19 maçtan kaç türlü ilişki çıkar?


3 Temmuz’a doğru hızla ilerliyoruz. Geride bıraktığımız 355 günlük süreçte birçok şeyin ortaya atılıp kaldığı, üzeri örtüldüğü, sonuca bağlanmadığı ama buna karşın bir an önce de yargılamanın tamamlanarak defterin kapatılmasının istendiğini gördük. Türkiye kendi tarihiyle hiçbir zaman doğru yüzleşemediği, tartışmadığı, doğru yargılama yapamadığı için bir şeyleri hep tersinden, ucundan ve hep yanlış tarafından yakaladı. Geçtiğimiz …

Adil yargılama herkesin hakkı olabilmelidir.


28 Şubat günü dönemin başbakanına imzalatılan kararlar sonrasında omzunda birçok yıldız olan bir general “1000 yıllık bir geleceği garanti altına aldığına” dair bir açıklama yapmıştı. Çok değil, sadece 5 yıl sonra cumhuriyet tarihinin tüm alışkanlıklarını değiştirecek bir iktidar değişimi yaşandı. 28 Şubat ile 8 yıllık eğitime geçiş sağlanmış, bir takım okulun orta öğretim tarafı kapanmıştı; …

“AMK Gazetesi” nasıl okunur?


Ülkemizde milyonlarca insanı peşinden sürüklediğine inandığımız futbol (veya spor) gazeteleri neden yaşamıyor diye sormuştum,  Fotospor Gazetesinin kapanmasından birkaç gün sonra. Ülke genelinde bir okuma sorunu yaşandığı gerçektir. Okumak bir kültürdür ve bu temel eğitimle başlayıp insan hayatına süreç içinde eklenmesi gerekir. Ancak biz biliyoruz ki ne ailede ne okullarda, üniversitelerde ne de yaşamın bir başka …

Özel yetkilendirilmiş PFDK ve Tahkim Kararları


4 Temmuz 2011 gününden bu yana sürecin hukuk, yargılama ve cezalandırma yönüyle ilgili defalarca konuştuk. Açıkçası 2007’den bu yana dokunulmazlara dokunulur tarzında yapılmış tüm operasyonların ve yargılama süreçlerinin başarısızlıkla sonuçlandığını düşünen taraftayım. Neden? Hukuk temelinde adaletin dağıtılması, insanların kendilerini güvenlikte hissetmesi ile ilgilidir. Adalet insanların güvenlik duygusunu kaybettirdiğinde orada hukuktan söz etmek mümkün olmaz. Yasalar …

Asla yalnız yürümeyecek bir adam; Dirk Kuyt


1970’li yıllarda futbol izlemiş olanlar için Liverpool isminin anlamı başkadır. O yıllarda fırtına gibi esen, kendi liginde şampiyonlukları ve kupaları kimseye bırakmayan bir futbol takımıydı. Kevin Keegan, Kenny Dalglish, kaleci Clemence en azından benim için efsanevi oyunculardı. 1977 senesinde Borussia Mönchengladbach ile oynadıkları ve kazandıkları Şampiyon Kulüpler Kupası Finali benim Liverpool takımı ile ilk resmi …

Bugün kendisini savcı pozisyonda görenler yarın sanık olur…


Futbol dünyamızın çok yakından ilgilendiren Dava’da bu hafta oldukça ilginç ifadeler verildi. Çapraz sorgulamalarda ortaya çıkan şeyler aslında bu operasyonun ve sonunda ortaya çıkan yargılama sürecinin hem ne kadar yanlış kurgulandığını hem de bir o kadar gereksiz olduğunu gösterdi. Hiç kuşkusuz bu ifadelerin içinde en önemlisi ve çarpıcı olanı Ümit Karan’ınkiydi. Milliyet Gazetesi’ndeki haberi okuyalım. …

UEFA sopası; dün Fenerbahçe, bugün Beşiktaş, yarın…


9 Kasım 1988 tarihinde Galatasaray, Neuchâtel Xamax’ı 5-0 yenerek Avrupa’da çok büyük bir başarı kazanmasına karşın birkaç gün sonra UEFA’dan gelen şok bir kararla hükmen yenik sayılıp Kupalardan elenmişti. Bu karar o tarihte ülkemizde çok büyük bir tepki ile karşılanmış, hak arama mücadelesi bir anlamda ülkenin temel meselesi olmuştu. UEFA’nın tahkim kuruluna yapılacak itirazla birlikte …

Bir Fenerbahçe modelinden söz edebilmemiz için…


Geçen haftaki yazılarımda Fenerbahçe’nin çeşitli şekillerde mücadele içinde olduğu düşünülen veya varsayılan iki model üzerinde tartışmıştık. İlki cismen bir kimliği bulunmayan ve Fenerbahçe’yi ele geçirme amacı taşıdığı iddia edilen Cemaat’ti, ikincisi de ezeli rakibi Galatasaray. Fenerbahçe temelde zaten kuruluşundan kaynaklanan sebepler yüzünden her ikisinden de farklı bir yerde duruyor. Köklerini toplumun çeşitli katmanlarına kadar ulaştırabiliyor. …

Galatasaray’da Lise’nin merkezi demokrasi modeli


Cemaat tartışmaları ekseninde örgütlü hareket edebilmeyi konuşmaya devam edelim… Ülkemizde tartışmaya değer birçok model olduğunu biliyoruz. Bunların arasında diğerlerinden önemli farkla ayrılan biri var ki konumuz bağlamında değinmeden geçilemez. Kuşkusuz bir köşe yazısının sınırları içinde detaylara girmemiz mümkün değildir. Özü ile ilgili bize fikir veya ilham verecek bazı noktaları konuşmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Bundan birkaç …

Cemaat aynı zamanda bir modeldir.


Örgüt kavramı Türkiye’nin refleksle tepki verdiği bir olgudur. Özellikle 12 Eylül örgütlü insana yönelik gerçekleştirildi. Örgütlü insan, politikleşmiştir; bilinç sahibidir. Bir arada hareket etmeyi öğrenmiştir. En azından güvenlik altındadır; çünkü bilir ki en ufak bir sıkıntısında birileri onun yardımına koşacaktır. Bu kişinin gelecek kaygısı daha düşük seviyeler olduğundan kimliğini daha net bir şekilde ortaya koyabilme …