Fenerbahçe’nin son kozu Ziraat Türkiye Kupası


Fenerbahçe’nin elinde kalan son hamle olan Kupa’daki dünkü karşılaşmasında sezon boyu devam eden rahatsızlıkların tekrarını izledik.

Fenerbahçe maçlara dağınık, konsantrasyon eksiği ile çıkıyor; büyük maçların aksine. İlginçtir basketbol takımının da buna benzer bir alışkanlığı da var.

Başakşehir bu sezon güçlü takım görünümünde, ligdeki pozisyonu da bunu zaten ispat ediyor. Önceki hafta Galatasaray karşısında alınan 4-0’lık galibiyetin tesadüf olmadığını bize gösterdi ki daha ilk çeyrekte Fenerbahçe karşısında 2-0 öne geçti.

Fenerbahçeli oyuncular durum 2-0’a gelince rakibin kim olduğunu fark ettiler.

Başakşehir’in hatası 2-0’dan sonra daha büyük fark yapabileceklerine yönelik yanılgısıydı; ligin ilk karşılaşmasında olduğu gibi hatta bu maç 2-1’e geldikten sonra oynadığı şekilde takım boyunu daraltıp rakibini sıkıştırabilmeyi başarsa Fenerbahçe’nin sayı bulması güçleşirdi.

2-0’lık skorun rahatlığı ile Başakşehirli oyuncuların dikkat dağınıklığı sırasında Fenerbahçe’nin en güçlü kanadı olan sağdan geliştirdiği atak sonrasında maçı dengeye getirecek gol geldi.

Fenerbahçe’nin sağından söz etmişken Şener’den konuşalım biraz.

Yenilen her iki gol onun savunma zafiyetinden geldi. İlk golde topa vuraması ciddiyetten uzaktı. Bu seviyelerde oynuyorsanız ceza sahasına düşen topu her nereye gönderecekseniz gönderin vurup uzaklaştırabilmeniz gerekiyor; ıskalarsanız yakalanırsınız; hayat gibi.

İkinci golde Cengiz’in en azında yanında koşuyu devam ettirebilmeliydi ancak ağır kaldı.

Şener savunmada bu kadar kötü ve dağınık oynarken başta Galatasaray maçı olmak üzere dünkü Başakşehir randevusunda hücum girişimlerinde gerçekten çok başarılı işler yaptı.

Van Persie’ye verdiği gol pası kusursuzdu.

Ancak iki işi bir arada yapabildiğiniz zaman komple futbolcu olabiliyorsunuz.

Fenerbahçe bu maçı kazanacak pozisyonlar da üretti ancak 2-2 bir anlamda iki takım için de yetti.

Bu sezon bir çok maçta puan kayıplarına neden olan; 2-0’dan sonra Fenerbahçeli oyuncuların oyuna tekrar konsantrasyonu önemliydi.

Başakşehir Cumartesi gününden beri ülkenin gündemine oturdu. Rize’de yaşananlar, oyuncuların medya mensuplarıyla yaşadıkları, futbolcuların aldığı cezalar vs…

Şampiyonluk yarışı devam ederken bu tüden provokasyon kaynaklı olayların olması kuşkusuz düşündürücüdür. Bu durum puanlar eşitken yaşanmış olsaydı kuşkusuz çok daha detaylı analizler ve yorumlar yapardık.

Olayın fitilini ateşleyen diyaloğun Emre Belözoğlu ile başlamış olması da anlamlıdır.

Yaşananları spor kamuoyunun oyuncuların ceza aldıkları maç sayısı üzerinden yorumlamayı tercih etmeleri de ilginçtir.

Türkiye’de medya da yorumculuk da bu kadar işte!

Sözü buraya getirmişken Abdullah Avcı’nın maç boyunca karşılaşmayı yardımcı ve daha çok da dördüncü hakemle birlikte izlemesi, ona çeşitli direktifler vermesi gerçekten farklı görüntülerin ortaya çıkmasına neden oldu.

Kuşkusuz bu duruma esprili bir şekilde karşılık veren Advocaat’a provokasyon yakıştırması yapması Abdullah Avcı’nın zihin dünyası hakkında bize fikir verdi.

Hocamız bu maçı bir defa sadece kendi gözleriyle izlesin ve sonra sahada kim daha provokatif davranmış öyle karar versin.

Bu ülkede tüm teknik adamların Fatih Terim izinden ilerliyor olması da futbolumuzu nereye götürecek göreceğiz.

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s