Bir iki hafta önce “Mesut, İrfan Can, Mert Hakan ve Sosa gönderilmelidir” derken bunu anlatmaya çalışıyordum.

Ama futbolda en kolay harcanan zayıf halka teknik direktör olduğundan futbolcu grubu kalır, o gider!

Futbolcular da bu işi iyi bildiğinden ülkemizin gerçeğine göre hareket ederler.

Avrupa futbolunda istikrarlı yapılar teknik direktörün iradesine göre kurulmuş olanlardır.

Kuşkusuz böyle güçlü karakterleri Süper Lige getirmek hiç kolay değil. Kolay olmadığından teknik direktörlere pozitif ayrımcı gücü yönetimler vermelidir. Teknik direktörünün arkasında kaya gibi sağlam durmalı, onu manipüle eden futbolcu grubuna da gerektiği her durumda mesaj vermeyi becerebilmelidir.

Ali Koç’un futbolu bilmediği çok ortada. Bu nedenle bilen bir futbol aklına gereksinim duyuyor. Hep çevresindeki yakın kimi futbol “ulemalarına” kulak veriyor. Vermiyor gözükse de çok etkileniyor. Onların “samimi” mesajları da zaten iletişimin becerisiyle kendisine kolayca ulaşıyor.

Uzun süre hangi teknik direktörle çalışacağına karar verememesinin gerisinde yatan sebep de bu.

Samandıra 2018-19 sezonundan bu yana yönetilmesi, kontrol edilmesi mümkün olmayan, içi fokur kour kaynayan bir yere dönüştü. Samandıra’daki iktidar da sistemi belirleyen güç oldu.

İsmail Kartal’ın elinde sihirli bir değnek yok. Zaten Samandıra’daki güç de buna izin vermez.

64. dakikada Mesut kenarda kendi numarasını gördüğünde “ben mi?” diye soruyor.

Maçta biri zorunlu olmak üzere 8 değişiklik oldu, kimse dönüp de “ben mi?” diye sormuyor. Mesut inanamıyor, soruyor.

Öyle bir futbol ortaya koyasınız ki teknik direktör herkesi şaşırtan bir değişiklik yaptığında tribündekiler gibi siz de bu soruyu kenara sorarsınız.

İsmail Kartal oyunun bu bölümünde yaptığı değişikliklerle Ferdi ve Osayi’yi öne attı.

Aslında Rossi’nin ilk yarıdaki oyun performansını görüp o değişikliği devre başında yapmalıydı ancak bekledi.

Bu katkı Fenerbahçe’nin oyununu hareketlendi.

Golün duran toptan gelmesi de bu sezon Fenerbahçe adına olumlu bir istatistik oldu.

Fenerbahçe’nin artık bir oyun planı olmadığından ve pragmatist çözümler üreterek sezonu olabilecek en iyi yerde tamamlayarak, önümüzdeki döneme doğru işaretler vererek ilerlemesi çok önemli.

Bunun için de Sosa, Gustavo gibi yaşı ilerlemiş futbolcular yerine gençlere fırsat ve zaman vermesi gerektiğini düşünüyorum.

İsmail Kartal çok olumlu bir etki ile geldi takımın başına, bunu kullanmayı bilmesi gerekiyor. Kaybedeceği bir şey yok. Zaten Kulüp bile İsmail Kartal’ı neden seçtiğini anlatmak için iki sayfa metin yazma ihtiyacı duyuyor.



Kategoriler:Spor

Etiketler:, , , ,

1 reply

  1. “Ali Koç’un futbolu bilmediği ortada” demişsiniz; lakin futbolu bilmeyen sadece Ali Koç değil, tüm Fenerbahçe camiasıdır. 20 yıllık Aziz Yıldırım iktidarında bir türlü bulunamayan futbol aklı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan istikrarsızlık yüzünden 115 yıllık kulüp Cumhuriyet tarihinde bir spor kulübünün görmediği büyüklükte bir borca battı. Ali Koç da bu gidişe dur demek için elini taşın altına koydu. Bu noktada futbolu bilmemek; Ali Koç’un bu sorumluğu almasıyla Fener’in sportif alanda başarıdan başarıya koşacağına inanmaktır.

    Yıllar yılı kaderi yetenekli ayakların insafına terkedilmiş bir futbol takımı izledik. Aziz Başkan’ın son 5 sezonunda bilinçsizce saçtığı paralar, üstüne FFP düzenlemeleri derken sonu olmayan bir çukura düştük ve genetiğimize uygun, iki hareketiyle tabela yapabilen kalibrede topçular transfer edemedik. Dolayısıyla, rekabetten düştük, kaybetmeye alıştık, vasatlaştık ve sıradanlaştık.

    Evet, dediğiniz gibi bu kısır döngüden çıkmanın yolu bir teknik direktör takımı olmak ve kararları futbolcusundan yönetimine sorgulanmayan, sonuçlar nasıl tezahür ederse etsin arkasında durulan bir futbol aklına umut bağlamak. Lakin, böyle bir yaklaşım bu camianın genetiğine ters. Bu yüzden, bize bir mucize gerekiyor. O mucize bir futbolcu, hoca ya da yönetici olabilir. Misal geçen sene Sivas’ı yenebilseydi, o mucize Emre olacaktı..

Volkan Özgöçmez için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: