“Damarlarımızdan ne kadar komünizm akıyor?”


“Haziran kalkışması Türkiye halkının önemli bir bölümünün aydınlanma değerlerine sahip olduğunu, sınırsız demokrasiye tutkun olduğunu, paylaşımcı olduğunu, kamucu olduğunu (yani geçmişten gelen varlıkların kapkaççılar tarafından yağmalanmasına) karşı olduğunu, bu anlamdaki bir kapitalizme de karşı olduğunu, bu kapitalizmin siyasi iktidar tarafından temsil edildiğini de teşhis ederek ortaya koydu. Sınırsız demokrasi, paylaşımcılık, ihtiyaca göre dağıtım, kamuculuk, aydınlanmacılık… Bunların heyet-i umumiyesi – katılımcılar o algılama içinde değil ama- komünizmdir. Bunların hepsi Türkiye toplumunun bünyesinde bu değerlerin kendiliğinden yerleşmiş olduğunu gösteriyor. Birleşik Haziran Hareketi’nin ana çerçevesi budur. Gezi Hareketi bu ittifakı tam simgelemektedir.” (1)

Bu alıntı Prof. Dr. Korkut Boratav’ın dün Hürriyet’te çıkan söyleşisinden yapılmıştır. Biraz daha okumayı sürdürelim.

“Damarlarımızda komünizm akıyor, bu halkı bu derecede yoz bir karanlığa mahkûm etmek mümkün değil. Haziran kalkışmasının insanları yok olmadı, hala bir aradayız. Bir buçuk yılda da değerleri değişmiş olamaz. Onun için Türkiye için iyimseriz. Yunanistan’da SYRIZA’nın etkisi Avrupa’ya dalga dalga yayılırsa Türkiye toplumu, Ortadoğu coğrafyasının değil, Avrupa coğrafyasının bir parçası olduğunu umarım fark edecektir. Bu da bizim için güzel bir ümit noktasıdır.”

Türkiye’de düşünsel anlamda bir zenginleşme olduğuna şüphe duymamak gerekiyor. İnsanlar geleceğe dair daha fazla sorguluyor, fikir üretiyorlar. Bunlar gerçekten önemlidir. Bir fikir ne kadar sıradan, uç, alışılmadık belki saçma görünürse görünsün tartışılması gereklidir. Bilim merakın, sorgunun, kuşkunun olduğu yerde gelişip büyür.

Cumartesi günü paylaştığım yazıda “HDP bir sol parti olarak mücadele veriyor olsa da asla Syriza gibi sosyalist değildir. Hatta yukarıda da değindiğimiz gibi (Kürt) sermaye(si)nin üstyapısal kurumuna çok daha yakın olacağını söyleyebiliriz.” (2) Şeklinde bir tespitte bulundum. Kuşkusuz peşinden de bir sürü eleştiri geldi. Yanlış bir şey iddia ediyor olsanız bile bu insanların zihinlerine dogmadan farklı bir soru bırakabiliyorsa bu önemlidir.

Sn. Hocamız da bir tespitte bulunuyorlar; açıkçası kendisi kadar iyimser olamıyorum ya da onun gördüğünü göremiyorum. Hatta aksine Türkiye’de eksiğin, iddia ettiği gerçekler olduğuna inanıyorum.

Gezi kendiliğinden gelişmiş, müthiş bir pratikti ve son 25 yılda Avrupa coğrafyasında görülmüş, süreci çerçevesinde, ilk halk hareketiydi. Eşi benzerinin olduğunu da sanmıyorum.

1 Haziran akşamüzeri polis Taksim’den çekildikten sonra başlayan ve yaklaşık on güne yakın bir süre devam eden bir komün ortamı yaşandı.

Olumsuz ve olumlu yanlarıyla çok önemli bir birikim oldu.

Çok etkilendim ve fazlasıyla da tecrübesinden yararlandım.

Gezi komündür ancak bu orada yaşayan insanların damarlarından komünizm aktığı anlamına gel(e)miyor. Hatta ilk günün heyecanından sonra devam eden günlerde Gezi’nin içinde yaşananlar bunun tam aksini anlatan veya gösteren sorunlarla doludur.

Sonunda bu komün öyle ya da böyle dağıtılacaktı ancak düştüğü enerji seviyesi itibarıyla zaten bir çözülme yaşanıyordu ve polisin müdahalesine direnç baştaki kadar olamadı.

Buradaki en önemli çıkarım şu olmalıdır; Anadolu insanı gerektiğinde milyonlarcası eşzamanlı olarak sokağa çıkıp tepki göstermesini de bilir. Bu çok önemli bir kazanımdır.

Hocamız bir tespit daha yapıyor.

“Bugün Türkiye’de sosyalist hareket kendi geçmişini, önce 1960’lı 70’li yıllara hatırlamalı. 60’lı yılların kökeninde de Türkiye’nin daha önceki saygıdeğer sosyalist hareketleri vardır.” 

Geçmişte yaşanan bütün pratikler değerli ve önemlidir. Ancak hiçbiri geleceğe bir referans olamıyorlar. Zaten esas yanılgımız da hayata bu paradigma çerçevesinde yaklaşıyor olmamızdır. Biz tarihi bir yerde bırakmasını bilemiyoruz. Sürekli tekrarlar etmesini istiyor, bekliyoruz.

Kapitalizm-liberalizm pratiğinin sosyalizmden farkı da buradadır.

Hep geri beslemeleriyle yeni bir süreç yaratma disipliniyle hareket etmektedir egemen sınıflar.

Tahmin ediyorum Gezi pratiğini kendileri için çok daha yararlı süreçlere dönüştürmek için kafa patlatıyorlardır.

Ancak sosyalistler ne yapıyor; yeniden bir Gezi örgütlemesi yaratabilir miyiz, bunun katılımcılarından yeni bir örgütlenme, bilinç yaratabilir miyiz diye sürekli geriye dönerek bir arayış sergiliyor.

Oysa yaşam hep ileriye doğru hareket ediyor.

Gezi’nin içinde bir ideoloji var mıydı?

İdeoloji olsa bu kadar kitleselleşebilir miydi?

Sosyalizm Gezi hareketinin neresindedir?

Bunlar üzerinde sıklıkla düşünülmesi, doğru cevapların aranması gereken sorulardır.

Hiç kuşku duyulmaması gereken bir şey de; Gezi’nin içinde bir ideoloji olsaydı Türkiye bugün başka bir gerçeği yaşayacak olmasıdır.

Türkiye’yi, insanımızı her yanlış tahlilimizde, kafamızdaki belirli modellere uydurmaya çalıştığımızda alerjik reaksiyon gibi tepki veriyor.

Birleşik Haziran Hareketi, Gezi’den doğmuş olsa da Gezi’ye olduğundan fazla anlam yükleyerek örgüt ve ideolojik çerçeve çizmek işte bu alerjik reaksiyona neden olabilir.

“Öyle değil, böyle hiç değil, peki nasıl” sorusunu duyar gibiyim.

Yunanistan’daki Syriza gibi İspanya’da hızla iktidara alternatif hale gelen bir Podemos var. Neymiş okuyalım mı?

“…geçen yıl 16 Ocak’ta kurulan Podemos, İspanya’da 2011-2012’de meydana gelen Indignados (Öfkeliler) adlı sokak hareketinin ardından ortaya çıktı. Sokağa çıkan milyonlarca kişi herhangi bir parti tarafından temsil edildiğine inanmıyor, yolsuzluk ve eşitsizlik vurgusu yapıyor ve İspanya’nın siyasi arenasında ciddi bir değişiklik talep ediyordu. İşsizlik 2011’de yüzde 20, 2012’de ise yüzde 26 olarak açıklanmıştı (2014 sonu itibarıyla resmi rakamlara göre Türkiye’deki işsizlik oranı 12,7’dir (3)) ve gençler bu düzenin değişmesini istiyordu. İşte Podemos, tam da bu “öfkelilerin” taleplerini yönlendirebilecekleri, özellikle gençlerin siyasette yer bulabildiği bir parti olarak kuruldu. Eğitimciler ve aktivistlerin bünyesinde bulunduğu Podemos, yalnızca bir yıl içinde, 32 yıldır iktidarı aralarında değişen Halk Partisi ve Sosyalistlere meydan okuyabilmeyi başardı.” (4)

Yunanistan’da Syriza, İspanya’da Podemos hareketlerinin altında rejime, düzene karşı çok ciddi bir muhalefet, tepki var bu aynı zamanda o ülkelerin insanların hayat kalitesini etkileyen ekonomileriyle de ilişkilendirilebiliyor.

Avrupa’da 2008 krizinden sonra başta Yunanistan olmak üzere, İspanya, Portekiz, İrlanda gibi ülkeler çok etkilenmiştir. İrlanda %-3,5, Portekiz %-7, İspanya %-7,5, Yunanistan %-25 küçülmüştür. Elbette bunun sonuçları toplumsal reaksiyon olarak kendisini gösterecektir.

Oysa biz her ne kadar çok istesek de hatta Avrupa’da eşi benzeri olmadığı yorumunu yapsak da Gezi dediğimiz şey bundan çok daha farklı ve başkadır.

Biçiminde tepkisellik, kitlesellik olsa da özünde ayrıdır.

Bugün ülke içinde oyunu artırarak meclise girme hesapları yapan HDP dışında ki onun Gezi’de ne kadar temsil edilmiş olduğu da tartışmalıdır, Haziran 2015 seçimleri için iktidarı zorlayacak, konuşacağımız bir hareket var mıdır?

Türkiye’de yaşanan ve belki de çok daha ağır olan yoksulluk, işsizlik, ekonomik gerçekler kitleleri Yunanistan’da İspanya’da olduğu gibi sokağa dökemiyor. Hatta aksine iktidar partisinin aldığı oy oranının gerisinde bu insanların ekonomik anlamda da sistemle entegre olmasının büyük etkisi var.

Daha önce de yazmıştım, Türkiye’de sınıflar batı toplumlarında, ülkelerinde olduğu gibi net bir şekilde ayrışmış, bölünmüş değiller, bunu özellikle “bilinç” anlamında yazıyorum.

Gerçek bu ve buna uygun politikalar üretmeniz şarttır.

Düşünmeye devam edeceğiz.

(1)   http://www.radikal.com.tr/ekonomi/korkut_boratav_sosyalistler_chp_ve_hdpnin_secimlerde_cephe_kurmasi_lazim-1284772

(2)    http://blog.radikal.com.tr/politika/hdp-sosyalist-sola-dair-boslugu-doldurabilir-mi-87928

(3)    http://www.milliyet.com.tr/turkiye-de-issizlik-orani-artti–gundem-1984660/

(4)    http://www.radikal.com.tr/dunya/syrizanin_ispanyol_kardesi_de_iktidara_yuruyor-1284197

http://twitter.com/uzaygokerman

uzaygokerman@gmail.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s