Yıllardır aynı senaryoyu tekrar tekrar sahneye koyarak oynayan bir takıma döndü Fenerbahçe.
Öğrenilmiş, yaşanmış onca derse rağmen bir türlü öğrenemeyen, hatalarını kabullenemeyen, belki de anlamayan, yönetemeyen veya yönetilemeyen bir büyüklük!
Gömleğin düğmeleri baştan yanlış iliklendi deniyor ya zaman zaman ortada belki de giyilmiş bir giysi bile yok, her şeyiyle çırılçıplak bir gerçek şeklinde duruyor Fenerbahçe’nin hali pür melali…
Birkaç sene önce “Fenerbahçe şampiyon olmayı hak etmiyor” diye bir manşet atmıştım; kuşkusuz o noktadan hala çok uzakta değil.
Şampiyonluk dediğimiz değerin içi son yıllarda iyice boşaltıldı, örselendi, kıymetsiz bir hale dönüştürüldü; Fenerbahçe oradan bile fazlasıyla geride duruyor maalesef.
Ne kadar adım atmaya çalışırsa çalışsın, olmuyor, yaklaşamıyor bile.
Hata nerede?
Şu en derin gerçeklik ve bir o kadar çaresizlik ki Fenerbahçe yönetilemiyor; çok uzun zamandır bu böyle.
Eskiden en azından başarısızlığın içinde bile istikrarlı bir yönetim şekli olurdu. Artık yok!
Ali Koç’un geldiği ilk sezon gibi; hatırlayın Cocu ile başlayan sezon 10. Hafta yardımcısı Koeman ile devam etmişti. 5-6 hafta sonra da takım Ersun Yanal’a teslim edilmişti.
Bir sezon sonra da yolda Ersun Yanal bırakmış, Tahir Karapınar ile sezon tamamlanmıştı.
Dejavu gibi resmen.
İsmail Kartal’dan Kuyt’a oradan kim bilir kime? Gelecek teknik direktörün bir şansı var mı?
“Mayıs’tan sonra yokum” diyen Aziz Yıldırım’ın burayı toparlayabilme şansı var mı?
Ya da esas sorun da Mayıs’tan sonra olmama halini bu kadar çok dile getirmek olabilir mi?
Mayıs’tan sonra olmayacak bir yönetimin futbol takımı da acaba el yükseltip “Ekim’den sonra yokum” mu dedi dün akşam?
Tam da bu durumda belki de Mayıs’ı bile görmek bir o kadar zor olabilir mi?
Doğa, sadece güçlünün değil adapte olabilme becerisi gösterebilenin hayatta kaldığı bir yaşam alanıdır.
Bugün adapte olabilmenin yolu farkındalıktan, bilgiden, bilgiyi güce dönüştürenden ve aynı zamanda çevre kontrolünden geçiyor.
Fenerbahçe 20 yıl önce çok güçlüydü. Ama bu şampiyon olmak için yetmedi. Üzerine manipülasyonlar kurgulandı. Üstelik o kendisinin zirvede olduğunu sandığı bir süreçte yapıldı.
Bugün o manipülasyonlar hala yapılıyor ama ortada ne öğrenen var ne farkında olan!
Çok acı!
Adapte olmayı beceremediği gibi ısrarla içe doğru bölünmeye devam ediyor.
Fenerbahçe’yi içe doğru bölerek parçalayanlar yıllar sonra çocuklarına bunun hesabını nasıl verecekler merak ediyorum.
Adapte olamadığı için futbolda rakibinin gerisine düşüyor; zayıflıyor, her sezon kırılganlığı daha fazla artıyor.
Ve artık güçlü de değil.
Kadıköy artık çıkışı olmayan bir yer değil; herkesin güle oynaya gelip puanlar alabildiği bir stadyuma dönüştü.
Hatta güvenli de değil oyuncular için.
İşte tam da bu nedenle Fenerbahçe şampiyon olmayı hak etmiyor!
Fenerbahçe’nin bu sezon en çok ihtiyaç duyduğu şampiyonluktu!
En çok onun için çaba harcanmalı, konsantre olunmalı, odaklanmalı, ne gerekiyorsa yapılmalıydı.
Teknik direktör seçiminden başlayıp, oyuncu seçimine kadar…
Kuşkusuz bu değil!
Böyle olmamalıydı.
Fenerbahçe en çok ihtiyaç duyduğu şeyin 10. Hafta sonunda en uzağına düşmemeliydi.
Fenerbahçe’nin temel sorunu yalnızca yanlış kararlar vermesi değil, yanlış kararların sonuçlarından kurumsal bir bilgi üretememesidir.

