Fenerbahçe’den bol gollü rehabilitasyon


Sezona çok kötü başlangıç yapan Fenerbahçe’nin ilk kırılımı Kasımpaşa karşısında aldığı beş gollü galibiyetti; sonrasında yakaladığı hava Feyenoord maçına devam etmiş, peş peşe gelen sakatlıklar takım kurgusunu sürekli bozmuştu.

Advocaat bir taraftan ideal oyun tertibini ararken diğer yandan kadroda bulunan tüm oyuncuları bunun içine dâhil etmeye çalışıyor.

Sadece Advocaat mı; dün nispeten sabah saatlerinde oynayan basketbol maçında takımın koçu Obradoviç yeni transfer Nunnally’e ayrıcalık gösterdiğini fark ettik.

En zor işlerden bir tanesi zaten iyi olan ve kusursuz işleyen düzenin içinde beklentiler bu kadar yüksekken o takımda bir şeyler yapacak, kendisini ispat edecek oyuncu olmaktır. Dün maçın son periyodunda Nunnally kendine verilen fırsatı iyi değerlendirdi belki de üzerine yapışacak ‘acaba olur mu’ sorusunu erkenden bertaraf etti.

İşte Fenerbahçe futbol takımında bu sene Nunnally durumunda koca bir kadro var.


Düşünün Türkiye’ye büyük bir kariyer yaparak gelmiş Van Persie’yi bile sorgulayan kendini bilmez bir spor ortamı var. Bu ortamın aslında sporla ilgisi olmadığını çok iyi biliyoruz.

Fenerbahçe’nin kazandığı her penaltı sonrasında bel altından vuran, onu şaibeli bir organizasyon ile karıştıran zihinleri kirlenmiş bu ortama ait kişilerin geçmişlerinde nasıl ilişkiler içinde olduklarını insan merak etmeden duramıyor.

Bu ortamda eşit şartlarda rekabet edilmesi mümkün değilken iyi niyetle takım olma gayreti içinde Fenerbahçeli futbolcuların bir şeyler yapmaya çalıştıklarını izliyoruz.

Fenerbahçe’nin iyi futbol oynamadığını söylemek ya da konuya bu seviyede buradan girmek de bir başka Türkiye saçmalığıdır.

Mesele ne yapılmaya çalışıldığını anlamak; bunun için sorumlulara zaman ve mekân tanımaktır.

Kötüyse zaten sürecin içine elenip gidecektir; bundan daha kötüsü mümkün değil; bugünkü kadrodan başkasını kurmak ise zaten imkânsızdır.

Bütün istatistikler gösteriyor ki Fenerbahçe maçlarda kalesine en az şut gelen buna karşın en fazla isabet alan takım durumundadır.

Ayrıca sezon başından bu yana hakemlerin Fenerbahçe maçlarına etkisi bu kadar olmasaydı ligin sıralaması da asla böyle şekillenmeyecekti.

İşte böyle bir ortamda taraftarın güçlü desteğinden de uzak Karabükspor karşısına çıktı, Fenerbahçe.

Net bir şekilde iddia edebilirim ki Fenerbahçe taraftarı basketbola sergilediği desteğin ve sevginin yarısını futbol takımına gösterse bugün Fenerbahçe’nin havası tamamen değişir.

Az önce söz ettik; Fenerbahçe kocaman bir acemiler mangasıymış gibi görülüyor ya da gösterilmeye çalışılıyor.

Geçen sene Pereira Van Persie’yi oynatamadı; daha doğrusu oyuncunun doğru zamanda ve yerde pas almasını sağlayamadı. Gerçi bu sezonun başındaki gelişmelere bakarak Fenerbahçe’nin geçen yılın meselesinin bambaşka yerlerde olduğunu da bize gösteriyor.

Van Persie de o pasları aldığında ve attığında neleri değiştirebildiğini…

Takımdaki her futbolcunun üzerlerine yüklenmiş o gerilimin derecesi Aatif’in gol attıktan sonraki yüzündeki ifadede anlam buldu.

Aatif’ın attığı gol Fenerbahçe’nin yıllardır eksikliğini duyduğu hızlı hücumlardaki başarısızlığına da nazire yaptı. Özellikle bu seneki kadronun böyle maçlarda yapacağı hızlı hücumlarla skora yüksek katkı sağlayabileceğini düşünüyorum.

Kuşkusuz dün akşamki maçı çözen adam Skrtel’di. Geriden kaptığı topla ileri çıkıp, pozisyonu sonuna kadar takip ederek devrenin bitimine yakın attığı golle kelimenin tam anlamıyla basketbol takımındaki Sloukas etkisi yarattı.


Volkan Şen çıkarken yüzünde mutsuz bir ifade vardı. Bunun nedeni gol atamamış olmasıydı; işte Türkiye’deki ortamın bir futbolcuyu içine soktuğu gerilim böyle ince ince işleniyor. Oysa özellikle Skrtel’e ve Lens’ verdiği gol pasları gol kadar değerliydi. Zaten Volkan Şen’den beklenen de bu paslardır.

Fırat Aydınus özellikle oynamaya çalışan ile oynatmamak için sahada olan arasındaki farkı şaşırtıcı bir şekilde iyi süzerek yönetti karşılaşmayı.


Koluyla Mehmet Topal’ı omzundan basarak yükselmesini ya da hareket etmesini engelleyen Karabüksporlu oyuncunun hamlesini Türkiye spor ortamının zihni Fenerbahçe saplantısıyla dolmuş bakış açısına rağmen doğru süzdü ya da haftalardır yapılan haksızlığa bir yeni halka da kendisini eklemek istemedi.

Manchester United’ın kazandığı ilk penaltı ne kadar penaltıysa bu o kadar penaltıydı.

O penaltının Fenerbahçe’nin 4 gollü yenilgisine etkisi hangi seviyedeyse bu penaltınınki o derecededir.

Karabükspor Başkanının geçen haftaki Başakşehir maçından sonra değil de neden dün konuştuğunu futbol kamuoyuna açıklamasını bekliyoruz.

Fenerbahçe’nin bu hafta çok önemli bir Avrupa randevusu var. Bu karşılaşma öncesinde aldığı bu gollü galibiyet önemliydi.

Görseller: milliyet.com.tr

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s