“Aslında cinselliğimiz bedenimizden daha çok zihnimizdedir.”


100618-3-4-e8a71Başlık bana mesaj olarak gelmiş bir görüşten alınmadır. Bir taraftan cevap verirken diğer taraftan da konu üzerinde düşünmek istiyorum. Mesajın kaynağı benim düzenli olarak yazdığım İndigo Dergisi Mart ayı sayısında çıkan Kadının kurtuluşu: Erkek gibi olmak mı? başlıklı yazım.

Başlıkta ifade bulan “cinsellik” kadın erkek zıtlığına yönelik bir vurgu olarak kullanılmıştır. Mesajdan bir alıntıyla devam edelim.

Toplumun kendini biçimlendirme çabası süreci ve kaos. Hani o mükemmel toplum düzenini kurma gayreti. Her birimize biçilmiş standart bir çift rol. Kadın – Erkek. Karşı (!) iki cins.

‘’Karşı cins‘’ terimi ne kadar doğru bir deyim acaba?

Fizyolojik özelliklerimizin dışında ne kadar farklıyız? Ya da gerçekten gece ile gündüz, ak ile kara gibi birbirine zıt varlıklar mıyız?

Temelde insan varlığı ya da sınıflandırması içinde toplansak da her türlü pozitif yaklaşımımıza karşın kadın ve erkek diyalektikteki karşıtların birliği gibidir. Karşıt olmak aslında kötü algılanması gereken bir olgu da değildir. Varoluşumuzun ihtiyaç duyduğu bir nedenselliktir. Doğru tanım yapabilmenin ölçütlerinden biridir de.

Kadın ve erkek bir elmanın iki yarısıdır şeklinde yorumlanamayacak kadar birbirinden farklıdır.
Bizi birbirimizden ayıran en temel fark evet fizyolojik farklılıklarımızdır. Ama tam da buradan hareketle yeryüzünde duruş alışımızdan tutunda, hormonal yapımız , sosyal yerimiz, anlayış, algılayış, bilgiye yönelimimize varıncaya kadar sayısız ayrışmalar ya da farklar mevcuttur.

Tekrar vurgulamak gerekirse ben bunu olumsuz bir şey olarak gömüyorum. Esas olumsuzluk benim kendi yazımda da altını çizdiğim gibi cinslerin birbirlerine benzemeye, benzetilmeye, aynılaştırmaya ya da yerine koyulmaya çalışılmasıdır. Kadınlar kendi kurtuluşlarını ya da eşitliklerini ararken kadın olma farkını da ortadan kaldıracak bir tutum içine girmiş olmalarıdır.

Kadın kadın gibi erkek de erkek gibi davranmadığı için arada oluşan gerilim ilişkilere yansımaktadır. Kuşkusuz bu yetiştirme, çeşitli saplantılı fikirler, geleneklerle de zihnimizde yer etmiştir ve dönüşümün başlaması gereken yer yine orasıdır.

Başka bakış açısıyla…

Bir olmak ve Bir’den var olmak tüm tasavvufi inanç sistemlerinde vardır. Ancak Bir çeşitli tezahürlerle ayrışmaya kendi zenginliğini tüm görkemiyle göstermeye de çalışır. Evrensel olanın ne kadar çeşitlilik içerdiğini ve bütün bunların kainatta ne büyük haz kaynağı olduğunu da görebilmeliyiz.

Eşitlik özlemi yaşamın her noktasında vardır. Bu denkliği bozan şey ise kurulu düzenlerin temel sorunudur. Gerçek demokrasinin ancak insanlar arasındaki her türlü ayrımın ortadan kaldırılmasıyla olabileceğini görebilmeliyiz. Bu asla bize bugün anlatılan demokrasi bilgisiyle uyumlu bir şey değildir.

Kuşkusuz başka bir şeydir.

Eşit ve aynı olmak birbirinden farklı durumlardır.

Bu nedenle de cinselliğimizin bedenimizden (yani yaradışılımızdan – bunun derin anlamı içine her türlü düşünce sistemini yerleştirebilirsiniz)) kaynaklanan bir fark olduğuna inanıyorum. Zihnimizde olan şeyin de mesaj sahibinden yapacağım alıntıyla eşitliği bozan olduğunu söyleyebiliyorum. Yani zihnimizdeki düşünceyi değiştirdiğimizde o eşitliğin iki ayrı varoluş öznesi olarak yine ortada duracağına inanıyorum.

Uzay Gökerman
Atıf yapılan yazının linki: http://www.indigodergisi.com/uzay230.htm

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s