Mourinho’nun son maçı olan sezonun birinci bölümünde oynanan karşılaşmanın ilk yarısı yine 3-0 sonuçlanmış; ikinci yarı da Gençlerbirliği bir gol bulmuş ve 3-1 tamamlanmıştı.
O maçta gol perdesini Nene açmış, sonra da En Nesyri ile peş peşe goller bulmuştu Fenerbahçe.
Bir anlamda benzer bir mücadeleye sahne oldu Kadıköy’deki Gençlerbirliği maçı.
Talisca’nın penaltısından sonra bu sefer Kerem’in ayağından atılan goller bir anlamda hem ilk yarı hem de ikinci yarının Fenerbahçe adına skorunu belirledi.
Şu soruyu sormak ve cevabını aramak gerekiyor; sezonun o bölümündeki Fenerbahçe ile bu aynı futbolu mu oynuyor?
Kuşkusuz kadro bambaşka bir yere hatta seviyeye geldi.
Ama esas fark Fenerbahçe’nin saha içindeki oyunu yönlendirme ve onu oynama biçiminde ortaya çıkıyor; özellikle de ilk yarıdaki futbol ile.
Bu farkı yaratan oyuncular mı oldu yoksa Tedesco’nun gelişinden sonra Fenerbahçe’de işler değişti mi?
Hangisi?
Soruyu şöyle ifade edelim; kadro değişmeseydi Fenerbahçe aynı oyunu sergileyebilir miydi?
Bir kere Fenerbahçe’nin bu sezon tüm havasını değiştirmiş bir oyuncu var; Asensio.
Geçen hafta nasıl sıkışmış, tıkanmış; zaman zaman kör döğüşüne dönüşmüş bir maçta sahne alarak Fenerbahçe’nin 3 puan ile evine dönmesini sağladıysa Gençlerbirliği mücadelesinde de özellikle orta alanda yaptıkları, takımı rahatlatması, verdiği kilit pasları ve Kerem’in ilk golündeki estetik asistiyle maçın oyuncusu olmayı bir kere daha hak etti.
Uzun yıllardır Fenerbahçe’ye gelen oyuncular oyunu oynamaya çalıştı; Asensio ise oyunu kendisi oynatıyor.
Fenerbahçe’nin futbolu eğer birkaç seviye yukarı çıkmışsa Asensio’nun direkt katkısı var.
Bununla birlikte Fenerbahçe’nin bir takım oyunu oynadığını da söylemeliyiz.
Atılan ikinci ve üçüncü gollerde bunu net bir şekilde görebiliyoruz.
Geçtiğimiz sene kaliteli ve nitelikli pas sorunu vardı.
Sezonun hemen başında da bu sorun ön plana çıkıyor ve önlem alınamıyordu.
Topa daha fazla sahip olmaktan başka bir detay bu!
Fenerbahçe zaten her zaman topa daha fazla sahip olan bir takımdı; gerçi geçtiğimiz sezon Mourinho bilerek bazı karşılaşmalarda topu rakibe bırakıyordu ama istediği sonucu almada zorlanıyordu.
Çünkü Fenerbahçe savunma zafiyetleri olan bir takımdı aynı zamanda; bu hiç değişmiyor.
Nasıl değişsin ki?
Fenerbahçe’nin hala kanat bek ve stoper eksikleri var.
Günümüzde belki birçok Avrupa takımı da bu dertten muzdarip bir şekilde sezonlara başlıyor olabilir ancak Fenerbahçe bu konuda birkaç adım önde duruyor.
Mesela ara transfer döneminde savunmaya herhangi bir ilave olmadı.
Bu nedenle hücum yapamadığı, yorulduğu, maçtan koptuğu veya bitse de gitsek seviyesine indiği anda kalesinde tehlikeler yaşanmaya başlıyor.
Hiç şaşmıyor bu!
İlk yarı Gençlerbirliği’ne top göstermeyen bir Fenerbahçe vardı; ikinci yarı roller değişti ve çok uzatmadan da golü kalesinde görüverdi.
Bu nedenle Fenerbahçe’nin savunma sorunları olduğu sürece hücum yapmaktan başka bir seçeneği kalmıyor.
Gençlerbirliği karşılaşmasına rakibini tartarak ve vitesi yavaş yavaş yükselterek başladı. Her geçen dakika artan baskıyla birlikte atak organizasyonlarını geliştirdi.
İlginçtir; bu maçta kanat beklerinin yani Semedo ve Mert’in ileri çıkışları çok etkili oldu.
Kerem ve Nene merkeze daha yakın oynarlarken sanki bu iki oyuncuya boş alanlar açtılar.
Semedo’yu Çağlar uzun toplarla beslerken Mert Müldür’e daha fazla oyuncunun pas attığını izledik.
Üçüncü golün hemen başında Talisca’nın oyunu açan kilit pasına hareketlerden Mert Müldür, Kerem’e çok güzel bir gol pozisyonu da hazırlamış oldu.
Bu bölümde bu iki oyuncu biraz daha dikkatli olabilseler, ayakta kalmayı başarabilseler fark ilk yarı daha da açılabilirdi.
Pas kalitesi kuşkusuz Asensio’nun yanı sıra devre arasında takıma katılan Guendouzi ve Kante ile de yukarı çıkıyor.
Bu üçlü ile Fenerbahçe Avrupa’nın en iyi orta alanlarından birini kurmuş bile olabilir.
İlerleyen karşılaşmalarda birbirleriyle olan uyumlarının artmasıyla bu orta saha Fenerbahçe’nin oyununa çok daha güçlü bir katkı sağlayacaktır.
Kerem’in haftalar sonra bu maçta bu kadar ön plana çıkarak iki golle sivrilmesi bile bununla bağlantılı olabilir; acele etmeyelim, bekleyelim, görelim.
Haftaya çok zor ve kritik bir deplasman var.
Fenerbahçe Trabzonspor virajını dönmeyi başarırsa önünde Beşiktaş maçına kadar öyle bir yol açılıyor ki gerçekten kendini bambaşka bir yerde bulabilir.
Ancak zor bir deplasman; sadece futbol olarak değil, psikolojik bakımdan da güçlü kalarak çıkılması gereken bir yer.

