Hukuk vicdanın kabul etmediği adaletsizliğe dönüşmemelidir!


Hukuk ve adalet kavramları birbirlerini açıklamak için kullanılmasına karşın her zaman aynı anlamlara karşılık gelmezler.

Hukuk için TDK’daki tanımı okuyalım.

20140121-083006.jpg

Şimdi adalet için aynısını yapalım.

20140121-083105.jpg

Hukuk yasama organı tarafından çıkarılan çağın ve dönemin gereklerini işaret eden yasaların toplamıdır. Bu çoğunlukla iktidarın yaptırım yönetme gücü olarak da ifade edilebilir.

Hukukun evrensel değişmez kaideleri insan haklarının temelidir.

Adalet kavramı hukukun yargı erki yoluyla yasaların uygulanmasıdır. Buradaki temel nitelik farkı “hak gözetmek, vicdanın sesini dinlemek” olarak açıklayabiliriz.

Hukuk fakülteleri yasaların nasıl yorumlanması ve en doğru kararın ne şekilde verileceğinin bilgisini öğretir, gösterir veya araştırır.

Adalet bazen hukukun kendisinden kaynaklanan özel nedenlerden ötürü başka şekillere girebilir. Bunu belirleyen dönemin özel durumudur.

Aziz Yıldırım’ın dünkü açıklamalarında belirttiği “İstiklal Mahkemeleri” bambaşka bir süreci anlatır.

Tarihin her döneminde görülmüştür.

Fransız Devrimi sonrasındaki yargılama süreci tam bir hesaplaşmadır. Devrim’in en ünlü aktörü olan Robespierre 21 Ocak 1793’te kralın idama gitmesini sağlayan kişiyken bundan tam altı ay sonra 28 Temmuz 1794’te giyotinden kurtulamayarak idamla cezalandrılacaktır.

1917 Ekim Devrimi bundan daha az bir şey değildir.

27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül Darbe dönemleri kelimenin tam anlamıyla kendi hukuklarını uygulamışlardır.

27 Mayıs’ta Cumhuriyetin bir başbakanı ve iki bakanı asılmıştır.

12 Mart’ta 27 Mayıs’ın da hesaplaşması veya rövanşı olarak kimseyi öldürmemiş üç genç sadece düzene karşı çıktıkları ve bu muhalefet şeklini radikal olarak ortaya koyduklarından idam edilmişlerdir.

12 Eylül’de idam edilenlerin sayısı diğer hiçbir dönemle kıyaslanmayacak derecededir.

Kontrgerilla denilen derin devlet yapılanmasının Cumhuriyet tarihi boyunca yaptığı faili meçhul cinayetler ve bunun adalet mekanizmasıyla buluşamaması da başka bir hukuk konusudur.

Üç gün sonra Uğur Mumcu’nun katledilişinin 21. yılını da geçmiş olacağız. Bu cinayetin arkasında kim ya da ne var hala belirsiz bir sorudur.

28 Şubat başka bir hukukun olduğu dönem oldu.

Ve hiç kuşkusuz 3 Kasım 2002’de iktidara gelen AKP de özellikle %50 oy aldığı 22 Temmuz 2007’den sonra ülkeye kendi hukukunu ve adalet anlayışını yerleştirmeye çalıştı.

20140121-083226.jpg

Şimdi bu hukukun uygulandığı ve iktidar tarafından özel yasalarla kurumlandırılan Özel Yetkili Mahkemeler bizzat o iktidarın en üst seviyedeki kişisi başbakan tarafından “paralel yapılanma” olarak tarif ediliyor.

İşte tam da bu noktada evet bir hukuktan söz etmek mümkündür ancak adalet dediğimiz şeyin çok uzağına düştüğümüz bir yerde olduğumuz gerçeği ile karşı karşıyayızdır.

İşte 3 Temmuz operasyonu ve yargılaması tam da bu hukukun gözler önüne serildiği bir süreç olarak ortaya çıkmış, kristalleşmiştir.

Yargının artık bambaşka bir hukuk ve adelet peşinde olduğunun gerçeği vicdanlarda kapanmaz derin yaralar açmıştır.

Az önce andığımız bütün tarihsel süreçlerin sonunda yargı tarafından mahkum edilmiş ve hayatlarına son verilmiş kişiler bugün kamu vicdanında en değerli yerde kendisine yer bulmuştur.

Bugün 3 Temmuz yargılaması sadece belirli amaca sahip taraflarca kabul edilmekte, toplumun en geniş kesimleri tarafından reddedilmekte, tanınmamaktadır.

Mecliste önemli sayıda grubu bulunan MHP, ana muhalefet partisi CHP’nin genel başkanları ve iktidar partisinin lideri başbakan tarafından ortaklaşa ve bağımsız bir uzlaşma zemininde 3 Temmuz yargılamasının içinde adaletsiz bir durum olduğu ifade ediliyorsa temel bir sorun var demektir.

Buradan çıkan sonuç nettir.

Hukukun evrensel adalet ölçülerini yakalayacak bir yapıya kavuşturularak, kimsenin eğip bükmeyeceği bir düzenlemeyle yeniden organize edilmesi ve yıllardır toplumun vicdanında derin kuşku ve yara açan davaların baştan görülmesi bir adalet gereksinimidir.

Ceza vermek amacıyla “izleyen, kayıt altına alan ve dinleyen” ancak konu adalet dağıtmaya geldiğinde herkesin sesine kulaklarını kapatarak “dinlemeyen” ve kendi bildiğini okuyan sistem yenilenmelidir.


Uzay Gökerman

http://twitter.com/uzaygokerman

Hukuk vicdanın kabul etmediği adaletsizliğe dönüşmemelidir!” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s