“Fenerbahçe-Galatasaray Depremi” yaratacak fay üzerindeki gerilim


30 Temmuz 2012

Son bir sene özellikle Fenerbahçeliler için çok zor bir süreçti. Bu zaman boyunca her şeyi yaşadılar; Nazım Hikmet’in şiirinde yazdığı gibi “Ateşi ve ihaneti” gördük diyen taraftaydı; Fenerbahçe ve Fenerbahçeliler…

3 Temmuz süreci ve davasının sonuçları ortadadır. Tek taraflı bir suçlu yaratan, üstelik suçu bile tarif edemeden insanlar üzerine çamur atan, yargılananlar tarafından adalete karşı güveni sarsan bir kararla sona ermiştir; şimdi bu kararın onanması veya bozulması süreci başlamıştır.

Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki kırıklık Kuzey Anadolu Fay hattı gibidir.

Bu fay hattının belirli bölgesinde sürekli yeni kırılmalar ve depremler olur. Ancak hiçbir dönemde 3 Temmuz’dan bu zamana geçen süredeki kadar potansiyel bir gerilim biriktirmemişti.

Geçen sezon 12 Mayıs tarihi birçok bakımdan suni bir deprem yaratıp, bu gerilimin boşaltılması için fazlasıyla tetiklenmişti. Ancak o gün dahi bu iki kulüp karşı karşıya gelmediler.

Fenerbahçe taraftarının 12 Mayıs günü duruşu bunu engelledi. Ama başka bir deprem etkisi yaratması da önlenemedi.

2 Temmuz’dan bu yana kamuoyu Aziz Yıldırım’ın ne söyleyeceğini merakla bekliyordu. 26 günlük suskunluk Yüksek Divan Kurulu toplantısında sona erdi.

Aziz Yıldırım’ın konuşma yapmak için kendi kongre üyelerinin bulunduğu toplantıyı seçmesi tarihi anlam bakımdan önemli bir detaydır.

Başkan üyelerine sürecin içinde neler yaşadığından çok bu süreci yaratan etkenleri, sebeplerini anlatmayı tercih etti.

Burada eylem içinde olanları isimleri verdi. Bu isimlerin cevap vermeleri, alınganlık göstermeleri elbette eşyanın doğasına uygundur.

Biz neyi kaybettik?

3 Temmuz sürecinde ortalıkta temiz futbol yalancısı bir takım kişiler gördük. Bu kişilerin derdi eğer esaslı bir temizlik yapmaksa işe önce kendilerinden başlamalıydılar.

Çünkü 30-40 yıl boyunca bu sistemin içinde olup, ondan beslenip, palazlanıp, tosun olup tertemiz kalamazsın.

Adama tarih şu soruyu soracaktır; “senin 3 Temmuz’da ne yaptığını merak etmiyorum, 3 Temmuz öncesinde neredeydin ve sürece ne şekilde katkın olduğu onun cevabını ver bana!” diyecektir.

“3 Temmuz’da ne yaptın?” sorusunu cevaplayacaklar Fenerbahçeliler olacaktır.

Bu iki sorunun “muhatapları” bu soruyu iyi düşünüp kendi içlerinde cevaplandırmaları gerekiyor. İlan etmelerinin bir anlamı yoktur. Çünkü içi ve dışı bir olmayan insanlar tanıdık bu süreçte ve artık ne söylediklerini öneminin kalmadığını çok iyi biliyoruz. Onlar vicdanlarıyla baş başalar.

Galatasaray ve sonra da Trabzonspor…

Bu süreçte özellikle Fenerbahçe’nin suçlu çıkması için ellerinden geleni yapmaktan çekinmediler.

Oysa aynı gemide veya güncel deyimiyle havuzda bir arada yaşanıyor.

Arada ekonomik bağlantılar var. Küresel liberal ilişkiler herkesi birbirine bağlı hale getirdi.

Bunu taraftar için yazmıyorum; taraftarlık bir gönül, fanatizm işidir, çoğu zaman akılla hareket etmediği gibi düşünce olarak rasyonellik beklemek doğru olmaz.

Yönetici taraftar gibi duramaz. En iyi örneğidir 3 Temmuz sürecindeki Fenerbahçe taraftarı ile yöneticinin tavır alış şekilleri. Fenerbahçe taraftarının dik duruşu olmasaydı belki bu süreç savcının dediği gibi 3-4 ayda istenilen mecrada sonuçlandırılırdı. Ama öyle olmadı.

Taraftar her zaman doğru yerde durmayabilir. Öyle zamanlarda da yöneticiler devreye girer.

Örneğin ezeli rakibin çok zor duruma düşmesi taraftar için mutluluk kaynağı olabilir. Fenerbahçe’nin yaşadığı şeyin birçok Galatasaraylı, Beşiktaşlı için hala keyif vericidir.

Ancak yönetim mekanizmasında böylesi bir keyif alma duygusu olmaz.

Sn. Ünal Aysal’ın 3 Temmuz’dan çok kısa bir süre sonra yaptığı açıklamalar umut vericiydi; ama sonra ne olduysa ateşi üfleyerek söndüremezsiniz diyerek kendini ve kulübünü bir anda sürecin dışına çektiği gibi net karşı duruş gösterdi.

Oysa eğer aynı havuzun içinde yüzüyorsanız orada boğulma tehlikesi yaşayan biri varsa yapılacak ilk hareket ona doğru gidip yardım elini uzatmaktır. Çekilip uzaktan izlemeyi seçerseniz bu duruş yaşam tehlikesi altındaki kişi tarafından olduğundan çok farklı anlamlarda da değerlendirilir.

Ölüme terk ettiğiniz kişi için “muhatap almıyoruz” demek gerçekçi olmaz.

Bir sene oyunca bunun temiz futbola hizmet etmenin ötesinde yepyeni gerilimler yaratacak bir süreç olduğunu sürekli yazdık, konuştuk.

Ortaya çıkan şey bu gerilimin fay hattında yaratacağı depremdir.

Bu gerilimin biriktirilmesine izin verilmemeliydi.

Şimdi dışarıdan süreci izleyenlerin bu gerilimi düşürücü hareketlerde bulunmaları gerekiyor.

http://spor.milliyet.com.tr/-fenerbahce-galatasaray-depremi–yaratacak-fay-uzerindeki-gerilim/uzay-gokerman/spor/sporyazardetay/30.07.2012/1573662/default.htm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s