Bir kere daha olmadı!


Neredeyse artık genetiğine işlendiğini söyleyebileceğimiz bir eşleşme sonrasında Fenerbahçe bir kere daha başaramayarak Şampiyonlar Ligi’ne veda etti.

Böylesi maçlardaki en önemli mesele gol yemeden karşılaşmayı tamamlayabilmektir. O saçma gol olmasa aslında Fenerbahçe kendisine yetecek ya da maçı uzatacak skoru buldu, diyebiliriz. Yemeseydi daha fazlasını da atardı.

Gol yememek için öncelikle merkez orta sahanız geçiş vermeyecek oyunculardan kurulu olacak, oyunu kontrol altına aldığınızda da rakibinize son darbeyi vuracaksınız.

Merkez medyanın önemli yorumcularından biri geçen seneye vurgu yaparak “ikinci bölgedeki öldürücü yavaşlığı“nı aklınca Cocu’nun kurmaya çalıştığı hızlı oyun ile kıyaslıyor.

Aykut Kocaman bu kişilerle arasındaki futbola bakış açısındaki farkı dile getirdiği için istenmeyen adam ilan edildi.

Cocu da öyle bir ön bilgi ile geldi ki belki kendi futbol felsefesindeki doğruları geçen senenin önyargılarını ortadan kaldırmak için uygulayamıyor.

Josef cezalı olmasa bugün merkezde Topal’ın yanında olurdu.

Neydi geçen sene merkez medyanın temel vurgusu “Valbuena neden oynamıyor?

Oysa Fransız geçen sezon kariyerinin en iyi istatistiklerine ulaştı. Oynamayarak nasıl başarırdı?

Geçen hafta Valbuena tam işi bitirecek bu istatistikleri ortaya koyacağı bölümde sahadan çıktı. Çünkü çok yorulmuştu. Kelimenin tam anlamıyla, pili bitmişti.

Demek ki neymiş; ilk 60 değil, son 30’da hamle oyuncusu olarak maça dahil olmalıymış.

Dün akşam da farklı değildi. Valbuena bize bir kere daha ilk on bir oyuncusu olamayacağını gösterdi. Bu onu kötü futbolcu mu yapıyor? Asla! Ancak bizde futbol takım oyunu olarak değil bireysel spormuş gibi izlenip değerlendirildiği için 30 dakikalık performans değeri küçümseniyor.

Mehmet Topal…

Dün diğer ifadesiyle “kazma” Topal çıktıktan sonra Fenerbahçe’nin tüm hücum etkinliği yok oldu.

Böyle yazdık ya hemen şu soru gelir; “ne yani Fenerbahçe Topal ile mi hücum organizasyonu yapıyor?”

Hayır, Topal’ın olduğu yeri bir başkası dolduramadığı, aslında hücum organizasyonlarında merkezdeki yaratıcı futbolcunun Topal’ın sırtına yaslandığı için fark yaratıyor. Tıpkı Alex’in Aurelio ile olan ilişkisi gibi.

Hep ezberler var… Klişe kalıp kavramlar, yorumlar.

Fenerbahçe’nin takım boyu büyüdü. Daha geniş alanda top çeviriyor. Uzun toplarla oyuncular becerilerini zorluyor.

Neymiş ikinci bölgedeki öldürücü yavaşlıktan kurtuluyormuş.

Kaybetmek mesele değil, sorun doğru bilinen yanlışlara bağlı yürütülen futbol bilgisinin yarattığı çelişkili ortam.

Önce bununla mücadele etmek gerekiyor. Çünkü tribünlerdeki 50 bin kişiyi sabırsız hale getiren, gereksiz tepkiler verdirten temel sorun kendini futbol uleması bilen, bütün köşe başlarını tutanların yanlışlarıdır.

Fenerbahçe bu turu geçerdi.

Kaybetti, dünyanın sonu değil.

Herşey yeniden başlar, Fenerbahçe olması gereken yerde olur.

Avrupa Ligi bu sezonun zorlukları düşünüldüğünde kim bilir belki de çok daha uygundur.

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com



Kategoriler:Spor

Etiketler:, , , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: