Fenerbahçe ve Jesus Olayı!


Avrupa’nın önemli 5 Ligi; İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya ve Fransa’da genel olarak baktığımızda teknik adamların belirli bir kadro dizilişine sadık kaldıkları daha az rotasyon yaptıkları ve oyun planlarını belirli sayıdaki oyuncu ile sahaya yansıtmaya çalıştıklarını görürüz.

Rostasyon risklidir; her ne kadar Avrupa’nın belli başlı takımlarını “teknik direktör takımı” olarak tarif etmek mümkün olsa da bunlar dahil çoğunlukla yine oyuncular üzerinden planlanan oyunlarla oynanır.

Oyuncu değiştiğinde oyun planının genel anlamda aynı kaldığı sıklıkla görülen bir durum değildir veya çok uzun zamanda oturan bir olgudur.

En bilinen rotasyon uzmanı Guardiola’dır.

Maça göre kadro kurar ve Manchester City’nin sezon içindeki maç planlamasını da gözeterek hem oyuncuların üzerindeki yükü dağıtır hem de aynı oyun planını farklı oyuncularla oynamaya çalışır.

Başarılı da olur.

Ancak bu başarı kaç yılın ürünüdür?

Türkiye gibi teknik direktörün sözde önemli ancak genel ömrünün ortalama 10 maçla sınırlandığı ülkelerde istikrarlı bir yapının kurulması istisnai durumlar hariç mümkün değildir.

Futbol gerçeğinin ülkelerin genel çerçevesine göre ortalamaları vardır.

Futbolun yorumu da bu ortalamaya göre yapılır veya yapılmalıdır.

İtiraf etmek ya da daha doğrusu bunu bir özeleştiri şeklinde ortaya koymak gerekir ki sezon başından bu yana yaptığım Jesus eleştirilerisinde “ortalamalara” bağlı kaldığımı belirtmem gerekiyor.

Bu bizim muhafazakar tarafımızı ortaya koymuş olabilir ancak şahit olduğumuz Fenerbahçe ve Jesus Olayının da standart sapma olarak önümüzde yorumlanmaya muhtaç bir gerçek şekline geldiğinin de tespitini yapmalıyız.

6 Süper Lig, 8 Avrupa maçı toplam 14 karşılaşmada Fenerbahçe standart sapmaya konu olan ve her karşılaşmada bizi daha fazla şaşırtan bir futbol ile sürekli kendini geliştiriyor.

Bunu yaparken de Jesus’un dediği gibi kadroya sonradan dahil olmuş ve şu an yedek kaleci durumundaki İrfan Eğribayat hariç takımdan gitmiş futbolcuların da bulunduğu bu geniş oyuncu grubuyla gerçekleştirmeyi başardığını not etmeliyiz.

Dilimizi ısırarak söyleyelim; bir istisna mıdır, yoksa dönemsel midir bilinmez kuşkusuz ancak şu an işler yolunda gittiği sürece bu durum Jesus’u bir futbol filozofu, bilgini haline getiriyor; bize de önünde saygıyla eğilmek düşüyor.

Özeleştiriye devam edeyim; mesela benim neredeyse eleştirmek için sebep aradığım Rossi’yi bile bu takımın önemli bir parçası haline getirdiği de ortada…

Tabii bu arada Fenerbahçe’nin gerçekten çok koşan, mücadele edenleri ile biraz daha kendine oynayanları arasında da bir fark var.

Yani lafı dolandırmadan yazıya Crespo ile başlayamaz mıydın, dediğinizi daha şimdiden duyar gibi oluyorum.

Haklı olabilirsiniz ancak bu girişi yapmam gerekiyordu.

Dünkü farklı galibiyet için hemen her futbolcu için bir sebep, bağlantı, nüans bulmak mümkündür; ancak Crespo olmasaydı gerçekten maç 5-0 biter miydi diye kendime sormadan edemiyorum.

Mutlaka aranızdan birileri “6-0 biterdi” diyecektir. Hayatın içinde böyle farklı sesler var ama bence ne iş o kadar basit ne de sadece Jesus’un bilgeliği ile açıklanacak nedenselliğe bağlı.

Crespo çok özel bir futbolcu; neredeyse hiç durmuyor.

Fenerbahçe’nin ikinci yarı attığı ilk golde rakibine yaptığı bıktırıcı baskıyı gözünüzün önüne bir getirin.

Rakip için bundan daha ürkütücü bir şey olabilir mi?

İlk müdahaleyi geçiştiriyor, Crespo durmuyor ikincisini yapıyor, oyuncu bir daha atlatıyor ve tam topu uzaklaştıracağı sırada anlık bir dokunuş geliyor Crespo’dan ve artık top Alanyaspor’da değil, Fenerbahçe’de, hücum aksiyonunda. Üstelik eksik de yakalanmış!

Takım halinde her iki taraf biliyor ki Crespo’nun yaptığı o dokunuş Alanyaspor’un fişini çekiyor, biraz sonra oyun genişleyecek ve gol pozisyonuna dönüşecek.

Öyle mi?

Öğlesi, akşam mı kaldı, görmüyor musunuz tribünlerdeki bayram havasını, top çoktan kaleye girdi.

Bu kadar hızlı mı oynanıyor?

Evet, Fenerbahçe olayında işte bu var, birkaç pasta top rakip ceza sahasının içinde veya çevresinde şut atılabilecek pozisyona dönüşüyor.

5 gol, 11’i kaleyi bulmuş 17 şut!

Fenerbahçe işi çözdü mü sorusuna cevap vermek için gerçekten çok erken ancak daha 3 gün önce Crespo’nun oynadığı mevkide Rennes karşısında İsmail Yüksek’in yaptığı mücadeleyi hatırladığımda bir anda içim içimi kaynatıyor; hadi cevabını ver diye.

Rennes karşısındaki Fenerbahçe paranın iki yüzü gibiydi.

Bir tarafta 2-0 geriye düşen; diğer tarafta 2-2’ye getiren.

Ama şu gerçeğin sahada oynayan futbolcu grubu pekala farkında ki Fenerbahçe 2-0 geriye düştüğünde de 2-2’ye getirdiği zamanki futbolunu ve mücadelesini ortaya koyuyordu.

İşte bu yazıyı yazdıran ilham da buradan nedenselleniyor.

Takım 1-0, 2-0, 3-0, 4-0, 5-0 önde veya 0-2 geride fark etmiyor, Fenerbahçe belli bir planı olan ve futbolcu grubundan kim olursa olsun herkesin bildiği bir oyunu oynamaya ve bunun için de sonuna kadar gitmeye kararlı görünüyor.

Kasımpaşa Ligin zayıf takımı diye geçiştirildi, Adana Demirspor kendini pek mağdur hissetti, Dinamo Kiev’in mesleği çoktan bırakması gereken anti futbol uzmanı teknik direktörü pek ağladı; Rennes bitti sandığında yedi golü, Alanyaspor karşısında Fenerbahçe yine bildiğini ortaya koymaya devam etti.

Jesus oyunu izliyor ve hangi mesafede olursa olsun müdahale ediyor.

Fenerbahçe 12 korner atışı kullandı.

İlk yarı Emre ve Rossi’nin organizasyonunda bazı ezberler vardı.

Topun başında 2 oyuncu ile atışa giderken rakip sanki Emre’nin direkt ceza sahasına vuracağını biliyormuş gibi 1 oyuncu ile beklemeyi tercih etmişti.

Takım oyunlarının temel gerçeği nedir; her zaman rakibe karşı 1 oyuncu fazla olacak opsiyonu bul.

Rakip sana bunu altın tepside sunuyorsa yapacağın, 2’ye 1 ile ceza sahasına paslaşarak girmektir.

İlk yarı Emre ve Rossi bu fırsatı değerlendiremezken, muhtemelen devre arası Jesus’un futbolculara ikazından olacak, ilk korner aışında futbolcular 2’ye 1 pozisyonda topu içeri göndermek yerine paslaşarak oynamayı denediler. Alanyaspor bunu görünce kornere bir oyuncu daha gönderdi.

Bu sefer de üst üste 2 atışta Rossi ve Emre 2’ye 2 durumdayken bu sefer de paslaşma ısrarına girdiler. Ta ki kenardan Jesus müdahale edene, topu direkt olarak ceza sahasına gönderin komutuna kadar.

Buralarda önemli oyun bilgisi var ve giderek zenginleşecek, çeşitlenecek diye görülüyor.

Merakla bir sonraki maçı bekleyeceğiz; bu karşılaşma Fenerbahçe’nin Süper Lig’deki ilk önemli sınavı ve eşiği olacaktır.



Kategoriler:Spor

Etiketler:, ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: