Fenerbahçe için öğrenilmiş dersler…


Biraz sonra okumaya başlayacağınız yorumları bu sezona dair son kez yazmış olacağım, bir daha da belki önümüzdeki yıllarda yeri geldiğinde örnekleme yapmak için tekrarlayabilirim ama bu sezon bir daha dile getirmeyeceğim.

Fenerbahçe Ankaragücü karşısına geçen sezondan 7 ve devre arasında yapılan transferlerden üç, bu sezon başındaki transferlerden de bir oyuncu ile çıktı.

İlk otuz dakika etkili ve kaliteli paslarla rakibine karşı futbol olarak üstünlük kurarken, tek sorun skor üretememekti.

Bu geçtiğimiz sezonun da başlardaki temel sıkıntısıydı.

Aykut Kocaman bu kadroya ağırlığı sol ayaklı olmak üzere savunma orta saha ve forvet olmak üzere 3-4 takviye ile bu yıl şampiyonluk mücadelesini rahat verecek bir Fenerbahçe olacağını belirtmişti.

Tam 27 hafta sonra o takımın nasıl olabileceğini izledik dün; eksik taraflarıyla elbette.

Neydi bu; orta alanda kaptırılan bir topun savunmanın arkasına atılmasıyla tek pasta yenilen bir gol!

Topu kaptıran ya da müdahaleyi yapamayan bu sefer Mehmet Topal değil, Tolgay; golü yiyen Volkan değil, Harun’du.

İşte biz buna futbol diyoruz. Geçen sezon ile bunu bu kadar birbirine yaklaştıran gerçeklik!

Futbolu böyle izleyip, yorumladığınızda büyük görünen sorunlarınızın ne olduğunu da anlıyorsunuz. Herşeyi sıfırlamak veya değiştirmek yerine sürdürmeyi, devamlılığı seçiyorsunuz.

Geçmişi bugün ile değerlendirmenin geleceğe dair tek önemi budur. Anlayabilmek veya öğrenmek!

Sorunu parçalara bölüp futbolcuların kalitesi ya da vasatlığı ile gördüğünüzde sürekli onların yerini değiştirme veya gönderip yenisini almakla zamanınızı tüketiyorsunuz.

Hasan Ali ıslıklanan, beğenilmeyen, vasatlaştırılan oyuncudan nasıl da bir anda Türkiye’nin sol beki haline geldiğini açıklamak bu şekilde kolay olmuyor tabii.

Futbol Avrupa’da takım oyunu olarak görülüp o şekilde kurgulanıyor. Takım bir organizma şeklinde hareket edebilme becerisi gösterdiğinde en vasat oyuncunun bile etkili bir güce dönüştüğünü görüyoruz.

Tersi?

Messi; Barcelona/Arjantin olayını görmezden gelmek mümkün mü?

Fenerbahçe dün çok kaliteli paslar üreterek rakip ceza sahasının içine kadar girdi. Bunun karşılığı gol ile alamamak ya da yenilmemesi gereken bir gol yemek doğruların üzerini kapatmamalıdır.

Sahada Moses varken Ayew’in alınması, Isla’nın dışarı çıkarılıp, Dirar’ın savunmaya çekilmesi Ersun Yanal’ın sahada olan biteni göremediğinin o kadar güzel bir işaretiydi ki!

İlk yarı işlemeyen düzen bu muydu?

Hayır!

Oyuna çok iyi başlayan Mehmet Ekici’nin 30 dakika sonra belki de moral olarak gerilemesiydi. Ekici Fenerbahçe’nin özellikle duran top konusunda en etkili ayağı olduğu için onu sahada tutmak gerekiyor. Ancak kendisinin da bunun bilincinde olması önemlidir. Gördüğü kart Galatasaray derbisi göz önünde bulundurulduğunda bir profesyonelin yapacağı en ağır hatalardan biridir.

Olan oldu…

Ersun Yanal eğer bir değişiklik yapacaksa Beşiktaş maçından kopya çekmeye çalışmayacaktı; çünkü durum aynı değildi.

Ersun Yanal “burası Fenerbahçe” diyor ve bunu her fırsatta futbolcusuna hatırlatıyor ya işte o gün bugündür; kendisinin unuttuğu yerdedir.

Ankaragücü ile oynuyorsan o zaman orta alanda Tolgay ve Topal ikilisine ne gerek var sorusu tam da yerine oturmuyor mu?

Zajc’ın etkisini bu maçta Fenerbahçe çok aradı. Bence ilk değişiklik oyuncu şablonunu bozmadan böyle yapılmalıydı.

On dakika sonra da Valbuena tercihi olmamalıydı.

Bu bir basketbol maçı değil ki oyundan çıkardığında artık hakkını kullanmış oluyorsun. Moses pozisyona giriyordu; üç sayılık atış yapacak pozisyon üretiyorsan kullanırsın. Girer ya da girmez bu başka bir meseledir. Obradovic üç sayılık atış kaçıranı değil hep atacak durumdayken sorumluluktan kaçanı oyundan çıkarıyor. Buradan alınacak dersi unutacak mıyız?

Bu değişiklikler sonucu değiştirmeye yetmedi. Ersun Yanal yine kazanabileceği bir maçı çeviremedi.

Evet golleri futbolcular kaçırıyor ancak kenarda da sakin kalarak bu maçı kazanmak mümkündü.

Fenerbahçe dün kazanamadıysa etkilerden biri elbette hakem Mete Kalkavan’dı.

Hani deniliyor ya “3 Temmuz’dan sonra sorumsuz harcamalar yapıldı” diye; sezonları böyle görünmez etkilerle kaybedildiğinde yönetim sahipleri değişse de kadere dönüşmesine engel olunamıyor.

Çünkü meseleyi anlamamış oluyorsunuz. Bu yazının içinde nedenselliklerin hepsini az çok özetlemeye çalışıyorum.

Dün Başakşehir’in attığı ve Serkan Çınar’ın nizami bulduğu birinci gol belki de sezonun dönümüydü.

Bu golü belki Fenerbahçe haftaya Galatasaray’a atacak ve muhtemel hakemlerden biri olan Cüneyt Çakır iptal edecek. Etmedi mi daha önce?

Ama Başakşehir attığı sayıldı.

Galatasaray’ın görece daha kolay kazandığı ancak Fenerbahçe’nin alamadığı penaltılar gibi…

Fenerbahçe’nin öğrenmeye ihtiyacı o kadar çok ki!



Kategoriler:Spor

Etiketler:, , , , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: