Sudaki İz; 30 yıl önce yapılmış itiraf!


Sudaki İz isimli romanı 30 sene önce okumuş olsaydım büyük bir ihtimalle bugün böyle bir yazı yazılmayacak olurdu. Sudaki İz, 1985 yılında yayınlanmış. Kitabı aradan 30 yıl geçtikten sonra okuyorum. Her neyi yapıyorsanız tam ve olması gereken zamanı oluyor. 1985’li yıllar benim lisede olduğum tarihe denk geliyor. 12 Eylül darbesi yapılmış, Türkiye’yi belli bir düzene …

Kadınların gizemli hafıza bahçelerine girmenin yolu…


Bir erkek için en zorunun aşktan kaynaklanan tutkuyla bağlı ve çok sevdiği bir kadına tam anlamıyla ulaşamamak olduğunu yaşayarak öğrenmiş kişilerdenim. Hiç kolay değildir bir kadınının neyi istediğini bilmek; seni veya bir başkasını nasıl ve neden sevdiğini hissedebilmek. Belki de sırf bu yüzden hep tam sınırlarda yaşadım. Bir kadının düşüncelerinin bahçelerinde gezinmek nasıl bir şeydir …

Kadın; ne kadar yakın olursan, düşüncesi senden o kadar uzaklaşır!


Yıl 1851, 30 yaşında bir yazarsın… Fransız Devrimi’nin üzerinden 62 yıl geçmiş ve eline kâğıt kalemi alıp Emma Bovary isimli bir karakter yaratarak, onun iniş çıkışlarla dolu “kadınlık” ruh hallerini anlatan, daha önce belki de hiç denenmemiş bir tarzda mor renk ağırlığı olan, feminen bir roman yazmaya karar veriyorsun. Neden? Bir eser okurken, onun estetik …

Orhan Pamuk’ta bekâret sorunu…


"Füsun'un sıcaktan ve sevişmekten ter içinde kalmış omzunu öpmüş, onu arkadan yavaşça sarmış, içine girmiş ve solkulağını hafifçe ısırmıştım ki, kulağına takılı küpe uzunca bir an sanki havada durdu ve sonra da kendiliğinden düştü. O kadar mutluyduk ki, o gün şekline hiç dikkat etmediğim bu küpeyi sanki hiç fark etmedik ve öpüşmeye devam ettik." Bu …

Aldatmak; kadının özgürleşmesi mi yoksa toplumun çözülüşü mü?


Ahmet Altan'ın Aldatmak isimli romanını çıkar çıkmaz 2002 yılında okumuştum. Yazarın okuduğum tek kitabı olması nedeniyle edebi kişiliği hakkında derinlemesine tahliller yapmam kolay değil. Ancak bu eksikliği çok kısa sürede bilinen üç eserini okuyarak kapatmayı da kendime vazife edindim. 1923'te kurulmuş Cumhuriyet/kapitalizmin kendini bulması 90'lı yıllara rastlıyor. Aslında bu topraklarda yaşayan insanların 20. Yüzyılda yaşadığı kişiliğini ve …

Big Boss; gerçeği bilmek sizi gerçekten özgür kılacak mı?


“Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki çok sayıda eğitimli, vasıflı insan gerçeği saygı duymaya değer bir şey olarak görmüyor. Politikacılar ve halkla ilişkiler mensupları tipik olarak saçmalığın, yalanın ve diğer tür sahtekârlıkların, dolandırıcılığın en üretken mensupları… Gerçek olmadan yaşayamayız. Gerçeğe sadece nasıl iyi yaşayabileceğimizi anlamak için ihtiyaç duymayız, hayatta kalabilmek için de ona ihtiyacımız var. Ayrıca …

“Bir sırrın olduğunu sezdir ki kadınlar seni sevsinler.”


Onunla ilk defa 2001 yılında Ege’nin gizemli ilçelerinden biri Söke’de karşılaşmıştık. Avukatlık yaptığı İstanbul’dan 1980’de ayrılmadan kısa bir süre önce çok büyük bir yıkım yaşamıştı. Onun Söke’ye geldiğindeki yaşıyla benimkinin aynı olmasının bir tesadüf olmadığını insanların hayatlarında belli dönemlerde yaşadığı çöküşlerin hep bir yaş aralığına denk geldiğini düşünmüş ve not etmiştim bir yere. Şimdi o …

E-kitap okumanın modern biçimlerinden biridir, kitaba alternatif değildir.


Değerli Semih Gümüş, bu hafta RadikalKitap Eki'ndeki köşesinde karmaşık duygularla bir yazı kaleme almış. İçeriğinde yer yer umudun ve umutsuzluğun, geçmişe ait nostaljinin, geleceğe dönük karamsarlığın sıklıkla hissedildiği ancak geleneksel kural olarak yine de küçük bir kıvılcımı ihmal etmeyen bu yazıda konuşulması gereken önemli konular var. Onlardan birini seçtim bu yazının içinde; bu şekilde bir …

Nasıl kitap okumak istersiniz; basılı şekilde mi e-kitap olarak mı?


Moskova Metrosu'nda en çok dikkatimi çeken görüntülerden bir tanesi hemen herkesin elinde bir kitap, dergi, kitap okuyucu araç ile bir şeyler okuma gayretinde oluşuydu. Oysa örneğin İstanbul Metro veya Metrobüslerinde kitap okuyan yolcu sayısı neredeyse otobüs başına bir ya da iki kişiyi geçmiyor. Zaten ülkemizdeki kitap okuma oranı göz önünde bulundurulduğunda bunun çok da garipsenecek …

Gelecek için hâlâ bir “Germinal” var mı?


"Cana can katan o nisan sabahında gökteki alevli yıldızın gönderdiği ışınlarla yanıp tutuşan uçsuz bucaksız ovanın dört bir yanından derin bir uğultu yükseliyordu. İnsan bitiyordu topraktan, gelecek yüzyılda ürün vermek üzere yavaş yavaş filizlenen, pek yakında yerküreyi sarsarak başverecek olan, öç almak için yanıp tutuşan, kapkara insan ordusu boy atıyordu." 13 Mayıs gecesi Soma'da henüz …